Rize’de yeşil çay üretimiyle büyüyen Lazika, 100 milyon TL’lik yeni yatırımla kapasitesini üç katına çıkarmaya hazırlanıyor. Ardeşen’in Pirinçlik Köyü’nde yeni yatırıma giren şirket, ABD başta olmak üzere uluslararası pazarlardaki varlığını büyüterek ihracatını üç yıl içinde çok ciddi seviyelere taşımayı hedefliyor.
Lazika AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Önder Saraloğlu, 2013 yılında Rize’de yalnızca 37 kilogram yeşil çay üreterek başladıkları yolculukta bugün yaklaşık 100 tonluk üretim seviyesine ulaştıklarını söyledi. Saraloğlu, yeni yatırımla birlikte şirketin hem üretim kapasitesini hem de ihracat gücünü önemli ölçüde artıracağını belirtti. Saraloğlu, “30 yıllık avukatım. 2013 yılında ‘Kimse içmezse kendim içerim’ mantığıyla, ‘çaya saygı’ şiarıyla Lazika’yı kurdum. Rize’de küçük bir şekilde başladık. 37 kilogram yeşil çay üreterek başladığımız serüven bugün 100 ton civarında üretimle devam ediyor” dedi.
Yeni yatırımının Pirinçlik Köyü’nde 100 milyon liralık bir yatırım tutarı ile hayata geçirileceğini ifade eden Saraloğlu, önümüzdeki yıl ortalarında hizmete girmesi planlanan tesisin 2 bin metrekare kapalı alana kurulacağını ve tesiste yeşil çay üretimi ve paketleme yapacaklarını söyledi. Yeni tesisle birlikte mevcut kapasitelerinin yaklaşık üç katına çıkacağını belirten Saraloğlu, “Yılda 300 ton civarında yaş çay işleyeceğiz. Yeşil çay için bu çok büyük bir rakam” ifadelerini kullandı. Lazika’nın yeşil çay üretiminde öncü olduğunu savunan Saraloğlu, “Yeşil çayı 2013 yılında ilk biz ürettik. ÇAYKUR üretiyordu ama toz yeşil çay üretiyordu. El yapımı, yaprak yeşil çayı ilk biz ürettik” diye konuştu.
Şirketin bugün yaklaşık 60 çeşit ürünü bulunduğunu belirten Saraloğlu, ürünlerin ulusal marketler ve çeşitli zincirler aracılığıyla iç piyasaya sunulduğunu, yaklaşık 20 ürünün ise ihraç edildiğini söyledi. Lazika’nın ihracat atağında ABD pazarının önemli bir yer tuttuğunu anlatan Saraloğlu, yaklaşık 1,5 yıl önce ABD azarına ciddi bir yatırımla girdiklerini belirterek “Amerika’da Lazika Foods LLC. diye şirket kurduk ve oraya siyah, yeşil ve bitki çayı satıyoruz. Bugün ABD’de en çok satan çay listesindeyiz. O şirket vasıtasıyla oradaki depolarla çalışıyoruz. Daha çok Amazon’la çalışıyoruz. Amazon’un depolarından yararlanıyoruz” dedi.
ABD pazarında 7 çeşit çaylarının bulunduğunu belirten Saraloğlu, ayrıca Almanya üzerinden Avrupa ülkelerine ve Suudi Arabistan’a, Azerbaycan’a, Uzak Doğu ülkelerine de ihracat yaptıklarını söyledi. Japonya’ya da siyah çay sattıklarını belirten Saraloğlu, “Geçen yıl önemli miktarda ihracatımız oldu. Bu yıl daha çok olacak. İhracatımızı önümüzdeki yıl çok daha yüksek miktarlara ulaştırmayı üç yıl içerisinde de Türkiye’nin en çok ihracat yapan çay şirketi olma hedefimiz var. Ancak şunu belirtmek isterim, ihraç ettiğimiz ürünler Lazika markalı ürünlerdir. Bu ürünler sadece yurtdışında yaşayan Türklere değil o ülkenin vatandaşlarının da damak tadına uygun ürünlerdir.. ” ifadelerini kullandı.
