Önümüzdeki dönemde 3 ülkede yapılacak seçim öncesinde, iktidardaki popülist liderleri derin bir “seçilememe” paniği kapladı.
Bu üç lider, tahmin edeceğiniz gibi ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Sırbistan Başbakanı Vuçiç.
Böyle ülkelerde popülist sloganlarla iktidara gelmek kolay.
İktidara gelince o kibirle bütün kurumları yerle bir etmek, adaletsiz davranmak, rakipleri ezmek için her şeyi mubah görmek ve kanunları hiçe saymak da kolay.
Ama insanların mutsuzluğu arttıkça seçilememe paniği de başlıyor.
Bu panikle siyaseti ellerinden geldiğince çamurlaştırmaya başladılar.
Bunun en çarpıcı örneği de şu günlerde ABD’nin Teksas eyaletinde yaşanıyor.
Bugün size o eyaletteki seçim kampanyasından öyle örnekler vereceğim ki “Bu kadar da olmaz” diyeceksiniz.
Şu günlerde Teksas, tarihinin en ilginç siyasi yarışını yaşıyor.
Demokratlar 32 yıldır tek bir seçim bile kazanamadılar.
Genç, atak, cesur bir aday çıktı ve Demokratların ön seçimlerinde aday olma hakkını elde etti.
Onu şöyle tarif edeyim: Trump’ın “Demokrat versiyonu”…
Zenginlere, Silikon Vadisi’nin yapay zekâ derebeylerine karşı inanılmaz bir savaş açtı.
Çok etkileyici bir retoriği ve beden dili var.
Karşısındaki Cumhuriyetçi aday ise Ken Paxton adında eski bir savcı.
Bugüne kadar hiçbir seçim kaybetmemiş.
Ama anketler, 32 yıldan beri ilk kez bir Demokrat adayı az farkla da olsa önde gösteriyor.
Yani AK Parti’nin Konya’yı kaybetmesi gibi bir durum var ortada.
İşte o nedenle Cumhuriyetçiler bir anda çamurlaştılar.
Buyurun, dünyanın en zengin eyaletlerinden birinde popülist sağ siyasetin yaptığı çamurlukları birlikte okuyalım.
Demokratların genç ve atak adayı, geçtiğimiz günlerde ağır bir grip geçirdi.
Bunun üzerine, Talarico’nun Ohio’da bir akıl sağlığı merkezinde olduğu söylentisi yayıldı.
Talarico ise bu eyaleti hiç ziyaret etmediğini belirtti.
Ancak ülkenin bağımsız medyası bu olayı incelemeye başladı.
The New York Times gazetesi, güvenlik kameralarının dokuz günlük kayıtlarını saniye saniye izledi.
Görüntülerdeki zaman damgalarını da takip etti ve Demokrat adayın gerçekten dokuz gün boyunca evden hiç çıkmadığını kanıtladı.
Ülkede bağımsız medyanın önemi bir kere daha anlaşıldı.
Akıl hastanesi yalanı ortaya çıkınca bu defa Talarico’nun cinsellikle ilgili görüşleri tartışmaya açıldı.
Paxton ve diğer Cumhuriyetçiler, Talarico’nun “ikiden fazla biyolojik cinsiyet olduğuna inanan, tuhaf bir radikal” olduğunu ve bunun Tanrı’nın buyruklarına aykırı olduğunu söylemeye başladılar.
Başkan Yardımcısı JD Vance, geçen çarşamba günü Teksas’ta yürüttüğü seçim kampanyası sırasında daha da ileri giderek Talarico’yu eşcinsellik iması taşıyan bir şakayla alaya aldı.
Talarico geçmişte buna benzer şeyler söylemişti ama sonradan bu görüşlerinden vazgeçmişti.
Başkan yardımcısının imalarını büyük ölçüde görmezden geldi.
Sonra da “Uzun süredir bir kız arkadaşım var” demek zorunda kaldı.
Vance’in pis şakasına ise sözcüsü şöyle yanıt verdi: “Teksaslı seçmenlerin başka sıkıntıları var.
