Ukrayna krizinin kaderinde belirleyici olması beklenen üç ana gelişme öne çıkıyor: ABD'deki Kongre seçimleri, kasım ortasında Çin'in Shenzhen kentinde APEC marjında yapılması planlanan Trump-Putin-Şi Cinping üçlü zirvesi ve aralık ortasında Miami'deki Trump'a ait golf kulübünde düzenlenmesi öngörülen G20 Zirvesi.

Kiev'deki yetkililer, ABD Kongre seçimlerinde Demokratların Temsilciler Meclisi'ni veya Senato'yu kazanması durumunda, Trump'ın Ukrayna politikalarındaki tutumunu daha da sertleştirebileceğinden endişe ediyor. Mevcut tahminler Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanacağı, Senato yarışının ise kafa kafaya geçeceği yönünde. Yeni Kongre'nin 3 Ocak'ta göreve başlayacak olması, Trump'a yasama denetimi olmadan hareket edebileceği yaklaşık iki aylık serbest bir alan tanıyor.

Vladimir Putin'in, Ukrayna'nın katılımı olmaksızın savaşı sona erdirecek bir planı görüşmek üzere Trump ve Şi Cinping ile bir araya gelmeyi önerdiği belirtiliyor. Trump ise Çin'in ev sahipliğindeki bu üçlü formata açık olduğunu ifade etmiş durumda.

Diğer yandan Trump, barış anlaşmasının nihai imza törenini aralık ayında Miami'de gerçekleşecek G20 Zirvesi'nde yapmayı hedefliyor. Putin'i zirveye davet etme kararı Cumhuriyetçi Parti içinden dahi tepki alırken, Rus lider katılımını henüz resmi olarak teyit etmedi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise G20'ye katılacağını ve savaşın bitmesi adına Putin'le her platformda görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Ancak masadaki dengeler göz önüne alındığında, sürecin eşit şartlarda bir müzakereden ziyade Ukrayna'ya tek taraflı şartların kabul ettirildiği bir teslimiyet senaryosuna evrilme riski dikkat çekiyor.

Washington hattında ise Ukrayna'ya yönelik desteklerin kısıtlandığı gözleniyor. Trump yönetimi, Rusya'ya dönük bazı yaptırımları gevşetirken Moskova ile dizel ithalatı konusunda uzlaşmaya vardı. Buna karşılık, Ukrayna'nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmasını isteyen Beyaz Saray; aksi takdirde ABD istihbaratına, kritik silahlara ve uydu iletişimine erişimin kesilebileceği ihtarında bulundu.

Bu doğrultuda Ukrayna'nın ihtiyaç duyduğu savunma füzelerinin transferi ertelenirken, Kiev yönetimi füze saldırılarına ilişkin erken uyarıları düzenli alamadığını ve Starshield uydu sistemine erişiminin sınırlandırıldığını duyurdu. Trump'ın yakın çevresinde istihbarat paylaşımının tamamen durdurulması tartışılırken, bazı Cumhuriyetçi senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri, Rusya yaptırımlarının zayıflatılması da dahil olmak üzere atılan bu adımları sert bir dille eleştiriyor.

Tüm bu tablo, Ukrayna'nın önümüzdeki birkaç ay içinde hem askeri hem de diplomatik açıdan tarihin en ağır baskı çemberlerinden biriyle yüzleşeceğini gösteriyor. Bir yandan Rusya'nın kış şartlarını fırsata çeviren saha saldırıları, diğer yandan Washington ve Pekin ekseninde şekillenen ve Kiev'i denklem dışı bırakma riski taşıyan diplomasi trafiği, savaşın kaderini belirleyecek kritik bir viraja girildiğini kanıtlıyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.