Mazot, gübre, tohum ve zirai ilaç gibi temel girdi maliyetlerindeki artışın üretici üzerindeki yükü artırdığını ifade eden Özkan, üreticilerin büyük bir emek ve özveriyle toprağı işlemeye devam ettiğini ancak girdi maliyeti ve ürün satış fiyatı arasındaki makasın açılmasıyla birlikte maliyetleri karşılamakta zorluk yaşadıklarına dikkat çekti.
Sürdürülebilir bir tarımsal üretim için maliyetle kazanç arasındaki dengenin yeniden kurulmasına ihtiyaç olduğunu aktaran Özkan, nakit akışında yaşanan aksamaların çiftçilerin hareket alanını daralttığını vurguladı.
Banka kredilerine ve finansal kaynaklara erişimin kolaylaştırılmasının önemine işaret eden Özkan, “Üretim çarklarının dönmesi için uygun ödeme koşullarına sahip finansman imkânları büyük önem taşıyor. Mevcut borç yükü ve kredi erişimindeki kısıtlamalar, üreticimizin önünü görmesini zorlaştırıyor. Çiftçimizin rahat bir nefes alabilmesi için finansal kanalların açık tutulması gerekiyor” dedi.
Özkan, üretimin sürdürülebilir olabilmesi için beklentilerini şöyle sıraladı: “Öncelikle çiftçilerin kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz şekilde 1 yıl süreyle ertelenmesi veya uygun şartlarda yapılandırılması gerekiyor. Üreticinin önünü görebilmesi adına düşük faizli, uzun vadeli ve kolay erişilebilir destek kredilerinin sunulması kaçınılmaz. Gübre, mazot ve ilaç gibi temel kalemlerde doğrudan desteklerin artırılması; taban fiyatların üreticiyi koruyacak seviyelerde belirlenmesine ihtiyaç var.”
Türkiye’nin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir konuma sahip olan Çukurova’da üreticinin toprağına bağlı kalmasının; gıda tedarik zincirinin ve mutfaklardaki bütçenin korunması anlamına geleceğini anımsatan Özkan, hükümetten traktörlerin tarlada kalmasını sağlayacak ve üretimi teşvik edecek yapıcı ve somut adımları beklediklerini sözlerine ekledi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
