Küresel ölçekte yükselen borçlanma maliyetlerine rağmen Türkiye’de yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve altyapı yatırımları hız kesmeden devam ediyor.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ozan Uyar, finansman maliyetlerindeki artışın küresel bir olgu olduğuna dikkat çekerek, “Dünyada faizler yükselirken Türkiye’nin borçlanma maliyetlerinin de bundan etkilenmesi kaçınılmaz. Avrupa’da yüzde 2-3 seviyelerinde borçlanma imkânı bulunabiliyor. Farklı finansman modelleri ve ülkelerin ihracat destek programları gibi seçenekler de mevcut. Dolayısıyla daha uygun maliyetli finansman imkânları tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak genel küresel görünüme baktığımızda, yatırımlar açısından paranın maliyetinin yükseldiği bir döneme giriyoruz” dedi.
Enerji politikalarında arz güvenliğinin giderek daha fazla öne çıktığını belirten Ozan Uyar, “Daha önce yatırımlarda fizibilite ve finansman maliyeti önemli unsurlardı. Bugün ise arz güvenliği, kaynakların çeşitlendirilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda enerjiye erişim daha öncelikli hâle geldi. Maliyet konusu önemini korumakla birlikte öncelik sıralamasında farklılaşma yaşanıyor. Korumacılık önlemleri ve ticaret savaşları da maliyetler üzerinde etkili olabilir. Ülkeler enerji alanında daha bağımsız olmak istiyor.
Ancak yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve enerji teknolojileri alanlarında yeni yatırımlar yapılırken teknoloji, üretim kapasitesi ve kritik mineraller gibi konularda farklı bağımlılıklar ortaya çıkabiliyor. Örneğin Avrupa’nın Çin’e bağımlılığını azaltmak amacıyla Çin ekipmanlarını kullanmaması, güneş enerjisi santrallerinin maliyetlerini artırabilir. Bu durum yalnızca Avrupa için değil, diğer ülkeler için de geçerli. Dolayısıyla enerji yatırımlarının maliyetleri sadece faizlerden değil, ülkelerin politikalarından, korumacılık önlemlerinden ve ticaret savaşlarından da etkilenebilir” diye konuştu.
Yenilenebilir enerjinin canlı bir yatırım alanı olmaya devam ettiğini belirten Uyar, Türkiye’nin bu alanda iddialı hedefleri bulunduğunu söyledi. Finansman modelinin yatırımcı, finansör ve kamu olmak üzere üç temel unsur üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Uyar, “Kalkınma bankaları uzun vadeli kaynaklara erişebilmeleri bakımından avantajlı. Özellikle Hazine garantisiyle sağlanan kaynaklar, nispeten uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman imkânı sunabiliyor. TSKB’nin enerji alanında uzun yıllara dayanan deneyimi ve uzmanlığı var. Bu yıl 2 milyar doların üzerinde yeni kredi kullandırma hedefimiz vardı, bu hedefi gerçekleştireceğiz” ifadelerinde bulundu.
Önümüzdeki 10 yılda yapay zekâ, veri merkezleri ve iklimlendirme etkenleriyle dünyada enerji tüketiminin %40 artacağını vurgulayan Uyar, Türkiye’nin iletim ve dağıtım şebekesine yönelik yatırım ihtiyacının 60 milyar dolardan başlayıp 100 milyar dolara kadar çıktığını belirtti.
TSKB, okul öncesi eğitime erişimi kolaylaştırmak ve kadın istihdamını desteklemek amacıyla yürüttüğü ‘75. Yıl Ana Sınıfı Projesi’ kapsamında dokuzuncu ana sınıfını Van Türk Eczacılar Birliği İlkokulu’nda hizmete açtı. Çocukların zihinsel ve motor becerilerini destekleyecek özel oyun alanları ve eğitici materyallerle donatılan sınıfla bölgedeki sosyal kalkınmaya katkı sağlanması hedefleniyor. Daha önce Kilis, Malatya, Elazığ ve Kars’ta ana sınıfları hayata geçirilmişti.
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi’nden beklentilerinin yüksek olduğunu belirten Uyar, zirvenin taahhütlerden somut uygulamalara
geçiş aşaması olacağını söyledi. Elektrifikasyon oranının yüzde 35 seviyesine çıkarılmasının en iddialı hedeflerden biri olduğunu belirten
TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmak için karbonsuzlaşma, enerji, tarım, binalar ve ulaştırma gibi alanlarda ciddi yatırımlar gerekiyor. Artık aksiyon zamanı. Türk bankacılık sektörünün bu yatırımları finanse edecek gücü ve kapasitesi tamdır” dedi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
