Yıldırım, desteğin amacına ulaşması için uygulama kriterlerinin gözden geçirilmesi­nin ve ihracatçının rekabet gücünü koruyacak bir yaklaşım benimsen­mesinin önemine dikkat çekti.

İhracatçı firmaların küresel pa­zarlardaki rekabet gücünün korun­ması ve üretimin sürdürülebilirli­ğinin desteklenmesi açısından dö­viz dönüşüm desteğinin önemine dikkat çeken GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunla­rı söyledi: “Döviz dönüşüm deste­ği, ihracatçımızın finansman yükü­nü hafifletmek ve rekabet gücünü desteklemek açısından önemli bir araç. Bu desteğin amacına ulaşa­bilmesi için uygulama koşulları­nın firmalarımızın gerçekleriyle uyumlu olması gerekiyor.

Her sek­törün üretim yapısı, kâr marjı, iş­çilik maliyeti ve döviz ihtiyacı aynı değil. Üstelik ihracatçı firmaları­mızın bir bölümü, üretimin devam­lılığı için yurt dışından ham madde ve ara malı temin ediyor, döviz cin­sinden ödeme yükümlülükler ini karşılamak üzere kaynak bulundu­ruyor. Bu nedenle döviz pozisyonu değerlendirilirken firmaların ger­çek ticari ihtiyaçlarının ve döviz yükümlülüklerinin de dikkate alın­ması önem taşıyor. Özellikle yük­sek ihracat hacmine sahip olması­na rağmen düşük kâr marjlarıyla çalışan firmalarımız açısından bu konu ayrı bir önem taşıyor. İhracat hacmi yüksek olan bir işletmenin faaliyet kârlılığı aynı ölçüde yük­sek olmayabiliyor.

Bu nedenle des­tek kapsamında satılabilecek döviz tutarının belirlenmesinde yalnızca faaliyet kârlılığı ve işçilik maliyet­lerinin değil, firmanın ihracat hac­minin ve sektörün kendine özgü ko­şullarının da dikkate alınması ge­rekmektedir. Burada temel mesele, desteğin hangi koşullarda ve ne öl­çüde ihracatçının rekabet gücüne katkı sağladığıdır. Uygulamanın sahadaki etkileri izlenmeli, ihtiyaç duyulan iyileştirmeler iş dünyası­nın görüşleri de alınarak yapılmalı­dır. Amacımız, döviz dönüşüm des­teğinin daha etkili işlemesine ve ihracatçımızın uluslararası pazar­lardaki konumunu güçlendirmesi­ne katkı sağlamaktır.”

Döviz dönüşüm desteğinin et­kinliğinin artırılması için uygu­lama kriterlerinin ve başvuru sü­reçlerinin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini be­lirten Yıldırım, şu önerilerde bu­lundu: “Firma satış limitleri belir­lenirken faaliyet kârlılığı ve işçilik maliyetlerinin yanı sıra sektörle­rin üretim yapıları ve ihracat özel­likleri de dikkate alınmalı. Yüz­de 10’luk döviz pozisyonu sınırı­nın farklı finansal yapılara sahip firmalar üzerindeki etkileri de­ğerlendirilmeli; firmaların itha­lat ihtiyaçları ve döviz cinsinden yükümlülükleri de göz önünde bu­lundurulmalı. Ayrıca başvuru ve belge süreçleri sadeleştirilerek fir­maların desteğe erişimini kolay­laştıran, açık ve standart bir uygu­lama anlayışı benimsenmeli.”

Döviz dönüşüm desteğinin ihra­catçıların ihtiyaçlarını karşılayan daha geniş bir politika çerçevesi­nin parçası olması gerektiğini be­lirten Yıldırım, uygun maliyetli fi­nansmana erişim, ihracat kredile­ri, alacak sigortası ve kur riskinin yönetilmesine yönelik araçların da önem taşıdığını vurguladı.

Yıldırım, üretim ve ihracat kapa­sitesinin korunmasının Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bü­yümesi açısından da önemli oldu­ğunu belirterek, ihracatçıların re­kabet gücünü destekleyen uygula­maların iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi çağ­rısında bulundu.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.