Orta Doğu’dan ham petrol akışı son bir ayda artmasına karşın Brent’in varil fiyatının 100 doların üzerinde kalması, enerji piyasasındaki rahatlamanın sınırlı olduğunu gösteriyor. Dizelde ise tablo daha da ağır: Atlantik’in iki yakasında fiyatlar varil başına 200 doların üzerine çıkarken, rafine ürün arzındaki açık küresel ekonomi için tehdit oluşturuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dizel piyasasındaki sıkışıklığın 2027’nin ilk yarısında da sürebileceği uyarısını yaptı. Ajansın aylık raporuna göre Orta Doğu ve Rusya kaynaklı dizel ihracat kayıpları eylülde günlük 1,3 milyon varile ulaştı. Bu miktar, ajansın 2026 için öngördüğü küresel dizel ve gazyağı talebinin yaklaşık yüzde 4,5’ine karşılık geliyor.
IEA, küresel rafineri faaliyetlerinde yıl sonuna doğru beklenen toparlanmanın stokların yeniden oluşturulmasına katkı sağlayacağını ancak orta distilat ürünlerde biriken açığı kapatmaya yetmeyeceğini öngörüyor. Dizel, gazyağı ve jet yakıtını kapsayan bu grupta arz-talep dengesinin 2027’nin ilk yarısında sıkı kalması, yılın ikinci yarısında ise gevşemesi bekleniyor.
Dizel rafinaj marjı eylülde varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye çıktı. Çarşamba günü ise yaklaşık 85,42 dolar düzeyinde seyretti. Bu yüksek marjlar, ham petrol ile nihai yakıt fiyatları arasındaki kopukluğun sürdüğüne işaret ediyor.
IEA üyesi ülkeler, mart ayında arz şokunu sınırlamak amacıyla acil rezervlerden 400 milyon varil petrol çıkarılması konusunda anlaşmış, taahhütler daha sonra 426 milyon varile yükseltilmişti. Eylül sonuna kadar yaklaşık 331 milyon varil piyasaya verildi. Avrupa’nın 46 milyon, Amerika kıtasının 40 milyon, Asya-Pasifik’in ise 10 milyon varillik miktarı henüz devreye girmedi. Piyasada şimdi gözler, kalan stokların hangi hızla kullanılacağına çevrildi.
Avrupa'nın dizel arzında dış kaynaklara bağımlılığı, stok kararlarını daha kritik hâle getiriyor. Kpler verilerine göre Avrupa Birliği'nin mart-eylül dönemindeki dizel ve gazyağı ithalatı günlük 390 bin varil azaldı. Dört aya yayılan 50 milyon varillik dizel salımı, hesaplamalara göre günlük yaklaşık 400 bin varillik arz sağlayarak ithalattaki düşüşü karşılayabilir. Ancak Avrupa'nın acil rezervleri, net ithalatın en az 90 günlük miktarını veya tüketimin 61 günlük karşılığını kapsama kurallarına tabi. Bu nedenle hükümetlerin piyasayı rahatlatmak için kullanabileceği stok miktarı sınırlı kalıyor.
Benzin fiyatlarındaki artış sürücüleri zorlarken dizeldeki arz sıkıntısı küresel ekonomi için çok daha geniş bir tehdit oluşturuyor. Kamyonlardan tarım makinelerine, inşaat ve madencilik ekipmanlarından fabrikalara kadar pek çok faaliyet dizel yakıtla çalışıyor. Denizcilik, havacılık ve ısıtma sektörlerinde kullanılan orta damıtma ürünleri de bu baskıyı artırıyor. Sonuç olarak yüksek dizel fiyatları, gıda ve ham maddelerden imalat ürünlerine kadar malların üretim ve nakliye maliyetlerini doğrudan etkiliyor.
Ham petrol sevkiyatlarının toparlanması da tek başına yeterli olmuyor; rafinerilerin kullanılabilir yakıt üretmesi için uygun ham petrole, işleyen bir altyapıya ve yeterli kapasiteye ihtiyacı var. Dizel talebinin kısa vadede azaltılması da benzine kıyasla daha güç. Bu nedenle yüksek fiyatlar, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden gıda ve sanayi ürünlerine doğrudan yansıyabiliyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.