Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya'da sanayi ürünlerinin üretici fiyatları yeniden hızla yükselmeye başladı. Enerji ve ham madde fiyatlarındaki artış, üreticilerin satış fiyatlarına yansırken ülkenin ekonomik toparlanmasına ilişkin kaygıları da artırdı. Almanya Federal İstatistik Ofisinin 20 Ekim'de açıkladığı veriler, sanayi üretici fiyatlarının Mart 2023'ten bu yana en yüksek yıllık artış hızına ulaştığını ortaya koydu.

Aynı gün açıklanan ekonomik beklenti verileri de Almanya'daki toparlanmanın kırılganlığını gösterdi. Sanayi üretici fiyatlarındaki yükselişe karşılık gelecek döneme ilişkin güvenin zayıflaması, şirketlerin artan maliyetlerle durgun talep arasında sıkışabileceğine işaret ediyor. Özellikle petrol ürünleri ve bakır fiyatlarında görülen artışlar, Alman sanayisinin geniş bir bölümünü ilgilendiriyor.

Almanya Federal İstatistik Ofisi Destatis'in verilerine göre sanayi üretici fiyatları eylül ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,7 yükseldi. Bu, Mart 2023'te kaydedilen yüzde 7,5'lik yükselişten bu yana görülen en yüksek yıllık artış oldu. Ağustos ayında yüzde 4,6 olan artış hızının eylülde 2,1 puan yükselmesi, sanayide fiyat baskısının yeniden güçlendiğini gösterdi.

Sanayi üretici fiyatları aylık bazda da yüzde 1,9 arttı. Söz konusu endeks, Almanya'da madencilik, imalat, enerji ve su temini alanlarında üretilerek ülke içinde satılan ürünlerin fiyatlarındaki değişimi ölçüyor. Dolayısıyla bu veri, fabrikaların veya sanayi tesislerinin satış bedelini değil, şirketlerin ürettikleri ürünleri hangi fiyatlardan sattığını gösteriyor.

Yükselişin temelinde enerji fiyatları bulunuyor. Eylülde enerji üretici fiyatları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,9, ağustos ayına göre yüzde 5,8 arttı. Enerji hariç tutulduğunda sanayi üretici fiyatlarındaki yıllık yükselişin yüzde 3,2'de kalması, toplam artışta enerjinin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koydu.

Sanayi üretici fiyatlarındaki yükselişte en dikkat çekici değişim petrol ürünlerinde yaşandı. Almanya'da petrol ürünlerinin üretici fiyatları eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,3 arttı. Aylık bazdaki yükseliş ise yüzde 8,2 olarak gerçekleşti.

Petrol ürünlerinin kendi içinde de oldukça farklı fiyat hareketleri görüldü. Hafif kalorifer yakıtının üretici fiyatı yıllık yüzde 91,8 artarken motor yakıtlarında yükseliş yüzde 48,6 oldu. Kimya ve petrokimya sektöründe önemli bir ham madde olarak kullanılan naftanın fiyatı ise yüzde 53,8 yükseldi.

Bu oranlar, akaryakıt istasyonlarında tüketicilerin ödediği pompa fiyatlarını değil, üretici aşamasındaki fiyat değişimlerini ifade ediyor. Ancak petrol ürünlerindeki artış; ulaştırma, kimya, plastik ve çeşitli imalat sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin giderlerini etkileyebiliyor. Özellikle enerji yoğun üretim yapan işletmeler için yükselen maliyetlerin satış fiyatlarına ne ölçüde yansıtılabileceği önem taşıyor.

Enerjinin diğer kalemlerinde de benzer bir yükseliş yaşandı. Dağıtımı yapılan doğalgazın üretici fiyatı yıllık yüzde 15, elektriğin üretici fiyatı yüzde 8,2 arttı. Buna karşılık bölgesel ısıtma hizmetlerinin fiyatı yüzde 0,5 geriledi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin arkasında İran ve Orta Doğu'daki çatışmaların petrol piyasasında oluşturduğu baskı da bulunuyor. Artan enerji maliyetleri, sanayi ürünlerinin üretim sürecinden taşınmasına kadar farklı aşamalarda fiyatların yükselmesine neden olabiliyor. Bununla birlikte üreticilerin karşılaştığı maliyetlerin tamamının nihai tüketici fiyatlarına aynı oranda aktarılması beklenmiyor.

