Küresel gıda piyasalarında son aylarda başlayan yükseliş, milyonlarca tüketicinin günlük harcamalarını etkilemeye başladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), savaşların aksattığı ticaret yolları ve olumsuz hava koşullarının gıda fiyatlarını 2027 boyunca baskı altında tutabileceği uyarısında bulundu.

Dünya genelinde gıda fiyatlarının yeniden hızlanabileceğine ilişkin endişeler artıyor. FAO Başekonomisti Maximo Torero, enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki yükselişin tarımsal üretimde yaşanan sorunlarla birleştiğine dikkat çekti.

Torero'nun 19 Ekim'de yayımlanan değerlendirmesine göre fiyatlar üzerindeki baskının 2026'nın sonuna doğru daha belirgin hale gelmesi, 2027'nin başında artması ve gelecek yıl boyunca devam etmesi ihtimali bulunuyor.

Bunun temel nedeni, tarımsal üretimde ve uluslararası ticarette aynı anda yaşanan sorunlar.

Karadeniz'deki tahıl sevkiyatlarının aksaması, Hürmüz Boğazı çevresindeki enerji ve gübre tedariki sorunları ile El Niño kaynaklı kuraklık, üretim maliyetlerini ve gıda arzına ilişkin riskleri artırıyor.

Üstelik üreticilerin bir bölümü yükselen maliyetleri henüz tüketici fiyatlarına tam olarak yansıtmış değil. Bu durum, önümüzdeki aylarda yeni fiyat artışlarının gündeme gelmesine yol açabilir.

Gıda enflasyonunun etkileri özellikle Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da belirginleşiyor. Temel besin maddelerinin fiyatları yükselirken düşük gelirli haneler tüketimlerini azaltmak zorunda kalıyor.

Endonezya'da pirinç fiyatları rekor seviyelere ulaştı. Eylül ayında pirincin perakende satış fiyatı kilogram başına 15 bin 769 rupiye yükseldi. Ülkede 2027'de yaşanabilecek kuraklığın üretimi azaltmasından endişe ediliyor.

Mısır'da ise devlet sübvansiyonu kapsamı dışındaki büyük ekmeğin fiyatı temmuz ayındaki 4 Mısır poundundan 5 pounda çıktı. Böylece yalnızca birkaç ayda yüzde 25 artış yaşandı.

Hindistan'da şeker, soğan ve bakliyat fiyatları eylülde bir önceki aya göre yüzde 10'un üzerinde yükseldi. Zayıf muson yağmurları ve üretim kayıpları fiyat artışlarında etkili oldu.

Şeker arzını korumaya çalışan Hindistan yönetimi, 16 Ekim'de yayımlanan yeni tedarik koşulları kapsamında 2026-2027 döneminde şeker kamışı suyu, şeker şurubu ve bazı melas türlerinden üretilen etanolün satın alınmasını durdurma kararı aldı.

Bu karar, gıda arzındaki sorunların enerji politikalarını da etkilemeye başladığını gösteriyor.

Uluslararası piyasalarda fiyat artışları eylül ayında da devam etti. FAO'nun 2 Ekim'de açıkladığı verilere göre küresel gıda fiyat endeksi eylülde 136 puana yükseldi. Endeks bir önceki aya göre yüzde 1,5, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 arttı.

Bu seviye Kasım 2022'den bu yana görülen en yüksek düzeye karşılık geliyor. Ancak endeks, Mart 2022'deki tarihi zirvesinin yüzde 15,1 altında bulunuyor.

Aynı dönemde tahıl fiyatları yüzde 5,1, şeker fiyatları yüzde 6,1 yükseldi. Bitkisel yağ fiyatlarındaki artış ise yüzde 0,9 oldu.

Uluslararası buğday fiyatları eylülde yüzde 6,3 artarak Ağustos 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Mısır fiyatlarında da yüzde 5,6'lık yükseliş kaydedildi.

Artışların arkasında yalnızca tarımsal üretimdeki sorunlar bulunmuyor. Karadeniz'den yapılan tahıl sevkiyatlarının aksaması, alternatif taşıma yollarının daha maliyetli hale gelmesi ve gübre fiyatlarının yüksek seyretmesi de gıda piyasalarını etkiliyor.

Gıda enflasyonundaki baskı ülkeler arasında da yayılıyor. Dünya Bankasının eylül sonunda güncellediği gıda güvenliği verilerine göre incelenen 150 ülkenin yüzde 22'sinde gıda fiyatları genel enflasyondan daha hızlı yükseldi. Önceki dönemde bu oran yüzde 14 seviyesindeydi.

Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde gıda harcamalarının toplam hane bütçesi içindeki payının yüksek olması, fiyat artışlarının etkisini ağırlaştırıyor.

Öte yandan yüksek enerji fiyatları tarım ürünlerinin yalnızca üretimini değil, işlenmesini ve tüketiciye ulaştırılmasını da pahalılaştırıyor.

Uluslararası bazı önemli taşıma güzergâhlarında navlun maliyetleri yaklaşık yüzde 50 artarken, gıda üreticileri ve işleyicileri yeni tedarik sözleşmelerini daha yüksek fiyatlardan yapmak zorunda kalıyor.

Sektörde hammaddelerin üç ila altı aylık sözleşmelerle alınması, fiyat artışlarının tüketiciye gecikmeli yansımasına yol açabiliyor.

Küresel tahıl stoklarının bir bölümünün önceki dönemlerdeki güçlü hasat sayesinde fiyat artışlarını sınırladığı, ancak bu stokların sağladığı korumanın giderek zayıfladığı belirtiliyor.

Küresel gıda fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir risk oluşturuyor. Özellikle ithal girdilere bağımlı tarımsal üretimde enerji, gübre ve uluslararası taşımacılık maliyetleri önem taşıyor.

Dünya genelinde buğday, mısır, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarının yükselmesi, Türkiye'de üretim ve tedarik maliyetleri üzerinden baskı oluşturabilir.

Ancak uluslararası emtia fiyatlarındaki her artışın aynı oranda ve hemen tüketici fiyatlarına yansıması beklenmiyor. Yurt içi hasat koşulları, döviz kuru, mevcut stoklar ve dış ticaret politikaları bu geçişi belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 6 Ekim'de yayımladığı eylül ayı fiyat gelişmeleri raporunda, olumlu arz koşullarının etkisiyle taze meyve ve sebze fiyatlarının gerilediği, işlenmiş gıdadaki aylık fiyat artışının ise yavaşladığı belirtilmişti.

Dolayısıyla küresel piyasalardaki baskının Türkiye'deki market fiyatlarına ne ölçüde yansıyacağı henüz kesin değil.

Önümüzdeki dönemde üç gelişme belirleyici olacak: El Niño'nun başlıca tarım bölgelerindeki üretime etkisi, enerji ve nakliye maliyetlerinin seyri ve büyük gıda ihracatçılarının arzı korumak amacıyla alabilecekleri önlemler.

Özellikle 2027'nin ilk aylarında yeni hasat tahminleri ve uluslararası gıda fiyatlarındaki hareketler, fiyat baskısının ne kadar kalıcı olacağını gösterecek.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.