Yatırım ve tasarruf uzmanı Mert Başaran, Dünya Gazetesi TV YouTube kanalında Hande Eğilmez Eniş'in sorularını yanıtladı. Ailelerin yıllar boyunca çalışarak oluşturduğu servetin sonraki nesillerde korunamamasına dikkat çeken Başaran, çocukların maddi imkânlar içinde büyümesinin her zaman avantaj sağlamadığını söyledi. Finansal okuryazarlık eğitiminin önemini vurgulayan Başaran, özellikle varlıklı ailelerin çocuk yetiştirirken yaptığı hatalara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'de geçmiş yılların en zengin ailelerinden bazılarının bugün aynı ekonomik güce sahip olmadığını belirten Başaran, servetin yalnızca kazanılmasının değil, korunmasının da öğrenilmesi gerektiğini ifade etti.

Başaran, "Türkiye'nin 1950'li, 1960'lı yıllardaki zenginlerine bakın. O dönemin çok güçlü ailelerinin önemli bir kısmı bugün yok. 1980'lerin zenginlerinin çoğu artık listelerde değil. 2000'li yıllardaki zenginler listesinde bulunan birçok isim de zamanla liste dışında kaldı. Çocuklar sürekli konfor alanında, bolluk içinde büyüdüklerinde para konusunda kendilerini geliştiremiyorlar" dedi.

Varlıklı bir ailenin kendisinden yardım istediğini anlatan Başaran, karşılaştığı örnek üzerinden paranın mutlulukla ilişkisine dikkat çekti.

Başaran, "Birisi bana, 'Benim çocuğum ayda 1 milyon lira harcıyor. Gel, bununla konuş da biraz mütevazı yaşamayı öğrensin' dedi. İlk duyduğunuzda çok güzel bir hayat gibi gelebilir. Ancak mesele öyle değil. Çünkü çocuk o kadar mutsuz ki zararlı alışkanlıklara yönelmeye başlamış. Çok fazla para harcamasına rağmen mutlu olamıyor. Her şeye kolayca ulaşabilen bir insanın hayattan beklentisi giderek azalabiliyor" ifadelerini kullandı.

Çocukların isteklerine hiçbir çaba göstermeden ulaşmasının uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savunan Başaran, beklemenin ve bir hedef için çaba göstermenin önemine işaret etti.

Başaran, "Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri, istediği her şeyi hiçbir çaba göstermeden önüne koymak. Bir çocuk bir şey istediğinde hemen vermemek gerekiyor. Bazen beklemesi gerektiğini, istediği şeye belirli bir süre sonra ulaşabileceğini öğrenmeli. Çünkü sürekli her istediğini verdiğinizde çocuğun elinden çok önemli bir şeyi alıyorsunuz: Mutlu olma hakkını. Bir şeye ulaşmak için beklemek, hayal kurmak ve çaba göstermek insana mutluluk verir" diye konuştu.

Mevcut eğitim sisteminin gençleri ağırlıklı olarak maaşlı çalışma hayatına hazırladığını öne süren Başaran, para yönetimi ve girişimcilik konusunda yeterli bilgi verilmediğini savundu.

Üniversite eğitiminin önemini reddetmediğini vurgulayan Başaran, "Ben eğitimin kötü olduğunu ya da insanların eğitim almaması gerektiğini söylemiyorum. Eğitim dünyanın en güzel şeyi. Ancak üniversitelerin büyük bölümünde insanlar iyi bir çalışan olmaya hazırlanıyor. İyi bir çalışan olmak üzere eğitildiğiniz için parayla ilgili birçok şeyi öğrenemiyorsunuz. Size para yönetimi, yatırım ve birikim konusunda yeterli bilgi verilmiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kendi çalışma hayatından da örnek veren Başaran, işini kaybetme korkusunun uzun yıllar boyunca kurumsal hayattan ayrılmasını engellediğini söyledi. Başaran, "İşten ayrılırsam aç kalacağımı düşünüyordum. Bu yüzden 16-17 yıl boyunca kurumsal hayattan çıkamadım. Çünkü eğitim sisteminden başlayarak size sürekli güvencesizlik ve başarısızlık korkusu aşılanıyor" dedi.

Finansal eğitimin yalnızca okul sıralarında verilmemesi gerektiğini belirten Başaran, gençlerin ticaretin içinde deneyim kazanmasını önerdi.

Başaran, "Gençlerin Tahtakale, Sultanhamam, Kapalıçarşı gibi ticaretin yoğun olduğu yerlerde çalışmasını çok önemsiyorum. Evinizin yakınındaki bir restoranda, kafede veya küçük bir işletmede de çalışabilirsiniz. Çünkü orada okulda öğrenemediğiniz başka bilgiler ediniyorsunuz. Ticaretin nasıl yapıldığını, müşterilerle nasıl iletişim kurulduğunu, paranın nasıl kazanıldığını ve yönetildiğini görüyorsunuz. Bazen bir esnafla sohbet etmek, onun tecrübelerini dinlemek bile hayatınızı değiştirebilir" ifadelerini kullandı.

Ailelerin çocuklarına küçük yaşlardan itibaren tasarruf, birikim ve finansal okuryazarlık alışkanlığı kazandırması gerektiğini vurgulayan Başaran, eğitimin yalnızca maddi konularla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

Başaran, "Çocuklarımıza yalnızca parayı öğretmemeliyiz. Hayvanlara ve insanlara karşı vicdanlı olmayı, hayır işlemeyi, zekât vermeyi, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi de öğretmeliyiz. Çocuk bunları bilmeli, paylaşmayı öğrenmeli. Önce iyi insan yetiştirmeliyiz, sonra yatırım yapmayı öğretmeliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.