Enerjinin ardından sanayi üretiminde kullanılan ara mallarında yaşanan fiyat artışları öne çıktı. Almanya'da ara malı üretici fiyatları eylülde yıllık yüzde 6,4 yükseldi. Bu grubun içinde yer alan metal ürünlerinin fiyatlarında ise yüzde 14'lük artış kaydedildi.

En dikkat çekici yükselişlerden biri bakır ve bakırdan üretilen yarı mamullerde görüldü. Bu ürünlerin fiyatları geçen yılın eylül ayına göre yüzde 31,4 arttı. Değerli metallerde yüzde 26,5, temel demir, çelik ve ferroalyajlarda ise yüzde 8,4'lük yükseliş yaşandı.

Bakır, elektrik kablolarından elektronik sistemlere, otomotivden enerji altyapısına kadar çok sayıda sanayi ürününde kullanılıyor. Dolayısıyla bakır ve bakır yarı mamullerinin pahalanması, bu ürünleri girdi olarak kullanan işletmeler açısından önem taşıyor. Ancak açıklanan yüzde 31,4'lük oran, dünya bakır piyasasındaki anlık fiyat değişimini değil, Almanya'nın sanayi üretici fiyatları endeksindeki ilgili ürün grubunu gösteriyor.

Kimya sektöründe de maliyet baskısı güçlendi. Temel kimyasal maddelerin üretici fiyatları yıllık yüzde 11,3, gübre fiyatları yüzde 8,9 yükseldi. Ahşap ve mantar ürünlerinde artış yüzde 7,1 olurken pelet, briket ve odun fiyatlarında yüzde 38,5'e ulaşan yükseliş kaydedildi.

Buna karşılık makine ve otomotiv ürünlerinin fiyatlarındaki artış daha sınırlı kaldı. Makine üretici fiyatları yüzde 2,1, motorlu araç ve ilgili ürünlerin fiyatları yüzde 2 yükseldi. Yatırım malları grubunun genelinde ise yıllık fiyat artışı yüzde 2,4 olarak gerçekleşti.

Almanya'da enerji ve ara malı fiyatları yükselirken gıda ürünlerinde farklı bir görünüm ortaya çıktı. Yurt içinde üretilip satılan gıda ürünlerinin üretici fiyatları eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 geriledi. Dayanıksız tüketim mallarının genelinde ise yüzde 1,8'lik düşüş kaydedildi.

Gıda grubunda en belirgin gerilemelerden biri tereyağında yaşandı. Tereyağının üretici fiyatı yıllık yüzde 34,8 düşerken domuz etinde yüzde 13,9, sığır etinde yüzde 9,9'luk azalış gerçekleşti. Buna karşılık bitkisel yağlarda yüzde 14,5, şekerde yüzde 4,1'lik fiyat artışı görüldü.

Bu rakamlar, market raflarındaki perakende satış fiyatlarından farklı bir aşamayı gösteriyor. Üretici fiyatlarının düşmesi, perakende satış fiyatlarının aynı oranda gerileyeceği anlamına gelmiyor. Dağıtım, depolama, işçilik ve işletme giderleri tüketicinin ödediği fiyat üzerinde ayrıca etkili oluyor.

Almanya'da tüketici enflasyonu ise eylül ayında yüzde 3,3'e ulaşmıştı. Böylece sanayi üretici fiyatlarında görülen yüzde 6,7'lik yıllık artış, aynı dönemdeki tüketici enflasyonunun yaklaşık iki katına çıktı. Ancak iki endeks farklı ürün ve hizmetleri kapsadığı için bu karşılaştırma, üretici fiyatlarındaki yükselişin ilerleyen aylarda tüketiciye aynı ölçüde yansıyacağını göstermiyor.

