Küresel enerji piyasasında ham petrol arzı ile akaryakıt tedariki arasındaki fark giderek büyüyor. Körfez ülkelerinden yapılan ham petrol sevkiyatları savaş öncesindeki seviyelere yaklaşırken, motorin ve diğer rafine ürünlerin dünya piyasalarına ulaştırılmasında yaşanan sorunlar devam ediyor. Kuveyt Petrol Şirketi'nin (KPC) Üst Yöneticisi Şeyh Nawaf Saud Al-Sabah, enerji krizinin merkezinde artık petrolün bulunabilirliğinden çok, işlenmiş yakıtların taşınmasına ilişkin darboğazın yer aldığını belirtti.

Al-Sabah'ın New York'ta 21 Ekim'de düzenlenen Dow Jones Enerji Forumu'ndaki değerlendirmeleri, petrol piyasasındaki toparlanmanın neden akaryakıt fiyatlarına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koydu. Körfez üreticileri ham petrolü alternatif güzergâhlar ve boru hatları üzerinden ihraç edebiliyor ancak motorin gibi rafine ürünler için aynı ölçekte taşıma imkânı bulunmuyor. Bölgede devam eden tanker saldırıları ve uygun gemi kapasitesinin yetersizliği, enerji ticaretinde yeni bir maliyet baskısı oluşturuyor.

Orta Doğu'da petrol ihracatı, savaşın ilk döneminde yaşanan sert kesintilerin ardından alternatif güzergâhların devreye alınmasıyla yeniden artmaya başladı. Deniz taşımacılığı verilerine göre İran dışındaki bölge üreticilerinden yapılan ham petrol ve kondensat sevkiyatları, 18 Ekim'de sona eren haftada günlük ortalama 24,6 milyon varile ulaştı. Bu miktar, savaş öncesindeki yaklaşık 23,3 milyon varillik günlük seviyenin üzerine çıktı.

Ancak söz konusu rakam, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol miktarının tamamen eski seviyesine döndüğü anlamına gelmiyor. Toplam ihracattaki artışın önemli bir bölümü, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin alternatif boru hatları ile ihracat terminallerini kullanmasından kaynaklanıyor. Petrolün bir tankerden diğerine açık denizde aktarılması da sevkiyatların sürdürülmesinde önemli rol oynuyor.

Ham petrolün taşınması için kullanılan bu yöntemler, motorin ve jet yakıtı gibi rafine ürünlere aynı kolaylıkla uygulanamıyor. Rafine ürünlerin depolanması, yüklenmesi ve taşınması farklı altyapı ve gemi özellikleri gerektirebiliyor. Körfez'deki alternatif hatların büyük ölçüde ham petrol sevkiyatına göre kurulmuş olması, rafinerilerde üretilen yakıtların dış pazarlara ulaştırılmasını zorlaştırıyor.

Kuveyt Petrol Şirketi CEO'sunun dikkat çektiği temel sorun da bu noktada ortaya çıkıyor. Üretim tesislerinde ham petrol bulunması, yakıtın işlenip tüketici ülkelere kesintisiz ulaştırılabildiği anlamına gelmiyor. Özellikle motorin taşıyan gemilerin yetersizliği ve deniz geçişlerindeki saldırı tehlikesi, ham petrol ihracatındaki toparlanmaya rağmen rafine ürün arzının sınırlı kalmasına neden oluyor.

Kuveyt, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunlarından doğrudan etkilenen Körfez üreticileri arasında bulunuyor. Ülkenin deniz yoluyla yaptığı enerji ihracatı, büyük ölçüde bölgedeki geçişlerin güvenli biçimde sürdürülmesine bağlı. Kuveyt'in Suudi Arabistan gibi Hürmüz'ü tamamen dışarıda bırakan geniş ölçekli bir alternatif ihracat hattına sahip olmaması, taşımacılıktaki aksaklıkların etkisini artırıyor.

Al-Sabah'ın verdiği bilgilere göre Kuveyt'in mevcut üretimi, savaş öncesindeki kapasitesinin yaklaşık yüzde 75'i düzeyinde bulunuyor. Üretimin tam kapasiteye ulaşamaması, bölgedeki enerji arzının yalnızca tanker hareketliliğiyle değil, petrol sahaları ve rafinerilerin çalışma koşullarıyla da bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte bu oran, Kuveyt'in bütün rafine ürün ihracatının aynı düzeye döndüğü anlamına gelmiyor.

