Türkiye ekonomisinin finansal görünümüne ilişkin yeni veriler, varlıklar ile yükümlülükler arasındaki farkın yanı sıra sektörlerin borçluluk yapısını da ortaya koydu. Merkez Bankasının 21 Ekim 2026'da yayımlanan raporunda, hane halkının finansal varlıklarının dağılımı, şirketlerin finansman yapısı ve toplam borcun milli gelire oranındaki değişim dikkat çekti.
TCMB'nin 2026 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Finansal Hesaplar Raporu'nda, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 237 trilyon TL olarak hesaplandı. Aynı dönemde finansal yükümlülükler 255 trilyon TL'ye ulaştı.
Böylece finansal varlıklar ile yükümlülükler arasında 18 trilyon TL fark oluştu.
Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyon açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı ise önceki çeyreğe göre 1,97 puan artarak yüzde 24,7'ye çıktı.
Raporda sektörlerin gerçekleştirdiği net finansal işlemler de değerlendirildi.
Buna göre, yurt içi yerleşik sektörler 2026 yılının ilk çeyreğinde GSYH'nin yüzde 10,2'si kadar net borç alırken ikinci çeyrekte bu oran yüzde 4,6'ya geriledi.
Böylece sektörlerin net finansal işlemler üzerinden hesaplanan borçlanma oranı bir önceki çeyreğe göre 5,6 puan azaldı.
Merkez Bankasının sektörel finansal bilanço verileri, hane halkının varlık ve yükümlülüklerinin dağılımını da ortaya koydu.
Hane halkının finansal varlıkları içerisinde para ve mevduat kalemi yaklaşık yüzde 54'lük payla ilk sırada yer aldı. Hane halkının finansal yükümlülüklerinin ise tamamına yakınını krediler oluşturdu.
Sektörlerin net finansal pozisyonları incelendiğinde, hane halkı ile dünyanın geri kalanının yurt içindeki diğer sektörlerden alacaklı konumda olduğu görüldü.
Finansal olmayan kuruluşlar ve genel yönetim ise diğer sektörlere karşı borçlu pozisyonda yer aldı.
Finansal olmayan kuruluşların bilançolarında hisse senedi ve öz kaynaklar belirleyici kalemler oldu.
Bu kuruluşların finansal varlıkları içerisinde hisse senedi ve öz kaynakların payı yüzde 46 olarak kaydedildi. Aynı kalemlerin finansal yükümlülükler içerisindeki payı ise yüzde 44 düzeyinde gerçekleşti.
TCMB raporunda, Türkiye'deki yerleşik sektörlerin borçluluk oranları diğer ülkelerle de karşılaştırıldı.
Karşılaştırma sonucunda, Türkiye'de yerleşik sektörlerin toplam borçluluğunun diğer ülkelere göre düşük seviyede olduğu belirtildi.
Kredi ve borçlanma senetleri niteliğindeki toplam borcun GSYH'ye oranı, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 92 olarak gerçekleşti.
Bu oran, bir önceki çeyreğe göre bir miktar gerileme gösterdi. Böylece Türkiye ekonomisinde net finansal pozisyon açığının milli gelire oranı yükselirken kredi ve borçlanma senetlerinden oluşan toplam borcun GSYH'ye oranında sınırlı düşüş kaydedildi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
