Türkiye’nin ihracat iklimi endeksi ile ihracatımızın miktarı arasında güçlü bir ilişki vardı. İhraç ettiğimiz mal miktarı, iklim endeksinin seyriyle uyumlu bir görünüme sahipti. Ancak son dönemde ilişkinin zayıfladığını görüyoruz.

“Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, Eylül 2026'da 0,5 puan artarak 53,2 seviyesine yükseldi ve son 52 ayın en yüksek düzeyine ulaştı”. Bu, İstanbul Sanayi Odası’nın iki hafta önceki açıklaması.

İklim endeksi, imalat sektörünün ihracat pazarlarında yer alan 40’ı aşkın ülkenin PMI üretim endekslerinin ağırlıklandırılması ile hesaplanıyor. Ağırlıklar ise Türkiye sanayi ihracatından ülkelerin bir önceki yıl aldıkları paylara göre belirleniyor.

Veri açıklandığında gelen bazı yorumlar, ihracatımız ile iklim endeksi ile arasındaki ilişkinin çok iyi bilinmediğini gösteriyor. Size birkaç başlık ile bu ilişkiyi resmetmeye çalışacağım.

1- İhracat iklimi endeksi Türkiye için mevcut durumu değil, ihracat potansiyelini gösterir. Endeks, hedef pazarlarımızın PMI üretim endekslerinin ortalaması ile hesaplanıyor. Buradaki mantık, “hedef pazarlarımızda ekonomik aktivite güçlendikçe, bu ülkelerin ithalat talebinin de artacağı” üzerine kurulu. Ancak ithalat talebinin artması, bu ek talebin Türk ihracatçıları tarafından karşılanacağı anlamına gelmiyor. Tedarik Türkiye tarafından da karşılanabilir; başka ülkeler tarafından da.

2- İşte bu noktada sektör faktörü devreye giriyor. Artan talep hangi sektörler kaynaklı? Türkiye’nin kapasite ve yetkinlik sahibi olduğu sektörlerde mi, yoksa değil mi? Olanlar da var olmayanlar da; ama biz bu aşamada öyle olduğunu, yani talep artışı olan ürünlerde Türkiye’de belirli bir birikim ve hazır kapasite olduğunu varsayalım.

3- Peki bizim ihracata konu edeceğimiz ürünlerde fiyatımız ne düzeyde? Satacak malımız var ama rakiplerimize kıyasla fiyatımız ne ve nasıl bir değişim gösteriyor. İşte bu son dönemde sıkıntı yaşanan alanlardan biri çünkü, genel olarak Türk mallarının ihracat fiyatları son birkaç yıldır, rakiplerimize göre hızla artıyor, yani pahalılaşıyor. Bu yüzden küresel talep artışına rağmen, bazı sektörlerde ihracatımız geriliyor, bazılarında yatay seyrediyor.

4- İhracat iklim endeksi bir öncü gösterge. Peki neyin öncüsü? Kimi zaman “iklim endeksi artıyor ama neden ihracat düşüyor?” (ya da tersi) gibi sorular geliyor. Karşılaştırmayı ilgili dönemde açıklanan dolar bazlı ihracatla yapmak doğru değil. Doğru olan, iklim endeksi ile ihracat miktar endeksindeki değişimi kıyaslamak. Öyle ya; dış talepte reel bir artış varsa, sektör ve fiyatlarda da uyum varsa, bu bizim ihracatımızın miktar bazında artmasını sağlamalı. İşte bu açıdan baktığımızda, iki veri aynı grafik üzerinde şöyle görünüyor.

5- Türkiye’nin ihracat iklimi endeksi ile ihracatımızın miktarı arasında güçlü bir ilişki vardı. İhraç ettiğimiz mal miktarı, iklim endeksinin seyriyle uyumlu bir görünüme sahipti. Ancak son dönemde ilişkinin zayıfladığını görüyoruz. İklim endeksindeki güçlenmeye rağmen, ihracat miktarımız hafifçe geriliyor. İklim son 52 ayın en yüksek düzeyinde fakat sattığımız mal miktarı aynı dönemdeki zirvesinin yüzde 15 altında. Bunun birden çok nedeni var ama gördüğüm kadarıyla en baskın olanı, mallarımızın fiyatlarının yakın geçmişte çok yükselmesi ve talebin alternatif tedarikçilere kaymaya başlaması.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.