Bölgedeki rafinerilerden çıkan motorin ve diğer yakıtların taşınmasında karşılaşılan engeller, özellikle ithalata bağımlı ülkelerin tedarik planlarını zorlaştırıyor. Petrol üreticileri ham petrolü farklı terminallere yönlendirerek ihracat yapabilirken, rafine ürünler için yeterli boru hattı, depolama ve uygun tanker kapasitesi bulunmaması teslimat sürelerini uzatıyor. Bu nedenle ham petrolün dünya piyasasına ulaşması ile akaryakıt arzının normale dönmesi arasında belirgin bir zaman farkı oluşuyor.

Körfez'deki ticari gemilere yönelik saldırılar da bu sorunu ağırlaştırıyor. Hürmüz ve çevresindeki geçişlerde yüksek güvenlik riskiyle karşılaşan gemi sahipleri, daha yüksek navlun ve sigorta bedelleri talep edebiliyor. Bazı taşımacılık şirketlerinin bölgeye gemi göndermekte isteksiz davranması ise uygun tanker bulmayı daha da zorlaştırıyor.

Kuveyt yönetimi, bu nedenle enerji taşımacılığında yükün yalnızca üretici ülkelerin üzerinde kalmaması gerektiğini savunuyor. Al-Sabah, uluslararası ortakların bölgedeki deniz geçişlerinin sürdürülmesine daha fazla katkıda bulunmasının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, Körfez'deki enerji arzı sorununun üretim kapasitesinden çok uluslararası taşımacılık ve güvenlik işbirliğiyle bağlantılı hâle geldiğini ortaya koyuyor.

Küresel motorin piyasasındaki sıkışıklık, ham petrol fiyatlarından bağımsız olarak akaryakıt maliyetlerini yüksek tutabiliyor. Motorinin rafineriden çıktıktan sonraki fiyatı, yalnızca ham petrolün maliyetine değil, ürünün dünya piyasasındaki arzına, rafineri marjlarına ve taşıma giderlerine de bağlı. Bu nedenle Brent petrolün gerilemesi, motorin fiyatlarının aynı oranda ve aynı hızda düşeceği anlamına gelmiyor.

Küresel piyasalarda rafine ürünlerin ham petrole göre daha pahalı hâle gelmesi, özellikle motorin ithalatına ihtiyaç duyan ülkeler açısından ilave bir maliyet oluşturuyor. Ürün tankerlerinin yetersizliği, navlun fiyatlarının yüksek kalması ve rafinerilerdeki üretim sorunları bu farkı büyütebiliyor. Enerji ticaretindeki mevcut darboğaz, fiyatlar kadar ürünün doğru zamanda ve doğru limana ulaştırılması açısından da önem taşıyor.

Türkiye'de motorin, karayolu yük taşımacılığından tarımsal üretime kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Bu nedenle uluslararası motorin fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca akaryakıt istasyonlarındaki pompa fiyatları üzerinden değil, nakliye ve üretim giderleri yoluyla da ekonomiyi etkileyebiliyor. Özellikle gıda ve temel tüketim ürünlerinin dağıtım maliyetlerinde yaşanabilecek artışlar, enflasyon açısından ek risk yaratıyor.

Türkiye'deki pompa fiyatlarının oluşumunda uluslararası ürün fiyatlarının yanı sıra döviz kuru, vergiler ve dağıtım maliyetleri de belirleyici oluyor. Dolayısıyla Körfez'den ham petrol sevkiyatının toparlanması, bu unsurların tamamında eş zamanlı bir iyileşme yaşanmadığı sürece tüketiciye doğrudan fiyat indirimi olarak yansımayabilir. Kuveyt'ten gelen son uyarı, enerji fiyatlarını değerlendirirken ham petrol ile rafine ürün piyasalarının ayrı ayrı izlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Enerji piyasasında bundan sonraki kritik gelişme, Hürmüz çevresindeki gemi güvenliğinin iyileşmesi ve rafine ürün taşımacılığındaki kapasitenin artırılması olacak. Körfez üreticileri ham petrol ihracatında kayda değer bir toparlanma sağlamış olsa da motorin ve diğer yakıtların tedarikindeki sorunlar devam ettiği sürece akaryakıt piyasasındaki baskı tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu nedenle petrol akışının yeniden hızlanması ile küresel enerji krizinin sona ermesi aynı gelişme olarak değerlendirilmiyor.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.