İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkede yaklaşan seçimler öncesinde İran’a yönelik açıklamalarını sertleştirdi. Netanyahu, İran yönetiminin değiştirilmesini İsrail’in öncelikli hedefi olarak tanımlarken, güvenlik politikalarının seçim sürecindeki ağırlığı yeniden gündeme geldi.

Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimlere günler kala geldi. İran’a yönelik askeri seçeneklerin ve bölgesel güvenlik politikalarının öne çıktığı süreçte, İsrail yönetiminin Tahran’a ilişkin hedefleri de tartışılmaya devam ediyor.

Kanal 12 televizyonunun yayımladığı kamuoyu araştırmasına göre, Netanyahu liderliğindeki siyasi blok iki sandalye kaybederek 51 sandalyeye geriledi. Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin bloğu ise 55 sandalyeye ulaştı. Aynı araştırmada, başbakanlık için tercih edilen isimler arasında Eisenkot yüzde 44 destek alırken Netanyahu’nun desteği yüzde 33 seviyesinde kaldı. Bu sonuçlar, seçim öncesinde Netanyahu’nun siyasi desteğine ilişkin tartışmaları artırdı. Ancak kamuoyu araştırmaları, seçimlerin kesin sonucunu göstermiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, seçimler öncesinde Netanyahu’ya destek verdi. Trump, İsrail Başbakanı’nın büyük bir zafer kazanacağını düşündüğünü belirterek kendisini yanında görmek istediğini söyledi. Netanyahu ise Trump’a verdiği yanıtta, birlikte tamamlanması gereken bir iş bulunduğunu ifade etti. Açıklama, iki ülkenin İran politikasında yeni bir askeri adım atabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Öte yandan ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail ziyareti ve Netanyahu ile yaptığı bildirilen görüşme de dikkat çekti. Axios ve Times of Israel’in aktardığı bilgilere göre temasın, İsrail’in güneyindeki Ovda Hava Üssü’nde gerçekleştiği bildirildi.

Uzmanlara göre İsrail, hava saldırılarıyla İran’ın askeri kapasitesine ciddi zarar verebilir. Ancak askeri tesislerin hedef alınması ile ülkedeki yönetimin değiştirilmesi farklı hedefler olarak değerlendiriliyor. Al Jazeera’ye konuşan uzmanlar, yalnızca hava gücü kullanılarak İran yönetiminin devrilmesinin son derece zor olduğunu belirtiyor. Böyle bir hedefin kara birliklerinin konuşlandırılmasını ve uzun süreli bir askeri varlığı gerektirebileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, İran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesinin olası yeni bir çatışmada belirleyici olabileceğine dikkat çekiyor. İran’ın askeri altyapısında hasar meydana gelse bile bazı silah sistemlerinin ve gizlenmiş tesislerin faaliyetlerini sürdürebileceği değerlendiriliyor.

İran’ın İsrail’in yanı sıra ABD askeri varlıklarının bulunduğu Körfez ülkelerini de hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor. Bu durum, olası bir saldırının bölgesel çatışmaya dönüşmesi riskini gündeme getiriyor. İsrail açısından bir diğer mesele ise hava savunma sistemlerinin maliyeti ve önleyici füze stoklarının sürdürülebilirliği. Uzmanlar, İran’ın daha düşük maliyetli insansız hava araçları ve füze sistemleri kullanmasının uzun süreli bir çatışmada İsrail üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade ediyor.

İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimalinde Washington’ın yaklaşımı da önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ABD’nin yeni bir savaşa katılma konusundaki istekliliğinin belirsizliğini koruduğunu ve İsrail’in hedeflerine ulaşmasında dış desteğin belirleyici olabileceğini belirtiyor.

Netanyahu’nun İran yönetimini değiştirme hedefini yinelemesine rağmen, bunun hangi askeri ve siyasi yöntemlerle gerçekleştirilebileceği konusunda belirsizlikler sürüyor. Uzman değerlendirmeleri, hava saldırılarının İran’ın askeri kapasitesini zayıflatabileceğini ancak tek başına yönetim değişikliğini sağlayacağına ilişkin kesin bir sonuç ortaya koymadığını gösteriyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.