Saraloğlu, Lazika’nın sektördeki diğer üreticileri rakip olarak görmediğini de vurguladı. “Rakip algımız yok, aksine bizimle beraber yürüyecek arkadaşlara ihtiyacımız var. Daha fazla olmamız lazım, bir sektör olmamız lazım. Kesinlikle kimseden bilgi saklamıyoruz. Gelip bizden ne öğrenmek istiyorlarsa öğrenebilirler. Çünkü bir sektör oluşturursak bir güç haline geliriz” dedi.
Çay sektöründeki temel sorunun üretim kültürü olduğunu savunan Saraloğlu, Türkiye’de çaya yeterince saygı gösterilmediğini söyledi. Çay tarımının ülkede bilinçsizce yapıldığını öne süren Saraloğlu, üreticinin bahçesine yeterince bakmadığını belirterek “Biz çiftçi değiliz. Çiftçi dediğiniz 12 ay boyunca tarlasındadır, bakar ilgilenir. Ama bizde tarlaya bakmak yok ki. Oysa bu işi yapanın tek işi çay olmalı, başka uğraşı olmamalı” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle Lazika’nın önümüzdeki dönemde sürdürülebilir çay tarımı ve kalite odaklı üretime ağırlık vereceğini belirten Saraloğlu, “Verimi artırmaktan ziyade çayın kalitesini artırmak için çalışacağız. Artık bilim adamları da çalışacak bizimle. Bunu yaygınlaştıracak sonra da istihdam oluşturacağız” dedi.
Şirket olarak Rize’de bir çay müzesi kuracaklarını anlatan Saraloğlu, yalnızca Rize ve Doğu Karadeniz’in değil, dünya çay kültürünün anlatılacağı bir müze planladıklarını belirterek, “Çin, Sri Lanka, Japonya gibi ülkelerden de, onların tarihinden de faydalanacağımız bir çay müzesi olacak. Böyle bir müzeyi kurmayı çok istiyoruz. Projesini yapıyoruz. Önümüzdeki yıl açmaya çalışacağız” diye konuştu.
Saraloğlu, Türkiye’nin çay üretimindeki kalite sorunlarına ilişkin değerlendirmesinde ise hammadde, toplama ve işleme süreçlerine dikkat çekerek “Bizim çayımızın kalitesi düşüyor. Rakamlar da bunu doğrulamaktadır. Çünkü toplanması ve işlenmesinde çok ciddi sorunlarımız var” dedi. ÇAYKUR’un geçmişte Türk çay sektörünün gelişmesine büyük katkı sağladığını belirten Saraloğlu, “ÇAYKUR bir zamanlar bu ülkede çayın gelişmesi için çok büyük katkılarda bulundu. Yani bu sektörü yaratan ÇAYKUR’du. Ama artık bizce misyonunu tamamladı ve yeni bir kimlikle, daha çok bir üst kurul gibi bir misyon üstlenmelidir.” ifadelerini kullandı.
ÇAYKUR’un doğrudan üretici olarak rekabet etmek yerine çay politikalarını belirleyen bir kuruma dönüşmesi gerektiğini söyleyen Saraloğlu, “ÇAYKUR haksız rekabet yapıyor. Fiyat belirliyor. Zarar ediyor, devlet karşılıyor, finansa erişim sıkıntısı yok. Fabrikalarında istediği kadar çay alıyor. Kapasite üzerinde yaş çay işlenmesi kalite sorunlarına yol açıyor. Yani, bin ton kapasiteli bir fabrika yılda 9 -10 bin ton çay işliyor. Daha doğrusu odun işliyor. Bunu herkes, bütün siyasiler de biliyor. Söyleyememe gerekçelerini anlayışla karşılayabiliriz fakat masaya oturduğumuz zaman gerçeği konuşmak gerekiyor. Yani bizce artık ÇAYKUR tartışılacak yeni yöntemlerle özelleştirilmeli ya da özerkleştirilmelidir.” dedi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.