Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, fon krizinin hem hükümete hem de sürece dahil olan vatandaş ve şirketlere ciddi olumsuz yansımaları olduğunu belirtti. Kamudan kaynak aktarılmayacağı yönündeki açıklamaların olumlu ancak fon kaynaklarının da değerlenebilir durumda olmadığını ifade eden Prof. Dr. Saygılıoğlu, krizin en büyük tahribatının piyasaya ve özellikle yabancı yatırımcılara verilen güvensizlik olduğunu dile getirdi. Krizin başladığı eylül ortasından bu yana BIST 100’ün %21, BIST 50’nin %19 ve BIST 30’un %17,5 değer kaybettiğini kaydeden Prof. Dr. Saygılıoğlu, en ağır kaybın %28,75 ile sınai sektör hisselerinde yaşandığının altını çizdi.

Merkezi yönetim bütçe teklifini değerlendiren Prof. Dr. Saygılıoğlu, bütçede kayda değer ve sonuç değiştirecek yeni bir harcama kaleminin yer almadığını söyledi. Bütçe maratonunun çekişmeli geçmeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Saygılıoğlu; bütçe giderlerinin %20’den fazlasının personel, %14,5’inin (yaklaşık 4 trilyon TL) faiz ve %40’tan fazlasının transfer harcamalarından oluştuğuna dikkat çekti. Bütçenin bu haliyle bir ‘hizmet bütçesi’ niteliği taşımadığını vurgulayan Prof. Dr. Saygılıoğlu, borçlanma yerine vergi gibi sağlam kaynaklara odaklanılması ve kamudaki savurganlığın sonlandırılması gerektiğini kaydetti. Seçimlere kadar köklü bir yapısal reform beklemediğini belirten Prof. Dr. Saygılıoğlu, 2027 yılında siyasi süreçlerin de etkisiyle kamu yatırımlarında artış yaşanabileceğini öngördü.

Para politikası adımlarına da değinen Prof. Dr. Saygılıoğlu, TCMB’nin politika faizinde en fazla 100 baz puanlık bir indirime gidebileceğini tahmin ettiğini söyledi. Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşması için kamu harcamalarında verimliliğin esas alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Saygılıoğlu; KOBİ'ler, ihracat ve tarım gibi doğrudan üretime ve arza katkı sunan alanların seçici teşviklerle desteklenmesinin önemini vurguladı.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.