Beyaz kayalıkların üzerinde, sanki biraz daha yaklaşsa­lar denize düşecekmiş gibi duran evler… Altlarında masmavi bir deniz. Bonifacio’yu ilk kez de­nizden gördüğünüzde, insanların buraya nasıl yerleştiğini düşün­meden edemiyorsunuz. Fotoğraf­larının abartılı olduğunu sanıyor­sanız yanılıyorsunuz. Gerçeği çok daha etkileyici.

Sardinya’ya yalnızca 12 kilomet­re uzaklıktaki Bonifacio, adını ge­leneksel anlatıma göre 9. yüzyılda koyu kuran Toskana Kontu Boni­facio’dan alıyor. Bugünkü kimliği­ni ise 1195’te buraya yerleşen Ce­novalılara borçlu. Yüzyıllarca ne­redeyse bağımsız bir koloni olarak yaşayan kentte İtalyan etkisi hâlâ hissediliyor. Yerel lehçe bile Korsi­ka dilinden çok İtalya’nın Liguria bölgesine yakın.

Bonifacio’nun tarihi kuşatma­larla dolu. 1420’de Aragon Kralı V. Alfonso’nun kuşatması, Ceno­va’dan gelen yardımla sona ermiş. 1553’te ise kent, Fransız-Osman­lı ortak harekâtıyla ele geçirilmiş. Aralarında Turgut Reis’in de bu­lunduğu Osmanlı komutanları bu seferde görev almış. Kısa süre son­ra yeniden Cenova’ya dönen Boni­facio, 18. yüzyılın sonunda Fran­sa’ya bağlanmış.

Bonifacio’yu diğer Akdeniz kentlerinden ayıran en önem­li özelliği coğrafyası. Denizden dik yükselen 60-70 metrelik be­yaz kireçtaşı kayalıkların üzerin­de surlarla çevrili Yukarı Şehir, aşağıda ise yatların sıralandığı, fiyordu andıran dar ve derin bir liman bulunuyor. Rüzgârdan ko­runaklı bu doğal liman, yüzyıllar­dır denizcilerin sığınağı olmuş.

Boğazın karşısındaki Sardinya, açık havalarda çıplak gözle görü­lebiliyor. İtalya’ya yakınlık, ken­tin mimarisinden mutfağına, di­linden günlük yaşamına kadar pek çok şeye yansımış. Fransız ve İtal­yan kültürleri burada iç içe geçmiş.

Bonifacio’yu gezmeye Yukarı Şehir’den (Haute Ville) başlayın. Mümkünse turist otobüsleri gel­meden, sabah erken saatlerde. Dar taş sokaklarda karşınıza eski ke­merler, dik merdivenler ve denize açılan küçük pencereler çıkıyor.

Bölgedeki nadir Gotik mimari örneklerinden Saint-Dominique Kilisesi, Cenova izleri taşıyan Sa­inte-Marie-Majeure Kilisesi ve surların üzerindeki Bastion de l’Étendard mutlaka görülmeli. Özellikle Bastion’dan kent ve li­man manzarası oldukça etkileyi­ci. Denize bakan beyaz mezarla­rıyla Deniz Mezarlığı da Bonifa­cio’nun en sıra dışı köşelerinden.

Bonifacio’nun simgelerinden Aragon Kralı Merdiveni, kireçta­şı kayalığın içine oyulmuş 187 ba­samaktan oluşuyor. Efsaneye göre 1420’deki kuşatma sırasında Ara­gon askerleri tarafından bir gecede yapılmış. Gerçekte ise tatlı su ku­yusuna ulaşmak amacıyla inşa edil­miş. Merdivenlerden inerken bir yanınızda kaya duvarı, diğer yanı­nızda deniz var. Manzara etkileyi­ci ama çıkışı yorucu. Özellikle sı­cak havalarda yanınıza su almayı unutmayın.

Bonifacio’yu yalnızca karadan gezmek büyük eksiklik olur. Li­mandan kalkan teknelerle deniz mağaralarını, “Korsika’nın dü­meni” anlamına gelen Gouverna­il de la Corse kayasını ve uçuru­mun kenarındaki evleri yakından görebilirsiniz. Özellikle öğleden sonra güneşin beyaz kayalıkları altın rengine çevirdiği saatlerde manzara bambaşka oluyor.

Tekne turunu uzatmak iste­yenler için Lavezzi Adaları güzel bir seçenek. Granit kayalıkları, berrak suları ve koruma altında­ki doğasıyla şnorkel yapmak için ideal. Adalarda, 1855’te batan Sé­millante firkateyninin kurbanla­rı anısına yapılmış mezarlar da bulunuyor.

