MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada fon soruşturmasına değindi. Soruşturmanın arınma ve aklanma fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Ben de vurguladığım gibi, bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmak yanında, masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Milletimiz emin olsun, bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir" ifadelerini kullandı.

MHP lideri Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte, yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplininin belirleyici olduğu ortadadır. Yaşanan felaket; planlama, risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır. Afetlerle mücadele bütün kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı; yerel seçimden riskli alanların dönüştürülmesine ve ıslah projelerine kadar doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın behemahal karşılanacağı ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum.

Muhterem dava arkadaşlarım, geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eşgüdüm içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır. Nitekim suçluların açığa çıkarılması, mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.

Daha önce de vurguladığım gibi, bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemesi adaletin tecellisine olan güveni arttırmıştır. Milletimiz emin olsun; bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz milletimizin hak ve hukukunu savunurken adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak, dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır.

3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi; cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye yayılan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle suni gündem oluşturmak yerine yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir.

Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü, suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise, hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır.

Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı; terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü; kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli; resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.