Japonya'da enflasyonun yeniden hızlanması, hükümet ile merkez bankası arasındaki para politikası tartışmasını büyüttü. Eylül ayında çekirdek tüketici fiyatlarının yüzde 2 hedefinin üzerine çıkması, Japonya Merkez Bankasının yeni bir faiz artışına yaklaşabileceği beklentisini güçlendirdi. Ancak hükümet, fiyatlardaki yükselişe rağmen ülkenin deflasyon döneminden kesin olarak çıktığını ilan etmek için henüz erken olduğu görüşünde.
Japonya Ekonomi Bakanı Minoru Kiuchi'nin 23 Ekim Cuma günü yaptığı açıklama, 29-30 Ekim'deki merkez bankası toplantısı öncesinde görüş ayrılığını görünür hale getirdi. Kiuchi, fiyat artışlarının kalıcı ve sürdürülebilir olduğuna ilişkin daha geniş bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtirken merkez bankası, enflasyonun hedef çevresinde yerleşmesine yönelik işaretlere dikkat çekiyor. Bu farklı yaklaşım, Japonya'da faiz artışlarının hangi hızda devam edeceği sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Japonya'da 23 Ekim'de açıklanan verilere göre, taze gıda fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek tüketici fiyat endeksi eylülde yıllık yüzde 2,1 yükseldi. Ağustos ayında yüzde 1,7 olan artış, böylece dokuz ay sonra ilk kez Japonya Merkez Bankasının yüzde 2'lik enflasyon hedefini geçti. Gerçekleşen oran piyasa beklentileriyle uyumlu olmasına rağmen fiyat baskısının yeniden güçlendiğine işaret etti.
Fiyat artışının yalnızca enerji maliyetlerinden kaynaklanmadığını gösteren başka bir veri de dikkat çekti. Taze gıda ve enerji fiyatlarının her ikisini de dışarıda bırakan enflasyon göstergesi, ağustostaki yüzde 1,9 seviyesinden eylülde yüzde 2,4'e yükseldi. Merkez bankasının kalıcı fiyat eğilimini değerlendirirken izlediği bu göstergedeki hızlanma, enflasyon baskısının ekonominin daha geniş kesimlerine yayıldığına işaret etti.
Mal fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 2,8 olurken hizmet enflasyonu yüzde 1,5'e çıktı. Hizmet fiyatlarının yükselmesi, ücret maliyetlerindeki artışın şirketler tarafından tüketicilere aktarılmaya başladığına ilişkin değerlendirmeleri güçlendirdi. Japonya'da uzun yıllar süren düşük enflasyon döneminden çıkış açısından ücret ve hizmet fiyatlarının birlikte yükselmesi, para politikasında yakından izlenen gelişmeler arasında bulunuyor.
Enflasyondaki hızlanmada Orta Doğu'daki çatışmaların enerji maliyetlerine etkisi ve zayıf yenin ithalat fiyatlarını artırması da rol oynuyor. Yapay zekâ bağlantılı ürünlere yönelik güçlü talep ise bazı sektörlerde üretim ve yatırım faaliyetlerini desteklerken fiyat baskılarını artıran unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Böylece Japonya ekonomisi, bir yandan daha yüksek fiyatlarla mücadele ederken diğer yandan büyümeyi destekleyen talebin korunması sorunuyla karşı karşıya kalıyor.
Enflasyonun yeniden yüzde 2'yi aşmasına karşın Japonya hükümeti, deflasyonla mücadelenin tamamlandığını resmen ilan etmeye hazır değil. Ekonomi Bakanı Minoru Kiuchi, böyle bir karar için gerekli koşulların henüz oluşmadığını belirterek yalnızca tüketici fiyatlarının değil, gayrisafi yurt içi hasıla deflatörünün ve fiyat hareketlerinin altında yatan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kiuchi'nin yaklaşımında, ekonominin yeniden uzun süreli fiyat düşüşlerinin yaşandığı bir döneme dönmemesi önemli yer tutuyor. Hükümet bu nedenle fiyatlarda görülen yükselişin geçici dış etkenlerden mi, yoksa iç talep ve ücret artışlarından beslenen kalıcı bir eğilimden mi kaynaklandığını netleştirmek istiyor. Enflasyonun bir dönem yüzde 2'nin üzerine çıkması, hükümet açısından deflasyon döneminin kesin olarak sona erdiğini ilan etmek için tek başına yeterli görülmüyor.
