Avrupa'da yükselen enerji fiyatları, tüketicilerin enflasyon beklentilerini yeniden yukarı taşımaya başladı. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) 23 Ekim'de yayımladığı eylül ayı Tüketici Beklentileri Anketi'ne göre, gelecek 12 ay için beklenen fiyat artışı ağustostaki yüzde 3 seviyesinden yüzde 3,1'e çıktı. Böylece kısa vadeli enflasyon beklentileri üst üste ikinci ay yükselirken, Avrupa ekonomisinde hayat pahalılığına ilişkin endişelerin henüz ortadan kalkmadığı görüldü.
Anketin dikkat çeken tarafı, kısa vadeli beklentiler kötüleşirken daha uzun dönemli tahminlerin değişmemesi oldu. Tüketicilerin üç yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 2,9, beş yıl sonrasına ilişkin beklentisi ise yüzde 2,5 seviyesinde kaldı. Bu farklılık, hanehalkının yakın dönemde daha yüksek fiyat artışları beklediğini ancak mevcut baskının aynı ölçüde uzun yıllara yayılacağını düşünmediğini gösteriyor.
Avrupa Merkez Bankasının araştırmasına göre, tüketicilerin 12 aylık enflasyon beklentisi temmuzda yüzde 2,9 düzeyine kadar geriledikten sonra ağustosta yüzde 3'e, eylülde ise yüzde 3,1'e yükseldi. Nisan-temmuz dönemindeki düşüş eğiliminin ardından gelen iki aylık artış, fiyat istikrarına ilişkin iyimserliğin zayıfladığına işaret etti. Bununla birlikte artışın büyüklüğü 0,1 puanla sınırlı kaldı.
Beklentilerdeki yükselişin arkasında özellikle enerji maliyetleri bulunuyor. Orta Doğu'daki çatışmaların petrol ve doğal gaz piyasalarında oluşturduğu arz riski, Avrupa'da akaryakıt ve enerji fiyatlarının yeniden yükselmesine yol açtı. Enerji fiyatları, tüketicilerin günlük yaşamda doğrudan karşılaştığı harcamalar arasında bulunduğu için gelecekteki enflasyona ilişkin değerlendirmelerini de etkileyebiliyor.
Avrupalı tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi yıl boyunca önemli dalgalanmalar gösterdi. Orta Doğu'daki ilk saldırıların ardından mart ayında yüzde 4'e ulaşan beklenti, takip eden aylarda gerileyerek temmuzda yüzde 2,9'a kadar indi. Eylül sonucuyla birlikte bu düşüşün yerini yeniden sınırlı bir yükseliş aldı.
Bu karşılaştırma, son iki aydaki artışa rağmen beklentilerin mart ayındaki seviyesinin altında bulunduğunu gösteriyor. Ancak enerji piyasalarındaki belirsizliğin devam etmesi, gelecek aylara ilişkin tahminlerin yeniden değişmesine neden olabilir. Özellikle petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması, akaryakıtın yanı sıra taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden daha geniş bir fiyat baskısı yaratabilir.
Avrupa'da tüketicilerin enflasyon beklentilerinin yükseldiği dönemde gerçekleşen fiyat artışları da hızlandı. Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon haziran ayından itibaren yükselerek eylülde yüzde 3,8'e ulaştı. Bu oran, Avrupa Merkez Bankasının orta vadeli yüzde 2 hedefinin belirgin biçimde üzerinde bulunuyor.
Gerçekleşen enflasyonla tüketici beklentileri aynı göstergeyi ölçmüyor. Yüzde 3,8'lik oran geçmiş 12 aydaki fiyat değişimini gösterirken anketteki yüzde 3,1'lik beklenti, katılımcıların gelecek 12 ay için öngördüğü fiyat artışını ifade ediyor. Dolayısıyla iki rakam arasındaki fark, enflasyonun gelecek yıl kesin olarak yüzde 3,1'e düşeceği anlamına gelmiyor.
Eylül anketinde üç yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin yüzde 2,9, beş yıl sonrasına ilişkin beklentinin ise yüzde 2,5 seviyesinde sabit kalması, para politikası açısından dikkat çekici bir ayrıntı oluşturdu. Kısa vadede enerji fiyatlarından etkilenen tüketiciler, daha uzun vadede aynı büyüklükte yeni bir bozulma öngörmedi. Ancak her iki beklenti de ECB'nin yüzde 2'lik fiyat istikrarı hedefinin üzerinde bulunuyor.