İnsanların arabalarına benzin, sofralarına yemek koyabilmesiyle ilgileneceklerine bu çocukça şakalarla vakit geçiriyorlar.
Biz Teksaslıları bu yozlaşmış siyasi sistemle mücadele etmeye davet ediyoruz.”
Bir siyasetçinin tamamen kendisine ait mahrem bir alanı böyle savunmak zorunda kalması, tabii ki Cumhuriyetçi muhafazakârların umurunda bile olmadı.
Yerel muhafazakârlar yetersiz kalınca devreye MAGA’nın ağır topu Başkan Trump girdi ve hemen genç adaya bir isim taktı: “Talafreako.”
Yani adını, “ucube” anlamına gelen bir kelime oyunuyla değiştirdi.
Orada da kalmadı ve sığır yetiştiriciliğiyle tanınan eyalette onu etoburluk üzerinden vurmaya başladı.
İşareti alan yerel muhafazakârlar da topa girdi.
Tezleri şuydu: “Sen yeterince erkek değilsin.
Bir anda televizyonlarda ve billboardlarda bu yönde bir reklam bombardımanı başladı.
Bir dinim ve tuttuğum bir spor takımı var” dedi.
“Dolayısıyla Teksas için en iyisi buysa partimdekilerle acı gerçekleri paylaşmakta hiçbir sorunum yok.”
Ancak bu propaganda çok başarılı olmadı.
Çünkü Talarico, Presbiteryen bir ilahiyat öğrencisiydi.
Dinî konularda rakibinden çok daha bilgiliydi.
Vaatleri de şunlardı: “Kredi kartı faiz oranlarına üst sınır getirilmesi, orta sınıfın vergilerinin düşürülmesi ve insanların ev sahibi olmak için gereken ilk peşinatı ödemelerine yardımcı olunması…”
Buna karşılık genç Demokrat adayın elinde de güçlü bir koz var: Rakibinin yolsuzluklarla dolu geçmişi.
Rakibi, Teksas siyasetindeki çeyrek asırlık kariyeri boyunca hiçbir seçim kaybetmedi.
Ancak başsavcıyken ağır dolandırıcılıkla suçlandı.
Tazminat ödemesi ve kamu hizmeti yapması karşılığında suçlamaların düşürülmesi için bir anlaşma yaptı.
Ardından yardımcılarından bir grup, onu rüşvet ve görevi kötüye kullanmakla suçladı.
Eyalet meclisinin alt kanadı, 2023’te onu görevden aldı.
Görevden alınma tartışmaları sırasında bir de skandal patladı.
Rakibinin mahrem hayatını durmadan sorgulayan muhafazakâr Paxton’ın eşinin bir ilişkisi ortaya çıktı.
Eyalet senatörü olan eşi Angela Paxton’ın gizli telefon konuşmaları ortalığa saçıldı.
Üstelik sevgilisiyle ortak bir Uber hesabı olduğu ve gizli bir e-posta adresi kullandığı da anlaşıldı.
Peki, muhafazakâr aday buna karşılık ne yaptı?
“İncil’e dayalı gerekçelerle boşanma davası açtım” dedi.
Ancak bütün bunlar Paxton’ı fena vurdu.
Cumhuriyetçi Parti, reklamlardan Paxton’ın adını çıkardı.
Bunun yerine insanları Cumhuriyetçi adaylara oy vermeye çağırdı.
Bir kere daha anlaşıldı: Siyasette çamur atan, kendisi de çamura bulanır.
Teksas gibi muhafazakârlar açısından sembolik önemi çok büyük bir eyaletin kaybedilmesi tehlikesi, kesenin ağzının açılmasına neden oldu.
Bu arada Talarico’nun anketlerde önde görünmesi, Demokratlara yapılan seçim bağışlarının artmasını da sağladı.
Sadece bu eyalette bugüne kadar seçim için harcanan para yarım milyar doları geçti.
Bu arada Demokrat aday Talarico yılın üçüncü çeyreğinde 64 milyon dolar gibi rekor bir seçim bağışı topladı.