Japonya Merkez Bankası ise mevcut fiyat hareketlerini daha farklı bir açıdan değerlendiriyor. Banka Başkanı Kazuo Ueda, temel enflasyon eğiliminin hedefi aşma riskine dikkat çekerek faiz politikasının fiyat istikrarını koruyacak biçimde yönetilmesi gerektiği mesajını veriyor. Enerji fiyatları, zayıf yen ve yapay zekâ kaynaklı talep artışının enflasyon üzerindeki etkileri, bankanın önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerinde önemli yer tutuyor.
Bununla birlikte hükümet ile merkez bankası arasındaki görüş ayrılığı, tarafların tamamen zıt enflasyon tahminlerine sahip olduğu anlamına gelmiyor. Tartışmanın temelinde, fiyat artışının yeterince kalıcı hale gelip gelmediği ve bu koşullarda faiz artışının ne zaman yapılması gerektiği bulunuyor. Hükümetin temkinli yaklaşımı, ekonomik büyümeyi ve iç talebi koruma isteğiyle de bağlantılı görülüyor.
Japonya'da para politikasının ekonomik ve siyasi etkileri de yüksek. Faizlerdeki artış, uzun yıllar düşük borçlanma maliyetleriyle faaliyet gösteren şirketlerin finansman giderlerini yükseltirken konut kredileri ve kamu borçlanması üzerinde de etkili olabiliyor. Buna karşılık çok düşük faizlerin uzun süre korunması, yenin değer kaybını ve ithalat yoluyla gelen fiyat baskısını artırma riski taşıyor.
Japonya Merkez Bankası, eylül ayında politika faizini yüzde 1,25'e yükselterek 31 yılın en yüksek seviyesine çıkarmıştı. Piyasalarda bankanın 29-30 Ekim toplantısında bu oranı değiştirmemesi bekleniyor. Ancak yeni enflasyon verilerinin ardından açıklanacak ekonomik görünüm ve fiyat tahminlerinin, faiz politikasının devamına ilişkin daha güçlü işaretler içerebileceği değerlendiriliyor.
Özellikle aralık ayı toplantısı, bir sonraki faiz artışı açısından öne çıkıyor. Bazı ekonomistler bankanın yılın son ayında 25 baz puanlık yeni bir artışa giderek politika faizini yüzde 1,50'ye taşıyabileceğini öngörüyor. Daha uzun vadeli değerlendirmelerde ise faizlerin yüzde 1,75 ile yüzde 2 aralığına kadar yükselebileceği ihtimali tartışılıyor.
Merkez bankasının önündeki temel sorun, enflasyonun kalıcı biçimde yüzde 2 çevresinde tutulması ile ekonomik faaliyetlerin gereğinden fazla yavaşlatılmaması arasındaki dengeyi sağlamak. Şimdiye kadarki faiz artışlarının kredi talebinde ve genel ekonomik faaliyetlerde belirgin bir zayıflama yaratmadığına ilişkin değerlendirmeler, bankanın gerektiğinde ilave sıkılaşma için alanı bulunduğu görüşünü destekliyor. Ancak hükümetin deflasyon konusundaki ihtiyatlı tutumu, faiz kararlarının siyasi ve ekonomik sonuçlarına ilişkin tartışmayı canlı tutuyor.
Japonya'daki faiz politikasının etkileri ülke sınırlarıyla da sınırlı değil. Yen üzerinden düşük maliyetle borçlanıp başka ülkelerdeki varlıklara yatırım yapan işlemler, Japonya'da faizlerin yükselmesine ve yenin değer kazanmasına duyarlı bulunuyor. Bu nedenle faiz artışlarının hızlanması, döviz piyasalarının yanı sıra küresel tahvil ve hisse senedi piyasalarında da yatırımcıların pozisyonlarını yeniden değerlendirmesine yol açabiliyor.
Piyasalar açısından 29-30 Ekim toplantısındaki faiz kararından çok, bankanın kararın ardından vereceği mesajların belirleyici olması bekleniyor. Enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü güncellenmesi veya ek faiz artışına ilişkin daha açık ifadeler kullanılması, aralık ayına yönelik beklentileri güçlendirebilir. Hükümetin temkinli mesajları ile merkez bankasının fiyat istikrarını koruma hedefi arasındaki farkın nasıl yönetileceği, yılın son iki ayında Japonya ekonomisinin en önemli gündemlerinden biri olacak.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
