İddiaya göre M.N. ve G.Ü. isimli iki çalışan, WhatsApp üzerinden yaptıkları yazışmalarda işyerine ilişkin düşüncelerini ve çalışma arkadaşları hakkındaki görüşlerini paylaştı. Şikâyetleri değerlendiren işveren, yazışmaların işyerinde olumsuzluklara yol açtığını öne sürerek iki işçinin de iş sözleşmesini feshetti.

İşten çıkarılan M.N., feshin haksız olduğunu savunarak İş Mahkemesi'ne başvurdu. Davacı işçi, iş sözleşmesinin feshinin geçersiz sayılmasını ve işe iadesini talep etti. Ayrıca işe başlatılmaması durumunda dört aya kadar işe başlatmama tazminatı ile en fazla dört aylık boşta geçen süre ücretinin ödenmesini istedi.

Davalı işveren ise mahkemeye sunduğu savunmada, WhatsApp yazışmalarında işyeri ve çalışma arkadaşları hakkında dedikodu niteliğinde konuşmalar yapıldığını ileri sürdü.

Savunmada, bazı çalışanlar hakkında hakaret içeren ifadeler kullanıldığı ve bazı işçilerin işyerinde gizlice çekildiği öne sürülen fotoğraflarının paylaşıldığı iddia edildi. İşveren, bu davranışlar nedeniyle iş ilişkisinin sürdürülmesinin beklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istedi.

İş Mahkemesi, işçinin işe iade talebini reddetti. Bunun üzerine davacı işçinin avukatı kararı istinafa taşıdı.

Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, tarafların iddialarını ve WhatsApp yazışmalarına ilişkin hukuki değerlendirmeleri ele aldı.

Kararda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin WhatsApp yazışmalarına ilişkin daha önceki kararına da dikkat çekildi. Söz konusu değerlendirmede, WhatsApp üzerinden kurulan iletişimin üçüncü kişilere kapalı ve gizlilik içeren bir yapıda olduğu, işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaları etkilemediği sürece kendi aralarında iletişim kurmalarının yasak olmadığı belirtildi.

Ayrıca, kişisel nitelikteki yazışmaların nasıl elde edildiğinin açıklığa kavuşturulamadığı durumlarda, bu yazışmalara dayanılarak iş sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka aykırı olabileceği vurgulandı.

Bölge Adliye Mahkemesi, somut olayda davacı işçi ile işverenin diğer çalışanı arasında WhatsApp üzerinden kişisel görüşmeler yapıldığını ve bu yazışmaların gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğunu değerlendirdi.

Mahkeme, dosyada söz konusu görüşmelerin işyerinde olumsuzluklara neden olduğunu gösteren yeterli delil bulunmadığına işaret etti. Bu nedenle iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı sonucuna ulaştı.

Davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul eden BAM, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak işveren tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine hükmetti.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.