Karada yürümeyi sevenler ise falez boyunca uzanan patikadan Pertusato Feneri’ne ulaşabilir. Buradan Sardinya’yı da görebili­yorsunuz.

Bonifacio’da her saati doldu­rulmuş bir programa ihtiyacınız yok. Sabah Yukarı Şehir’de yürü­yüş, öğlen bir koyda deniz keyfi, öğleden sonra tekne turu… Akşa­müzeri ise limanda bir aperitif eşliğinde günü bitirebilirsiniz.

Daha hareketli bir tatil isteyen­ler için falez yürüyüşleri, şnorkel ve dalış seçenekleri bulunuyor. Bölgenin koruma altındaki sula­rı, zengin sualtı yaşamıyla dikkat çekiyor. Rüzgâr sporlarının adre­si ise Piantarella.

Vaktiniz varsa Sardinya’ya da geçebilirsiniz. Bonifacio’dan Santa Teresa di Gallura’ya feri­bot yolculuğu yarım saat ile bir saat arasında sürüyor. Sabah gi­dip akşam dönmek mümkün. Fe­ribot saatlerini önceden kontrol etmekte fayda var.

Bonifacio çevresindeki plajla­rın her biri farklı güzellikte.

Sant’Amanza: Kente yakla­şık 10 kilometre uzaklıkta. Çam­lıklarla çevrili, sığ ve sakin deni­ziyle çocuklu ailelerin tercihi.

Rondinara: Yarım daire biçi­mi, granit kayalıkları ve berrak suyuyla Korsika’nın en çok fotoğ­raflanan koylarından.

Santa Giulia: Porto-Vecchio yönünde. Beyaz kumu ve turku­az, sığ lagünüyle Karayipler’i ha­tırlatıyor.

Palombaggia: Kırmızı kaya­ları, şemsiye çamları ve ince ku­muyla ünlü. Kalabalık ama güzel­liği tartışılmaz.

Piantarella: Rüzgâr ve kitesurf meraklılarının gözdesi. Sakinlik­ten çok hareket arayanlara uygun.

Yaz aylarında plajlara erken gitmekte fayda var. Hem park yeri bulmak kolaylaşıyor hem de kala­balık başlamadan denizin tadını çıkarabiliyorsunuz.

Bonifacio mutfağında deniz ürünleri, Korsika’nın geleneksel lezzetleri ve İtalyan etkisi bir ara­da. İlk denemeniz gerekenlerden biri, balık ve deniz ürünleriyle ha­zırlanan aziminu çorbası. Langust, ıstakoz, taze balık ve midye de me­nülerde sıkça karşınıza çıkıyor.

Et sevenler için stuffatu güve­ci; lonzu, coppa ve prisuttu gibi şarküteri ürünleri öne çıkıyor. Koyun ve keçi sütünden yapılan, hem tatlılarda hem tuzlu yemek­lerde kullanılan brocciu peyniri de bölgenin önemli lezzetlerin­den. Limandaki restoranlar man­zaralarıyla güzel ama pahalı. Yu­karı Şehir’in taş sokaklarındaki ai­le işletmeleri ise daha samimi ve çoğu zaman daha lezzetli. Yaz ay­larında rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Bonifacio’dan ayrılmadan önce gün batımında falezlerin kenarı­na gidip Sardinya’ya doğru bakın. Güneş karşı kıyının ardına iner­ken beyaz kayalar renk değişti­riyor, deniz koyulaşıyor, evlerin ışıkları yanmaya başlıyor. İşte o an, Bonifacio’nun fotoğraflarının neden gerçeğini tam olarak anla­tamadığını anlıyorsunuz.

En güzel dönemler mayıs-haziran ve eylül. Deniz ılık, kalabalık daha az, fiyatlar makul. Temmuz ve ağustos aylarında ise hem turist sayısı hem fiyatlar yükseliyor.

Bölgeyi rahat gezmek için araba kiralamak neredeyse şart. Ancak merkezde park yeri sınırlı olduğundan aracınızı dışarıda bırakıp yürümek daha mantıklı.

Konaklama için liman ve Yukarı Şehir cazip ama pahalı. Çevre köylerde daha uygun seçenekler bulunuyor. Özellikle yaz aylarında erken rezervasyon önemli. Taş sokaklar ve merdivenler için rahat bir yürüyüş ayakkabısını da unutmayın.

Dünya ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.