Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatına bağımlı ülkelerin ekonomilerinde ağır bir maliyet oluşturmaya başladı. Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından Hindistan, 2026'nın nisan-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine neredeyse eşit miktarda ham petrol satın almasına rağmen 28,7 milyar dolar daha fazla ödeme yaptı.

Altı aylık ithalat faturası 90,6 milyar dolara ulaşırken, tüketimdeki gerilemeye rağmen enerji maliyetlerinin artması dikkat çekti. Yeni veriler, petrol fiyatlarındaki yükselişin ithalat miktarı değişmese bile ülkelerin dış ticaret dengeleri üzerinde ne kadar büyük baskı oluşturabildiğini gösteriyor.

Hindistan Petrol ve Doğal Gaz Bakanlığına bağlı Petrol Planlama ve Analiz Biriminin 16 Ekim'de güncellenen verilerine göre ülke, 2026-2027 mali yılının ilk yarısını kapsayan nisan-eylül döneminde 122,7 milyon ton ham petrol ithal etti. Geçen yılın aynı döneminde ithalat 121,8 milyon ton seviyesindeydi. Böylece satın alınan petrol miktarı yalnızca yüzde 0,7 artarken, ithalat için ödenen tutar yüzde 46,3 yükselerek 61,9 milyar dolardan 90,6 milyar dolara çıktı.

İki dönem arasındaki 28,7 milyar dolarlık farkın neredeyse tamamı, uluslararası petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı. İthalat faturasının toplam miktara bölünmesiyle hesaplanan ortalama maliyet, ton başına yaklaşık 508 dolardan 738 dolara yükseldi. Başka bir ifadeyle Hindistan, önceki yılla hemen hemen aynı miktarda petrol alırken her ton için yaklaşık 230 dolar daha fazla ödemek zorunda kaldı.

Üstelik yüksek ithalat faturası, ülkede petrol tüketiminin hızla arttığı bir dönemde ortaya çıkmadı. Nisan-eylül döneminde petrol ürünleri tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,3 azalarak 114,8 milyon tona geriledi. Buna karşılık ülkenin ham petrol ve kondensat üretimi 14,2 milyon tondan 13,7 milyon tona düştü. Yerli üretimdeki gerileme, ithalat bağımlılığının yüksek kalmasına neden olurken Hindistan'ın tüketim bazında ham petrol ithalatına bağımlılık oranı yüzde 88,1 oldu.

İthalat maliyetlerindeki artışın en belirgin olduğu dönemlerden biri eylül ayı oldu. Hindistan'ın ithal ettiği petrole ilişkin referans sepet fiyatı, Eylül 2025'te varil başına 69,61 dolar seviyesindeyken Eylül 2026'da 116,09 dolara yükseldi. Bir yıl içindeki artış yaklaşık yüzde 67'yi bulurken, yalnızca ağustostan eylüle geçişte fiyat 90,19 dolardan 116,09 dolara çıktı.

Fiyatlardaki yükseliş, aylık ithalat faturasına doğrudan yansıdı. Hindistan eylül ayında 21,7 milyon ton ham petrol ithal ederek 15,4 milyar dolar ödeme yaptı. Geçen yılın aynı ayında 20,3 milyon tonluk ithalat için yaklaşık 10,5 milyar dolar ödenmişti. Böylece miktardaki artış yaklaşık yüzde 7 ile sınırlı kalırken maliyet yaklaşık yüzde 47 yükseldi.

Altı aylık dönemin ilk üç ayında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Nisan-haziran döneminde Hindistan'ın petrol ithalat faturası geçen yıla göre yüzde 61 artarak 49,8 milyar dolara ulaştı. Temmuz-eylül döneminde fiyatların bir süre gerilemesiyle ithalat maliyeti yaklaşık 40,8 milyar dolara indi. Ancak eylül ayında yeniden yükselen fiyatlar, yılın ikinci yarısı için maliyet baskısının devam edebileceğini gösterdi.

Petrol maliyetlerinin artması yalnızca ithalat faturasını büyütmüyor. Rafinerilerin üretim giderleri, akaryakıt fiyatları, taşımacılık maliyetleri ve sanayinin enerji harcamaları da bu gelişmeden etkilenebiliyor. Özellikle petrol ithalatını dolar üzerinden gerçekleştiren ülkelerde yükselen fiyatlar, döviz talebini artırarak cari denge ve yerel para birimleri üzerinde ilave baskı oluşturabiliyor. Hindistan'ın verileri, tüketim miktarındaki düşüşün bile yüksek fiyatların oluşturduğu mali yükü dengelemeye yetmeyebileceğini ortaya koyuyor.

Hindistan'da yaşanan gelişme, enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalatla karşılayan Türkiye açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Türkiye'nin enerji ithalatı için ödediği tutar, Ağustos 2026'da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,8 artarak 6 milyar 464 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ham petrol ithalatı miktar bazında yüzde 1,1 azalarak 2 milyon 844 bin tona geriledi. Toplam enerji faturası yalnızca ham petrolü değil, doğal gaz ve diğer enerji ürünlerini de kapsadığından Hindistan'ın ham petrol verileriyle birebir karşılaştırılamıyor. Ancak iki ülkenin verileri de enerji fiyatlarının dış ticaret üzerindeki etkisini gösteriyor.

Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, Türkiye'de özellikle akaryakıt maliyetleri ve dış ticaret dengesi açısından önem taşıyor. Ham petrolün uluslararası fiyatındaki yükseliş, rafinerilerin maliyetlerini artırırken benzin ve motorin fiyatları üzerinde de baskı oluşturabiliyor. Bununla birlikte pompa fiyatlarının belirlenmesinde döviz kuru, vergiler ve rafineri ürün fiyatları da etkili olduğundan uluslararası petrol fiyatlarındaki her değişim tüketiciye aynı oranda yansımıyor.

Türkiye'nin eylül ayı geçici dış ticaret verileri de enerji fiyatlarının önemini ortaya koyuyor. Ticaret Bakanlığının verilerine göre eylülde toplam ithalat 31,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken enerji hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100,3'e ulaştı. Enerji dahil edildiğinde ise aynı oran yüzde 83,2 seviyesinde kaldı. Bu farklılık, enerji alımlarının dış ticaret dengesi üzerindeki ağırlığını gösteriyor.

Hindistan'ın altı ayda karşılaştığı yaklaşık 29 milyar dolarlık ilave maliyet, petrol fiyatlarının yüksek kalması halinde ithalatçı ekonomilerin karşılaşabileceği riskin boyutunu ortaya koyuyor. Ülkeler tüketimi sınırlasa veya ithalat miktarını değiştirmese bile dünya petrol piyasasında oluşan fiyat artışları enerji faturalarını büyütebiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde petrolün uluslararası fiyatı kadar fiyatların ne kadar süre yüksek kalacağı da Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin ekonomik görünümünde belirleyici olacak.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.