L’Oréal Türkiye, 40. yılında EndoTürkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın kurulmasına katkı sağladı. Kamuya açık platform, farklı alanlardan uzmanları buluşturarak kadın sağlığı araştırmalarını ve bilgi paylaşımını desteklemeyi amaçlıyor.

L’Oréal Vakfı ve UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce başlatılan Bilim Kadınları İçin Programı, dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanını destekledi. Türkiye’de programdan yararlanan 100’den fazla bilim kadını bugün profesör veya doçent olarak çalışmalarını sürdürüyor.

ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre, 2013-2023 döneminde ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8’i kadın sağlığına ayrıldı.

Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen endometriozis konusunda Türkiye’de 15 binden fazla kadının katıldığı araştırmaya göre, ilk hastane başvurusundan tanıya kadar yaklaşık dört yıl geçiyor. Katılımcıların yüzde 78’i tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük yaşadığını belirtti.

L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, şirketin 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğduğunu belirterek, araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar avro yatırım yaptıklarını ve dünya genelindeki araştırma merkezlerinde 4 binden fazla bilim insanıyla çalıştıklarını söyledi.

“Bilim, var oluşumuzun temelidir” diyen Panayotova, dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca birinin kadın olduğuna dikkat çekti. Bilimin tüm potansiyeline ulaşabilmesi için kadınların eşit katılımının önemini vurgulayan Panayotova, Türkiye’de 24 yıldır yürüttükleri Bilim Kadınları İçin Programı kapsamında bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdiklerini belirtti. Panayotova, kadın bilim insanlarının çalışmalarının görünür olmasının genç kızlara da ilham verdiğini ifade etti.

L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, Bilim Kadınları İçin Programı ile kadın araştırmacılara yeni imkânlar yaratmaya odaklandıklarını belirtti.

Türkiye’deki 40. yıllarında EndoTürkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nı desteklediklerini aktaran Tanrıkulu, platformun yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını görünür kılmayı, farklı disiplinler arasında iş birliğini ve bilimsel bilgi paylaşımını artırmayı hedeflediğini söyledi.

Tanrıkulu, uzun vadede erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini artıracak çözümlere katkı sunmak istediklerini belirterek, bu yıl desteklenen dört bilim kadını başta olmak üzere tüm bursiyerleri ve araştırmacıları iş birliğine davet etti.

Bilim Kadınları İçin Programı kapsamında desteklenen dört bilim kadını, sağlık, enerji depolama ve biyoteknoloji alanlarında yeni projeler geliştirecek. Çalışmalar, ALS hastalığına yönelik ilaç adaylarından yenilenebilir enerji depolama teknolojilerine, taşınabilir tanı sistemlerinden diş dokusunun yenilenmesine kadar farklı alanlara odaklanıyor.

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Belgin Sever, ALS hastalığının bazı türlerinde sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefleyen yeni ilaç adayları geliştirecek. Bilgisayar ortamında taranan moleküller laboratuvarda üretilerek hücre modellerinde test edilecek. Çalışmanın yeni tedavilere bilimsel temel oluşturması hedefleniyor.

ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek çinko-hava pillerinin ömrünü ve verimliliğini artırmayı amaçlıyor. Projede, pilin çinko bölümü aşınmayı ve düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak. Çalışmanın güvenli, sürdürülebilir ve erişilebilir enerji depolama teknolojilerine katkı sağlaması bekleniyor.

Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünden Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, filtre kâğıdını UV ışık yardımıyla taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefliyor. Geliştirilecek teknolojinin biyosensörler, çevresel analiz ve gıda güvenliği alanlarında kullanılabilecek düşük maliyetli sistemlere temel oluşturması amaçlanıyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, dişin canlı dokusunun iyileşme sürecini genetik düzeyde inceleyecek. Projede, destek hücrelerinin kök hücrelerin onarım kapasitesine etkisi araştırılacak ve CRISPRi yöntemiyle iyileşmede rol oynayan mekanizmalar belirlenecek. Bulguların, dişin kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen yeni tedavilere katkı sağlaması hedefleniyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.