Üretici fiyatlarındaki artışın açıklandığı gün, Almanya ekonomisine ilişkin beklentiler de olumsuz yönde değişti. Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi ZEW'in ekim ayı araştırmasına göre ekonomik beklenti endeksi 34,7 puandan 28,1 puana geriledi. Böylece endekste beş aydır devam eden yükseliş sona erdi.

Ekonomik beklenti endeksindeki 6,6 puanlık düşüşe karşılık mevcut ekonomik durumun değerlendirilmesinde iyileşme yaşandı. Mevcut durum endeksi eksi 47,1 puandan eksi 35,9 puana yükseldi. Ancak göstergenin negatif bölgede bulunması, Almanya ekonomisinin bugünkü koşullarına ilişkin olumsuz değerlendirmelerin ağırlığını koruduğunu gösteriyor.

ZEW Başkanı Achim Wambach, Alman ekonomisinin durgunluktan yavaş biçimde çıkmaya başladığını ancak toparlanmanın henüz kendi kendini sürdürebilecek güce ulaşmadığını belirtti. Wambach'a göre yüksek enerji fiyatları hane halkının reel gelirlerini azaltırken işletmelerin üretim giderlerini artırıyor. Bu gelişmeler özel tüketim ve yatırımları zayıflatırken enflasyonun daha uzun süre yüksek kalması riskini büyütüyor.

Üretici fiyatları ile ekonomik beklentilerdeki hareket birlikte değerlendirildiğinde Almanya açısından önemli bir sorun ortaya çıkıyor. Şirketlerin maliyetleri yükselirken talebin aynı ölçüde güçlenmemesi, fiyat artışlarının kâr marjları üzerindeki baskısını artırabilir. Bu durum özellikle enerjiye ve ham maddeye yoğun biçimde bağımlı sanayi kuruluşları için önem taşıyor.

Alman sanayisindeki gelişmeler Türkiye ekonomisi açısından da yakından izleniyor. Almanya, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından biri olmayı sürdürürken iki ülke arasında otomotiv, makine, elektrikli ekipmanlar, metal ve kimya ürünlerinde yoğun ticaret yapılıyor. Alman üreticilerin karşılaştığı maliyet baskısı, üretim ve yatırım kararlarını etkilediği ölçüde Türk tedarikçilere verilen siparişlere de yansıyabilir.

Özellikle otomotiv yan sanayisi, makine parçaları ve metal ürünlerinde faaliyet gösteren Türk şirketleri için Almanya'daki talep koşulları önem taşıyor. Alman işletmelerin maliyetlerini azaltmak amacıyla üretimi kısmaları veya yatırımlarını ertelemeleri, Türkiye'den yapılan ara malı ihracatında baskı oluşturabilir. Bununla birlikte mevcut üretici fiyatları verileri tek başına ihracat siparişlerinin azalacağı anlamına gelmiyor.

Artan maliyetler bazı Türk üreticiler için yeni tedarik olanakları da yaratabilir. Alman şirketlerinin daha uygun fiyatlı veya farklı tedarikçilere yönelmesi, rekabetçi maliyetlerle üretim yapan işletmeler açısından fırsat oluşturabilir. Ancak bu olasılığın gerçekleşmesi, ürün kalitesi, teslimat süreleri ve ticari koşullar gibi birçok unsura bağlı bulunuyor.

Almanya'daki gelişmeler Avrupa Merkez Bankasının para politikası açısından da önem taşıyor. Enerji ve ham madde fiyatlarının yüksek kalması, enflasyondaki gerileme sürecini zorlaştırabilir. Buna karşılık ekonomik beklentilerin zayıflaması, büyümeyi destekleyecek finansman koşullarına duyulan ihtiyacı artırıyor.

Bu nedenle Alman ekonomisinde önümüzdeki dönemde yalnızca üretici fiyatları değil, sanayi üretimi, yeni siparişler ve tüketici talebindeki değişimler de belirleyici olacak. Eylül verilerinde ortaya çıkan fiyat baskısının geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu, sonraki aylarda açıklanacak göstergelerle daha net anlaşılacak.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.