Bütün Amerika’da partilerin ve adayların seçim için harcadığı para ise 10 milyar doları aştı.
Bu arada bu paniğin Trump’ın karar verme psikolojisini etkilediğini gösteren şeyler olmaya başladı.
Geçen hafta Beyaz Saray’ın basın sekreterini değiştirmişti.
Beş gün sonra yeni sekreterini de kovdu.
Alışılmış Trump karakteri diyebilirsiniz.
Ama unutmayın, Trump 80 yaşını geçti.
Böyle davranışların örnekleri bu kadar çoğaldıysa ortada bir yaşlılık sorunu da olabilir demektir.
Newsweek, 23 Ekim 2026 günü ilginç bir illüstrasyon kapakla yayımlandı.
Başlığı “The Socialist Republic of America” — “Amerika Sosyalist Cumhuriyeti.”
Amerikan solundan beş isim, Mao dönemi propaganda afişlerini çağrıştıran kıyafetlerle resmedilmiş: Zohran Mamdani, Hasan Piker, Bernie Sanders, Alexandria Ocasio-Cortez ve Abdul El-Sayed.
Şu an için Cumhuriyetçilerin elindeki en kuvvetli koz bu gibi görünüyor.
Demokrat Partinin ön seçimlerinde olmadı.
Cumhuriyetçilerin geleneksel kalesi Michigan’da Abdul El-Sayed isimli sol bir Müslüman ön seçimi kazanıp Demokratların Senato adayı oldu.
Ayrıca geçen hafta yayımlanan bir anket, Amerikan halkının yüzde 41’inin “Sosyalist bir Amerika” fikrine karşı olmadığını gösterdi.
Ayrıca New York halkının Mamdani’den memnun olduğunu da unutmamak lazım.
Netanyahu ise günlerdir İsrail halkına bütün popülist liderlerin aynı dehşet hikâyesini anlatıyor: “İsrail’i bitirmek isteyen dış güçler benim seçilmemem için elinden geleni yapıyor.”
Adını verdiği dış güçler de şunlar: New York Belediye Başkanı Mamdani, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas, İran, Hizbullah.
Yani her popülist liderin yaptığını yapıyor.
Dış güç öcüsü yaratıp kendi seçmenini korkutuyor.
Panikte olan bir başka popülist lider de Sırbistan’ın istifa etmek zorunda kalan popülist Başbakanı Aleksandar Vučić.
Onun partisi de ilk defa anketlerde geri düştü.
Şimdi genel seçimler yapacak ve karşısında güçlü bir blok oluştu.
Vučić taraftarları da hemen bütün popülistlerin bilinen taktiğine başvurdu: “Muhalefetin arkasında dış güçler var.
O yetmeyince korku ve şantaj propagandası başlattılar.
Muhaliflere karşı 17 bin kişilik vurucu milis oluşturuldu.
Evet, ABD ve İsrail’de iki popülist lider panikte.
Şimdi herkes şunu soruyor: Bu seçim korkusu ve paniği ile daha hangi çılgınlıkları yapabilirler?
Bu sorunun muhtemel cevaplarından biri geçen hafta geldi.
Washington’da en iyi haber alan sitelerden biri sayılan Axios’ta bir haber çıktı.
Trump ve Netanyahu, geçen hafta bir telefon görüşmesi yapmıştı.
Bu görüşmede, seçimlerden önce İran’a yeniden saldırmayı planlıyorlardı.
Bu konuşma birçok yerde “Bunlar seçimi ertelemenin yolunu arıyor” yorumlarına yol açtı.
Seçimi kazanma inancını kaybeden popülist liderlerin ülkelerine ve rakiplerine daha ne kötülükler yapacağını bu iki seçime kadar göreceğiz.
Tarihin bu soruya verdiği cevabı ise biliyoruz: Koltuğu kaybetme paniğine giren bir popülist liderin yapmayacağı çılgınlık yoktur.
Trump ve Netanyahu dünyaya ve insanlığa yeterince zarar verdiler.
Umarım gitmeden önce tamir edilemez bir felaket daha bırakmazlar.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.