Türkiye'de şirketlerin çevresel risklerini ve sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerini açıklamalarına yönelik kurallarda iki önemli değişiklik yapıldı. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), bazı banka ve banka dışı mali kuruluşların raporlama yapıp yapmamayı kendi tercihlerine bırakmasına imkân veren hükmü kaldırdı. Aynı gün yayımlanan başka bir kararla da işletmelerin 2026 yılı sürdürülebilirlik raporları için geçiş kolaylıkları genişletildi.

22 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeler, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamında faaliyet gösteren kuruluşları ilgilendiriyor. Kararlardan ilki belirli finans kuruluşlarının raporlama yükümlülüğünü sıkılaştırırken ikincisi işletmelerin yeni standartlara uyum sağlaması için bazı kolaylıkların devam etmesini öngörüyor. Böylece aynı tarihte hem muafiyeti kaldıran hem de geçiş süresini uzatan iki ayrı düzenleme yürürlüğe girdi.

KGK'nın 19 Ekim tarihli ve 01/46754 numaralı kararı, banka ve banka dışı mali kuruluşların sürdürülebilirlik raporlamasına ilişkin daha önce tanınan bir istisnayı yürürlükten kaldırdı. Düzenleme, 1 Ocak 2026 veya sonrasında başlayan raporlama dönemlerinde geçerli olacak. Bu nedenle değişiklik yalnızca gelecek yıllara değil, 2026 yılı için hazırlanacak raporlara da uygulanacak.

Kaldırılan hüküm, Borsa İstanbul'da payları işlem görmeyen ve belirli büyüklük koşullarını karşılayan banka ve banka dışı mali kuruluşları ilgilendiriyordu. Önceki düzenlemeye göre bir önceki yıl sonu itibarıyla şube sayısı biri veya çalışan sayısı 250 kişiyi aşmayan kuruluşlar, Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını açıklama zorunluluğundan muaf oldukları dönemlerde sürdürülebilirlik raporu hazırlayıp hazırlamamayı tercih edebiliyordu.

Yeni kararla söz konusu tercih hakkını sağlayan hüküm kaldırıldı. Böylece bu istisnadan yararlanan finans kuruluşlarının, ilgili raporlama yükümlülüklerini artık isteğe bağlı kabul edemeyeceği bir uygulamaya geçildi. Bununla birlikte kararın bütün bankaları aynı koşullarla kapsadığı veya Kapsam 3 emisyonlarına ilişkin bütün muafiyetleri kaldırdığı sonucu çıkarılmamalı.

Düzenlemenin önemli ayrıntısı, sürdürülebilirlik raporunun hazırlanması ile Kapsam 3 emisyonlarının açıklanmasının farklı yükümlülükler olması. KGK'nın son kararı, belirli finans kuruluşlarının raporlama yapmasını isteğe bağlı bırakan hükmü kaldırıyor. Kapsam 3 emisyon bilgilerinin açıklanmasına ilişkin diğer geçiş hükümleri ise kendi şartları çerçevesinde değerlendirilmeye devam edecek.

Kapsam 3 emisyonları, bir işletmenin doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan emisyonların dışında, değer zinciri boyunca ortaya çıkan dolaylı sera gazı emisyonlarını ifade ediyor. Finans kuruluşları açısından bu kapsam, kredi ve yatırım faaliyetleriyle bağlantılı finanse edilen emisyonları da içerebiliyor. Söz konusu bilgilerin hesaplanması, kuruluşların kendi operasyonlarının ötesinde geniş bir veri toplama ve değerlendirme süreci gerektiriyor.

KGK'nın aynı tarihte yayımlanan 01/46753 numaralı diğer kararı ise şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarını hazırlarken yararlanabileceği geçiş kolaylıklarını düzenledi. Buna göre TSRS'yi ilk kez uygulayan işletmelere, sürdürülebilirlik raporlarını finansal raporlarından daha sonraki bir tarihte yayımlama imkânı sağlayan muafiyet, bütün işletmelerin 2026 yılı raporlama dönemi için de geçerli olacak.

