Ekonomi Masası’nın 14 Ekim tarihli yayınında piyasaların ana gündemi yine fon tasfiyesi oldu. Programda tasfiye sürecinde yapılan son ödemeler, Borsa İstanbul’daki işlem hacmi kaybı ve yatırımcı güveninin ne zaman toparlanabileceği ele alındı.

Programda aktarılan bilgilere göre fon kurulunun beşinci toplantısının ardından A1, Vus ve Pardus’un yönettiği fonlarda 43 bin 643 yatırımcıya 6,4 milyar TL ödeme yapıldı.

Fonlarla ilgili yasa teklifinin de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüleceği, toplantıya Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, TMSF ve Merkez Bankası dahil ilgili kurumların temsilcilerinin davet edildiği aktarıldı.

Fon krizinin Borsa İstanbul üzerindeki etkisi işlem hacminde de kendisini gösterdi.

BIST 100’de pazartesi günü işlem hacminin 81,5 milyar TL’de kaldığı, bunun 15 Eylül’e göre yüzde 54, sert satışların yaşandığı 16 Eylül’e göre ise yüzde 69 düşüşe işaret ettiği belirtildi.

“Güven bir kere kaybolur. Sonra güveni geri kazanmak zaman alır.”Yıldırım, güvenin yeniden oluşmasının yıllar alabileceğini ancak bunun borsanın kısa vadede yükselmesine tamamen engel olmayacağını ifade etti.

Fon krizinin yalnızca finansal piyasalarda değil tüketimde de etkilerinin görülmeye başladığı belirtildi.

Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel’in değerlendirmesine göre üst segment markalar ile lüks yeme-içme işletmelerinin cirolarında zayıflama yaşanırken satışlar giderek daha fazla indirim kampanyalarına bağımlı hale geldi.

Hakan Güldağ, fonlarda yaşanan kaybın “negatif refah etkisi” yarattığını, varlıklarının değeri yükselirken daha fazla harcama yapan kesimlerin kriz sonrasında tüketimde frene bastığını söyledi.

Fon krizinin ardından yatırımcıların yakından takip ettiği konulardan biri de MSCI’ın Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesi.

Yıldırım, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar ligindeki yerini koruyacağını düşündüğünü belirterek gerekirse kararın ertelenebileceğini ancak doğrudan olumsuz bir sonuç beklemediğini ifade etti.

Yıldırım, Borsa İstanbul’un yılın son çeyreğinde yeniden canlanabileceği görüşünü paylaştı.

Türkiye hisselerinin gelişmekte olan ülke piyasalarına kıyasla yüzde 50’nin üzerinde iskontolu işlem gördüğünü belirten Yıldırım, Türkiye borsasının dolar bazındaki seviyesinin 2013-2014 dönemindeki zirvenin çok altında kaldığını söyledi.

Bu nedenle yılın son bölümünde yukarı yönlü bir dönüş beklediğini ifade etti.

Programın öne çıkan diğer başlığı Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesiydi.

Avrupa Parlamentosu’nun karbon maliyetine tabi nihai ürün sayısının 457’ye çıkarılmasını desteklediği, Türkiye’nin AB’ye yaptığı yaklaşık 8 milyar euroluk ihracatın düzenlemeden etkilenmesinin beklendiği aktarıldı.

Türkiye’nin Çin’in ardından düzenlemeden en fazla etkilenebilecek ikinci ülke olabileceği belirtildi.

Düzenlemenin çelik ve alüminyum gibi temel girdilerin yanı sıra makine, metal mamulleri ve beyaz eşya gibi nihai ürünlere de genişletilmesinin gündemde olduğu ifade edildi.

Hakan Güldağ, karbon düzenlemesindeki genişlemenin özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiler açısından ek maliyet yaratabileceğini söyledi.

Avrupa Birliği’nin çevre ve karbon standartlarını giderek daha fazla ticaret politikasının parçası haline getirdiğini belirten Güldağ, Türk üreticilerin bu dönüşüme uyum sağlamasının kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.

Yeni karbon maliyetlerinin ihracatı pahalılaştırabileceğini belirten Güldağ, firmaların uygulama başlamadan önce üretim süreçlerini yeni standartlara göre dönüştürmesi gerektiğini söyledi.

Kripto para piyasalarını değerlendiren CoinTR CEO’su Ali Eşelioğlu, Bitcoin’in yaklaşık 83 bin dolar seviyesinde işlem gördüğünü söyledi.

Bitcoin’de 81-82 bin dolar bölgesinin önemli destek haline geldiğini belirten Eşelioğlu, bu seviyenin birkaç kez çalışmasının yeniden 87 bin dolar ve ardından 90 bin dolar üzerindeki seviyelerin test edilmesi açısından olumlu olduğunu ifade etti.

Ekim ayında Bitcoin ETF’lerinden 278 milyon dolar, Ethereum ETF’lerinden ise 695 milyon dolarlık çıkış yaşandığını belirten Eşelioğlu, buna rağmen kripto piyasasında orta vadeli görünümün pozitif kaldığını söyledi.

Küresel yatırımcıların yüksek faiz ortamında daha kısa vadeli araçlara yöneldiği belirtildi.

Eşelioğlu, Türkiye’de TL mevduat ve para piyasası fonlarının, yurt dışında ise iki yıl ve daha kısa vadeli tahvillerin öne çıktığını söyledi.

Bununla birlikte son dönemde küresel sermayenin önemli bölümünün hisse senedi piyasalarına gittiğini, özellikle yapay zekâ ve teknoloji hisselerindeki yükselişin dikkat çektiğini belirtti.

Bu şirketlerin yüksek enerji ve finansman ihtiyacının ise yeni bir risk oluşturduğunu söyledi.

Programda kripto piyasalarının yeni gündemlerinden biri olan gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu da ele alındı.

Eşelioğlu, gayrimenkul, altın, gümüş ve diğer menkul kıymetlerin tokenizasyonunun önümüzdeki dönemde daha hızlı büyümesini beklediklerini söyledi.

ABD’de S&P 500 ve Nasdaq’ta işlem gören hisselerin fiyat hareketlerini takip eden tokenların kripto yatırımcılarına sunulması konusunda birçok platformun çalışma yürüttüğünü belirtti.

Merkez Bankası rezervleri 171,8 milyar dolara yükseldiTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin altı haftalık düşüşün ardından yeniden arttığı belirtildi.

Programda aktarılan hesaplamalara göre toplam rezervler 171,8 milyar dolara, net rezervler ise 6,3 milyar dolarlık artışla 44 milyar doların üzerine çıktı.

Merkez Bankası’nın aynı dönemde yaklaşık 5,7 milyar dolarlık döviz alımı yaptığı tahmin edildi.

Hakan Güldağ, ihracatçıların Merkez Bankası’nın döviz dönüşüm desteğine ilişkin yeni uygulamalarından şikâyetçi olduğunu söyledi.

Bazı ihracatçılar destek miktarının fiilen üçte bire kadar gerilediğini belirtirken, uygulamanın yeniden düzenlenmesi için Ticaret Bakanlığı’nın da devreye girmesi yönünde talepler bulunduğu aktarıldı.

Desteğin azalmasının ihracat fiyatlarını bu teşvike göre belirleyen firmalarda zarar riski yarattığı ifade edildi.

Cari işlemler hesabının Ağustos ayında 4,1 milyar dolar fazla verdiği ve sonucun piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleştiği belirtildi.

Güldağ, hizmet gelirlerinin cari dengeye destek verdiğini ancak petrol ve diğer enerji fiyatlarının önümüzdeki dönem açısından önemli risk olmaya devam ettiğini söyledi.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.