Küresel ekonomide yüksek faiz ortamının yarattığı riskler, finans piyasalarının gündemindeki yerini koruyor. Özellikle düşük faiz döneminde kullandırılan uzun vadeli kredilerin piyasa değerindeki düşüş, bankalar ve yatırımcılar açısından önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.

2008 küresel finans krizine ilişkin öngörüleriyle tanınan ekonomist Peter Schiff, konut finansmanı piyasasında biriken risklerin geçmiş kriz dönemlerinden daha büyük kayıplara yol açabileceğini savundu.

Schiff, 15 Ekim'de sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, mortgage kredilerindeki olası kayıpların küresel finans krizi sırasında yaşanan zararları aşabileceği uyarısında bulundu.

Schiff'in değerlendirmesine göre ABD'de ortalama yüzde 4,6 faizle kullandırılmış, 25 yıl kalan vadeye sahip 8,3 trilyon dolarlık sabit faizli konut kredisi bulunuyor. Ekonomist, güncel faizlerin yüzde 7,5 olduğu varsayımıyla bu kredilerin piyasa değerindeki kaybın 2 trilyon dolara ulaştığını hesapladı. Faizlerin yüzde 8,5'e yükselmesi durumunda ise kaybın 3 trilyon dolara çıkabileceğini öne sürdü.

Rakamları ABD mortgage piyasasına ilişkin tahminlerine dayandıran Schiff, 2007-2010 döneminde yaşanan küresel finans krizinde mortgage kredilerindeki temerrütlerden kaynaklanan gerçekleşmiş zararın 450 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor.

Mevcut konut kredilerinin piyasa değerindeki düşüşün ise henüz borçlular ödeme güçlüğüne düşmeden bu tutarı aştığını savunuyor. Ekonomiste göre geçmişte uygulanan düşük faiz politikaları ve uzun vadeli sabit faizli kredi sistemi, bugünkü değerleme risklerinin oluşmasında etkili oldu.

Ancak iki dönem arasında önemli bir fark bulunuyor. Önceki krizdeki zararlar büyük ölçüde geri ödenmeyen kredilerden kaynaklanırken bugünkü hesaplamalar, düzenli ödenmeye devam eden kredilerin piyasa değerindeki düşüşe dayanıyor.

Faiz oranlarının yükselmesi, yeni kredi kullanacak tüketiciler ve şirketler kadar daha önce düşük faizle oluşturulmuş sabit getirili finansal varlıkların piyasa değerini de aşağı çekebiliyor. Örneğin geçmişte düşük faizle kullandırılan uzun vadeli bir kredi, yeni kredilerin çok daha yüksek faiz getirisi sunduğu bir ortamda yatırımcılar açısından cazibesini kaybedebiliyor. Bu durumda eski kredinin piyasa fiyatı düşerken krediyi elinde bulunduran yatırımcı açısından değerleme zararı ortaya çıkabiliyor.

Benzer faiz duyarlılığı, uzun vadeli tahviller ve diğer sabit getirili finansal araçlar açısından da önem taşıyor. Bu nedenle Schiff'in mortgage piyasasına yönelik uyarısı, daha geniş ölçekte finansal kuruluşların faiz riskini nasıl yönettiği sorusunu gündeme getiriyor.

ABD mortgage piyasasında yaşanabilecek büyük değer kayıpları, bu kredilere dayalı menkul kıymetlere yatırım yapan uluslararası finans kuruluşlarını da etkileyebilir. Ancak kağıt üzerindeki zararlar doğrudan iflas veya yeni bir küresel kriz anlamına gelmiyor. Riskin boyutu, kuruluşların sermaye gücüne, likidite durumuna ve yatırımlarına bağlı olarak değişiyor.

Schiff'in işaret ettiği değer kayıpları, konut kredilerinin ödenmediği veya finans kuruluşlarının iflas edeceği anlamına gelmiyor. Sabit faizli kredilerin ödeme koşulları piyasa faizlerindeki artıştan etkilenmezken, varlıkların değer kaybetmesi özellikle nakit ihtiyacı nedeniyle satış yapmak zorunda kalan veya yüksek borçlulukla faaliyet gösteren yatırımcılar için risk oluşturabiliyor.

Schiff'in uyarısı, yüksek faiz dönemlerinde geçmişte düşük getirilerle oluşturulmuş finansal varlıkların taşıdığı riskleri yeniden tartışmaya açtı. Faiz oranlarının uzun süre yüksek kalması, bu varlıkların piyasa değerleri üzerindeki baskının sürmesine neden olabilir. Buna karşılık faizlerde düşüş yaşanması, değerleme baskısını hafifletebilir.

Schiff'in 3 trilyon dolarlık tahmini doğrudan ABD mortgage portföyüne ilişkin olsa da tartışma finansal sistemin uzun süreli yüksek faiz ortamına ne kadar dayanıklı olduğu noktasında önem taşıyor. Bu nedenle küresel piyasalarda sadece kredi temerrütleri değil, faiz değişimlerinin bankalar ve yatırımcıların bilançoları üzerindeki etkileri de yakından izleniyor.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.