Merkez bankaları açısından uzun vadeli beklentilerin seyri önem taşıyor çünkü kalıcı fiyat artışı beklentileri ücret taleplerini, şirketlerin fiyatlama kararlarını ve tüketim davranışlarını etkileyebiliyor. Bununla birlikte hanehalkı anketleriyle ölçülen enflasyon tahminleri, profesyonel ekonomistlerin tahminlerinden farklılaşabiliyor. Bu nedenle ECB'nin değerlendirmelerinde yalnızca beklentilerin düzeyi değil, zaman içinde hangi yönde hareket ettiği de önem taşıyor.
Ankette tüketicilerin gelecek bir yıla ilişkin enflasyon tahminlerindeki belirsizlik de ağustosa göre hafif yükseldi. Belirsizlik göstergesi, Orta Doğu'daki çatışmalar başlamadan önceki seviyesinin üzerinde kalmaya devam etti. Bu sonuç, tüketicilerin yalnızca daha yüksek enflasyon beklemekle kalmadığını, fiyatların nasıl değişeceğini öngörmekte de zorlandığını gösteriyor.
Belirsizliğin artması hanehalkının ekonomik kararlarında daha temkinli davranmasına neden olabilir. Özellikle büyük tutarlı harcamalarda, konut alımında ve uzun vadeli borçlanma kararlarında gelecekteki gelir ve fiyat koşullarının öngörülebilir olması önem taşıyor. Bununla birlikte anket sonuçları, tüketicilerin tamamının harcamalarını azalttığı veya kredi kullanımını ertelediği şeklinde yorumlanamaz.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, Avrupa'daki enflasyon görünümünün yeniden bozulmasında önemli bir rol oynuyor. Brent petrolün eylül ayında varil başına 100 doların üzerine çıkması, akaryakıt maliyetlerini artıran gelişmeler arasında yer aldı. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş ise özellikle kış aylarına yaklaşılırken konutların ısınma giderleri ve enerji yoğun sektörlerin üretim maliyetleri açısından risk oluşturuyor.
Enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi yalnızca tüketicilerin doğrudan ödediği faturalarla sınırlı değil. Taşımacılık, üretim ve dağıtım maliyetlerindeki yükseliş zaman içinde başka ürün ve hizmetlerin fiyatlarına da yansıyabiliyor. Ancak bu geçişin hızı, şirketlerin maliyetleri ne ölçüde üstlendiğine, tüketici talebine ve rekabet koşullarına bağlı olarak değişiyor.
Avrupa Merkez Bankası, enerji fiyatlarının yükselmesi üzerine 2026 yılında iki kez faiz artırdı. Eylül enflasyonunun yüzde 3,8'e ulaşması ve tüketicilerin kısa vadeli beklentilerinin yeniden yükselmesi, fiyat istikrarı üzerindeki risklerin sürdüğünü gösteriyor. Buna karşılık Avrupa'da ekonomik büyümenin yavaşlaması, para politikasında yeni sıkılaşma kararlarının olası maliyetini artırıyor.
ECB'nin 29 Ekim'deki toplantısı öncesinde piyasalarda politika faizlerinin sabit tutulması beklentisi öne çıkıyor. Mevduat faizi yüzde 2,50 seviyesinde bulunurken, ekonomistler arasında aralık ayında yeni bir faiz artışı ihtimali de tartışılıyor. Ancak tüketici beklentilerindeki 0,1 puanlık yükselişin tek başına faiz artışını zorunlu kıldığı söylenemez; enerji fiyatları, ücretler, büyüme ve gerçekleşen enflasyon birlikte değerlendirilecek.
11 ülkeden yaklaşık 19 bin kişi katıldı
Avrupa Merkez Bankasının aylık Tüketici Beklentileri Anketi, Euro Bölgesi'ndeki 11 ülkede yaşayan yaklaşık 19 bin yetişkini kapsıyor. Araştırmaya Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, İrlanda, Portekiz, Finlandiya ve Yunanistan'dan katılımcılar dahil ediliyor. Böylece yalnızca ekonomik büyüklükler değil, hanehalkının fiyatlara ve gelecekteki ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmeleri de izleniyor.
Anket sonuçları doğrudan Avrupa Merkez Bankasının resmî enflasyon tahmini anlamına gelmiyor. Bununla birlikte tüketicilerin beklentilerindeki değişim, para politikasının ekonomiye nasıl yansıdığını anlamak açısından önemli bir gösterge oluşturuyor. Eylülde ortaya çıkan tablo, Avrupa'da kısa vadeli enflasyon endişesinin yeniden güçlendiğini ancak uzun vadeli beklentilerde henüz yeni bir yükseliş yaşanmadığını gösteriyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.
