ESRA ÖZARFAT / BURSAOtomotiv sanayisi, bir yandan maliyet ve kârlılık baskısıyla mücadele ederken diğer yandan elektrikli araçlar, dijitalleşme, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirindeki değişimlerle yeni bir döneme hazırlanıyor. Sektör yöneticilerine göre rekabet gücünü korumak için yalnızca fiyat ve üretim performansına odaklanmak yeterli değil. Öngörülemeyen maliyetlerin yönetilmesi, tedarik zincirinin dayanıklılığının artırılması ve dönüşüm hızının korunması gerekiyor.
Karsan Genel Müdür Yardımcısı Ergün Koru, otomotivde gizli maliyetlerin hem şirketlerin bildiği ancak müşteriye tam olarak yansıtamadığı kalemlerden hem de proje başladıktan sonra ortaya çıkan öngörülemeyen giderlerden oluştuğunu söyledi. Alt tedarikçilerin minimum sipariş miktarlarından kaynaklanan stokların ilk gruba örnek oluşturduğunu belirten Koru, üretim planındaki değişiklikler, kalite sorunları, lojistik problemleri, petrol fiyatlarındaki değişimler, acil sevkiyatlar ve sonradan gelen müşteri taleplerinin ise proje başladıktan sonra ortaya çıkan maliyetleri artırdığını ifade etti. Bu maliyetlerin önemli bölümünün üretici üzerinde kaldığını vurgulayan Koru, “Farkında olduğumuz ama müşteriden alamadığımız kısımda üretici ödüyor. Farkında olmadıklarımızı da yine üretici ödüyor” dedi. Koru, proje sonunda fizibilitede öngörülen maliyetlerle gerçekleşen sonuçların karşılaştırılması ve ortaya çıkan farkların sonraki projelerde kullanılacak bir veri tabanına aktarılması gerektiğini de belirtti. Karsan’ın faaliyetleri açısından Avrupa’daki elektrikli araç pazarının önemine de değinen Koru, şirket cirosunun yüzde 95’inin yurt dışı satışlardan geldiğini ve bunun büyük bölümünün Avrupa’daki elektrikli araçlardan oluştuğunu söyledi. Avrupa'da elektrikli araçlara yönelik teşviklerdeki daralmanın ihale ve sipariş imkanlarını etkilediğini belirten Koru, küresel pazarın tamamen daralmasından ziyade talep ve üretimin coğrafi olarak yer değiştirdiğini ifade etti.
Valeo Türkiye Ülke Başkanı ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü Tuna Arıncı, otomotivde üretici ve tedarikçilerin müşteri ile alt tedarikçi arasında adeta bir tampon görevi üstlendiğini söyledi. Covid-19, savaşlar ve tedarik zincirindeki kırılmaların acil hava taşımacılığı, konteyner, ilave stok, çift tedarikçi ve kapasite değişiklikleri gibi ek maliyetler oluşturduğunu belirten Arıncı, bu giderlerin her zaman sözleşmelere yansıtılamadığını ifade etti. Üretimin durmasının otomotiv sektöründe yüksek maliyet yaratabildiğine dikkat çeken Arıncı, dakikalık duruş maliyetlerinin 10 bin ila 50 bin dolar seviyelerine ulaşabildiğini söyledi. Satın alma kararlarında yalnızca birim fiyatın dikkate alınmasının da risk taşıdığını belirten Arıncı, nakliye, gümrük, vergi, kalite sorunları, ilave stok, üretim kayıpları ve çalışanların harcadığı zamanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Arıncı, bu nedenle “Toplam Sahip Olma Maliyeti” yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Satın alma ve kalite birimlerinin ayrı hedefler yerine şirketin toplam maliyeti ve kârlılığı üzerinden ortak KPI’larla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
BPlas Yönetim Kurulu Başkanı Celal Gökçen, Türkiye otomotiv sanayisinin araç üretme kabiliyetini koruması gerektiğini belirterek, ülkenin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı, mevcut üretim birikimi ve tedarikçi altyapısının önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Önümüzdeki dört yılda, 2030’a kadar sektörde önemli değişimler yaşanacağını ifade eden Gökçen, dönüşümün yalnızca elektrikli araçlarla sınırlı olmayacağını; çevre ve jeopolitik baskıların yanı sıra elektronik, veri ve dijitalleşmenin de otomotiv sanayisini değiştireceğini kaydetti. Bu süreçte şirketlerin yatırım yapabilme kapasitesini koruması, tasarım kabiliyetini geliştirmesi, dijital dönüşümü sağlaması ve maliyet yapısına hakim olması gerektiğini vurgulayan Gökçen, dönüşüm hızının yüksek olacağını ve sanayicilerin bu değişime uyum sağlamasının önem taşıdığını ifade etti. Gökçen, Türkiye'nin mevcut üretim yetkinlikleri ve Avrupa'ya yakınlığının yanı sıra şirketlerin yeni teknolojilere uyum kabiliyetlerini geliştirmesinin de rekabet açısından önem taşıdığını belirtti.
Renault Group Ülke Satınalma Direktörü Önder Plana ise otomotivde satın alma kriterlerinin değiştiğine dikkat çekti. Geçmişte kalite, maliyet ve teslimat performansının temel kriterler olduğunu belirten Plana, bugün bunlara sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon, finans, yapay zekâ ve tedarik zinciri risklerinin eklendiğini söyledi. Plana, sürdürülebilirliğin aynı zamanda risk yönetimi anlamına geldiğini ifade ederek, şirketlerin tedarikçilerini değerlendirirken yalnızca bugün sundukları ürüne ve fiyata değil, gelecekteki kapasite ve dayanıklılıklarına da bakması gerektiğini belirtti. “Artık sadece bir parça almıyoruz. Bir firmanın geleceğiyle beraber alıyoruz” yaklaşımını ortaya koyan Plana, tedarikçilerin beş, 10 ve daha uzun yıllar boyunca projeleri sürdürebilecek yapıya sahip olup olmadığının önem kazandığını söyledi. Türkiye sanayisinin esnek ve hızlı hareket edebilen bir yapıya sahip olduğunu belirten Plana, kritik konunun bu dönüşüm hızının korunması olduğunu vurguladı.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.