Türkiye sigorta sektöründe 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren ve bugün sigorta brokerliği sektörünün önde gelen oyuncuları arasında yer alan Howden Türkiye, yeni dönem hedefinde denizcilik sektöründe büyümeyi odak noktasına aldı. Bu alanda sektörünün önde gelen isimleri arasında yer alan Ülkem Gürdeniz’i kadrosuna katarak ilk önemli adımını atan şirket, beş yıl içinde denizcilik brokerliği alanında ilk beşte yer almayı hedefliyor. Howden Türkiye ve Orta Asya Marine, Lojistik ve Kargo Branşı Genel Müdürü Ülkem Gürdeniz, şirketin Türkiye denizcilik sektöründe yeni bir yapı kurmayı hedeflediğini belirterek, “Deniz sigortaları brokerliği alanında amacımız 5 yıl içerisinde ilk 5’te yer almak” diyor. Yakın coğrafyalarda da fırsatların bulunduğunu belirten Gürdeniz, Türkiye ve Orta Asya’ya hizmet verecek şekilde kurulacak yapının bu bölgeler de örnek teşkil edebilecek ve katma değer yaratabilecek bir varlığa dönüşmesini istediklerini dile getirdi.
Howden Türkiye’yi güçlü kılan temel unsurların başında uzmanlık odaklı çalışma modelinin geldiğini kaydeden Ülkem Gürdeniz, “Sigorta brokerliğini yalnızca poliçe temini olarak değil, kurumların mevcut ve gelişen risklerini bütüncül biçimde ele alan stratejik bir danışmanlık alanı olarak görüyoruz. Müşterilerimizin faaliyetlerini ve risk profillerini analiz ediyor; ihtiyaçlarına uygun teminat yapılarını oluşturuyor, yerel ve uluslararası piyasalardan uygun kapasiteye erişim sağlıyor ve hasar süreçlerinde de müşterilerimizin yanında yer alıyoruz. Howden’ın küresel bilgi birikimi ve uluslararası piyasalara erişim gücünü Türkiye pazarındaki yerel uzmanlığımızla bir araya getirebilmemiz de önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle risklerin çeşitlendiği ve branş bazında piyasa koşullarının farklılaştığı bir dönemde, sektörel uzmanlık ve müşteriye özel çözüm geliştirme kabiliyetinin brokerlik hizmetindeki en önemli farklılaşma alanlarından biri olduğuna inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Howden Grubu’nun bugün 57 ülkede 25 bin uzmandan oluşan ekibiyle faaliyet gösterdiğini kaydeden Gürdeniz, “Gurubumuz 54 milyar doların üzerinde prim yönetiyor. Türkiye’deki yerel uzmanlığımızı bu küresel ağ ve bilgi birikimiyle bir araya getirerek hem Türkiye’de hem de Orta Asya bölgesinde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Önümüzdeki dönemde uzmanlık alanlarını güçlendirmeye, stratejik yatırımlarını sürdürmeye ve müşterilerine değişen risklere yönelik çözümler geliştirmeye devam edeceklerini kaydeden Gürdeniz, “Türkiye’de sigorta bilincinin ve risk farkındalığının gelişmesinin, brokerlik sektörünün önümüzdeki dönemdeki büyümesini destekleyeceğine inanıyoruz” dedi.
Gürdeniz, jeopolitik risklerin deniz sigortacılığını giderek daha kritik bir konuma taşıdığını vurgularken, sigortacılığın artık yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir mekanizma değil, risk gerçekleşmeden önce öngörü ve danışmanlık gerektiren bir alan haline geldiğini söyledi. Brokerliğin temel işlevinin sigortacı ile sigortalıyı buluşturmak ve riski doğru tarafa transfer etmek olduğunu belirten Gürdeniz, özellikle son dönemde özellikle harp grev sigorta primlerinin yüksek seyrettiğine dikkat çekti.
Özellikle bazı dönemlerde çok yüksek primlerin telaffuz edildiğini belirten Gürdeniz, buna rağmen armatörlerin hem mevcut riskler hem de bayrak devleti çerçevesinde imzalanmış konvansiyonların getirdiği yükümlülükler nedeniyle sigorta teminatını sağlamaya çalıştığını söyledi. Gürdeniz, harp teminatı açısından bunun doğrudan kanuni bir zorunluluk olmadığını, ancak ticari açıdan sigortanın sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. “Kimse bile bile lades demek istemiyor” diyen Gürdeniz, özellikle can sorumluluğunun da söz konusu olması nedeniyle armatörlerin riskleri sigorta yoluyla yönetmeye çalıştığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı ve Karadeniz'deki sigorta primlerini karşılaştıran Gürdeniz, iki bölgenin dinamiklerinin farklı olduğuna dikkat çekti. Hürmüz'de çok ani bir prim yükselişi yaşandığını belirten Gürdeniz, bunun bölgenin kapalı bir körfezin kilit noktası olmasından kaynaklandığını söyledi. Sigortacılığın temel unsurlarından biri olan akümülasyon riski açısından ise Hürmüz'ün daha kritik bir nokta olduğunu ifade etti. Gürdeniz, mevcut durumda Hürmüz'de primlerin Karadeniz'e kıyasla daha yüksek seyrettiğini belirtti. Karadeniz'de ise özellikle barış dönemlerinde ve tahıl koridorunun bulunduğu süreçte daha makul primlerle karşılaşıldığını söyledi. Hürmüz'deki gelişmelerin 28 Şubat'ta ortaya çıkan gelişmelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Gürdeniz, “Bu tarihten yaklaşık 8 ay evvel bunun ayak izleri görülmeye başlandı. Bu nedenle risklerin önceden okunmalı ve gerekli önlemlerin alınması, bölgedeki ticaretin devamı açısından kritik” diye konuştu.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.