Bu değişiklik, sürdürülebilirlik raporlarının hazırlanması için şirketlere ilave zaman esnekliği sağlıyor. Finansal tablolarını hazırlayan işletmeler, sürdürülebilirlikle ilgili bilgileri aynı tarihte tamamlamak zorunda kalmadan ilgili geçiş hükmünden yararlanabilecek. Ancak karar, bütün şirketlere ortak ve koşulsuz bir son teslim tarihi belirlemiyor; raporlama yükümlülüğü ve yayımlama takvimi ilgili standartların hükümleri çerçevesinde uygulanacak.

İkinci kolaylık, TSRS 1'in belirli koşullarda yalnızca iklimle ilgili açıklamaları düzenleyen TSRS 2 ile sınırlı uygulanmasına ilişkin. Önceki raporlama dönemlerinde bu muafiyetten yararlanan işletmeler, 2026 yılı sürdürülebilirlik raporlarında da aynı kolaylığı kullanabilecek. Böylece söz konusu şirketler, iklim dışındaki bütün sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarını aynı anda raporlamaya geçmek zorunda kalmayacak.

Bu yaklaşım, özellikle veri toplama ve raporlama sistemlerini yeni standartlara uyarlamaya çalışan işletmeler açısından önem taşıyor. Şirketlerin iklim riskleri, finansal etkiler ve sürdürülebilirlik göstergeleri için oluşturduğu altyapının diğer alanlara genişletilmesi zaman ve kaynak gerektiriyor. KGK'nın kararı, belirlenen koşulları sağlayan işletmelere bu geçişi aşamalı gerçekleştirme imkânı veriyor.

Yeni düzenlemenin üçüncü ayağı, şirketlerin önceki yıllara ait sürdürülebilirlik bilgilerini karşılaştırmalı olarak açıklama yükümlülüğüne ilişkin. KGK, 2026 yılında TSRS 1'i TSRS 2 ile sınırlı uygulama muafiyetinden yararlanmaya devam eden işletmelere, iklim dışındaki sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarına ilişkin karşılaştırmalı bilgileri 2027 raporlarında açıklamama kolaylığı tanıdı.

Bu karar, söz konusu işletmelerin 2027 yılına ilişkin sürdürülebilirlik raporlarında bütün geçmiş dönem verilerini aynı kapsamda sunma zorunluluğunun belirli ölçüde ertelendiği anlamına geliyor. Ancak kolaylık, bütün sürdürülebilirlik bilgilerinin 2027'ye kadar açıklanmayabileceği şeklinde yorumlanmamalı. Muafiyet yalnızca kararda belirtilen karşılaştırmalı bilgiler ve bundan yararlanma koşullarını karşılayan işletmeler için geçerli olacak.

Karşılaştırmalı bilgi yükümlülüğü, şirketlerin açıkladığı sürdürülebilirlik göstergelerinin önceki dönemlerle birlikte değerlendirilmesini sağlıyor. Böylece yatırımcılar ve diğer finansal tablo kullanıcıları, bir işletmenin çevresel ve diğer sürdürülebilirlik risklerinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini görebiliyor. Ancak yeni raporlama sistemine geçen şirketlerin geçmiş yıllar için aynı yöntemlerle veri oluşturması her zaman mümkün olmayabiliyor.

KGK'nın geçiş düzenlemesi, bu güçlükleri dikkate alarak şirketlerin raporlama sistemlerini aşamalı biçimde geliştirmesine olanak tanıyor. Bununla birlikte karar, sürdürülebilirlik raporlamasının tamamen ertelendiği veya şirketlerin bütün açıklama yükümlülüklerinden muaf tutulduğu anlamına gelmiyor. İşletmelerin hangi kolaylıklardan yararlanabileceği, daha önce uyguladıkları muafiyetlere ve ilgili standartların koşullarına bağlı olacak.

İki kurul kararı birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülebilirlik raporlamasında kuruluşların niteliğine göre farklı bir yaklaşım benimsendiği görülüyor. Belirli banka ve banka dışı mali kuruluşların raporlama yapmayı isteğe bağlı bırakmasına son verilirken diğer taraftan rapor yayımlama ve karşılaştırmalı bilgi sunma konularında geçiş kolaylıkları devam ettiriliyor. Düzenlemelerin ilk önemli etkisi, şirketlerin 2026 yılı raporlama hazırlıklarında hangi yükümlülük ve muafiyetleri dikkate alacaklarının netleşmesi olacak.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.