Avrupa'da 2012 borç krizinin ardından oluşan ekonomik dengeler yeniden şekilleniyor. Geçmişte yüksek borçlanma maliyetleriyle mücadele eden Güney Avrupa ülkeleri yatırımcı güvenini yeniden kazanırken, Fransa ve Belçika gibi ülkelerin mali görünümü endişe yaratıyor.
Belçika'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,29'a ulaşarak Yunanistan'ın yüzde 4,35'lik seviyesine yaklaştı. Fransa ise artık İtalya'dan daha yüksek faizle borçlanıyor.
Yunanistan'ın 2025'te milli gelirinin yüzde 1,7'si oranında bütçe fazlası vermesi ve borç oranını bir yılda 9 puandan fazla azaltması, yatırımcıların ülkeye bakışını değiştirdi.
Portekiz, İspanya'dan daha düşük maliyetle borçlanırken İrlanda'nın tahvil getirileri Hollanda'ya yaklaştı. KBRA'nın Avrupa ülke kredilerinden sorumlu yöneticisi Ken Egan'a göre bu değişimde daha disiplinli bütçe politikaları, uzayan borç vadeleri ve bankacılık sektöründeki reformlar etkili oldu. Buna karşılık Belçika'nın bütçe açığı 2025'te milli gelirin yüzde 5,2'sine ulaşırken kamu borcu 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 109'u aştı.
Fransa'da kamu borcu 3,6 trilyon avroya, milli gelire oranı ise yüzde 119'a yükseldi. Kamu harcamalarının milli gelire oranı yüzde 57,2'ye ulaştı.
Fransız Hazinesi, 2027'de orta ve uzun vadeli tahviller yoluyla 340 milyar avro borçlanmayı planlıyor. Bu tutar, 2026 için öngörülen 310 milyar avronun üzerinde ve yeni bir rekor anlamına geliyor.
Borçlanmanın önemli bölümü yeni harcamalardan değil, vadesi dolan eski borçların çevrilmesinden kaynaklanıyor. Ancak maliyet giderek yükseliyor. Fransa'nın yeni tahvil ihraçlarında ödediği ortalama faiz yüzde 3,14'ten yüzde 3,55'e çıkarken yıllık faiz giderlerinin 2026'daki 62,6 milyar avrodan 2027'de 72,9 milyar avroya yükselmesi bekleniyor.
Uluslararası Para Fonuna (IMF) göre G7 ülkelerinde ortalama 10 yıllık tahvil getirileri şubat-eylül döneminde 1 puandan fazla artarak yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Yükselen enerji fiyatları, kalıcı enflasyon ve artan kamu harcamaları bu tabloda etkili oldu. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) bu yıl iki faiz artışıyla mevduat faizini yüzde 2,50'ye çıkarması da borçlanmayı pahalılaştırdı. Almanya'nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 2,64'ten yüzde 3,45'e yükselirken Fransa'da aynı vadedeki faiz ekim başında kısa süreliğine yüzde 5'i gördü.
IMF ayrıca G7 ülkeleri ve İspanya'da kamu borcunun yaklaşık yüzde 30'unun bir yıl içinde vadesinin dolduğuna dikkat çekti. Bu durum, yüksek faizlerin kamu bütçelerine daha hızlı yansıması anlamına geliyor.
Uzmanlar, mevcut koşulların henüz 2012'deki gibi bir borç krizine işaret etmediğini belirtiyor.
Lombard Odier'e göre piyasalar şimdilik yeni bir krizden çok siyasi ve mali belirsizlikleri fiyatlıyor. Banka, Fransa'da güvenilir bir bütçe planı oluşturulana kadar tahvil risk primlerinin yüksek kalabileceğini ve avronun 1,09 dolara gerileyebileceğini öngörüyor. Bununla birlikte yüksek faizlerin borçlanma maliyetini artırması, artan maliyetlerin de yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesine yol açması riski bulunuyor.
IMF ise borçlanma faizi ekonomik büyüme hızını aştığında, yeterli faiz dışı bütçe fazlası veremeyen ülkelerin borç yükünün daha da ağırlaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Avrupa'da 2012'de temel sorun Güney Avrupa ülkelerinin borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğiydi. Bugün ise yatırımcıların odağında, bir zamanlar güvenli kabul edilen ülkelerin mali dayanıklılığı bulunuyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
