Fon krizinin başlangıcından bu yana yaklaşık üç hafta geçtiğini belirten Prof. Dr. Kamil Yılmaz, atılan önleyici adımlarda yavaş kalındığı izleniminin hakim olduğunu ifade etti. Küçük görece sorunsuz fonlarda ilk ödemelerin başlamasına karşın büyük fonlar ve krizin içeriğine dair açıklamaların henüz yetersiz kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, içeriden bilgi alarak büyük kazanç sağlayanların cezalandırılması gerektiğini dile getirdi. 2001 krizinin ve ardından gelen reformların üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen böyle bir krizin yaşanmasının tüm kesimlerce öz eleştiri gerektirdiğini savunan Prof. Dr. Yılmaz, devletin her türlü kurumunun çok şeffaf bir şekilde çalışması ve Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasının kamuoyuna güven verebileceğini kaydetti.

Finans sektöründe krizin etkilerinin kontrol altına alınmasının öncelik olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, borsanın bu şoku henüz tam anlamıyla atlatamadığını ve küçük yatırımcıların girdiği birçok hissenin hızlı düştüğünü söyledi. Bazı portföy şirketlerinin vadesi gelen bonolarda temerrüde düşmesinin sisteme yayılma riski barındırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, bu durumun özel sektör tahvillerine ve bonolarına sıçrama ihtimali bulunduğunu dile getirdi. Bağımsız portföy şirketlerinin yönettiği fonlardan ciddi çıkışlar yaşandığına da değinen Prof. Dr. Yılmaz, şeffaflık ve adli sürecin eş zamanlı yürütülmesinin şart olduğunu vurguladı.

Fon krizinin yol açtığı ters servet etkisinin ve likidite sıkılaşmasının ekonomideki soğumayı sürdüreceğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, TCMB’nin 100 baz puanlık bir faiz indirimi için alanı olduğunu belirtti. Buna karşılık 200 baz puanlık daha agresif bir indirimin dövize ve TL dışı mevduatlara kaymayı tetikleyebileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Yılmaz, TCMB’nin adımlarını ölçerek atması gerektiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Yılmaz, sanayide başlayan iç talepteki yavaşlamanın hizmet ve perakende sektörlerine de yayıldığını sözlerine ekledi.

Jeopolitik gelişmeleri ve ABD Başkanı Trump’ın seçim öncesi açıklamalarını da değerlendiren Prof. Dr. Yılmaz, İran’a yönelik saldırı söylemlerinin ertelenmesiyle petrol fiyatlarının 102 dolar seviyelerine gerilediğini hatırlattı. Buna rağmen jeopolitik kriz çözülmeden petrol fiyatlarının yeniden 70 dolar seviyelerine dönmesinin zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, yüksek petrol fiyatlarının 2027 yılına kadar taşınan kalıcı bir soruna dönüşebileceğini belirtti.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.