Günlerdir papatya falı açıldı açıldı ve sonuçta Merkez Bankası faizi birer puan indirdi. Para Politikası Kurulu’nun dünkü toplantısından bir puanlık indirim kararı çıktı.
Ocak ayından bu yana yüzde 37 düzeyinde tutulan haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 36’ya çekildi.
Haftalık faiz yüzde 37 idi ama mart ayından 23 Ağustos’a kadar bu oran kâğıt üstünde kaldı. Savaşla birlikte proaktif bir davranış sergileyen Merkez Bankası haftalık repo kanalını kapattı ve fonlama yüzde 40 faizli gecelik kanala kaydırıldı.
Bu uygulama mart ayı başında 23 Ağustos’a kadar sürdü. Bu dönemde görünür faiz yüzde 37 ama fiilen uygulanan faiz yüzde 40’tı.
PPK’nın dünkü kararıyla birlikte haftalık repo ihale faizi ile birlikte gecelik vadede borç verme faizi yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faizi ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e çekildi.
Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 36 ile son üç yılın en düşük düzeyine indirilmiş oldu.
Faiz 2023’ün ekim ayında yüzde 35 olarak belirlenmiş, aynı yılın kasım ayında da yüzde 40’a çıkarılmıştı.
Dolayısıyla 2023’ün kasımından bu yana olan yaklaşık üç yıllık dönemin en düşük faizine gelindi.
Girişte de belirttim; Merkez Bankası’nın dünkü toplantısına dönük ağırlıklı beklenti zaten faizin indirileceği yönündeydi ve bu indirimin de bir puan olacağı tahmini ağır basıyordu. Dolayısıyla bu bir puanlık indirimde şaşılacak bir yön yok.
Ancak Merkez Bankası’nın, değil yalnızca son dönemin ya da son yılların, onlarca yıllık bir sürecin en büyük ekonomik vurgunu olan fon vurgunundan sonra yaşanan ekonomik çalkantıdan dolayı faiz indirimine gitmeyebileceği yönündeki görüşler de artmıştı. Hatta faizdeki indirimin piyasadaki likidite sıkışıklığını daha da büyütmesi gibi bir olumsuzluktan kaygı duyanlar da giderek çoğalıyordu.
Ama Merkez Bankası tutumunu değiştirmemeyi tercih etti ve faizde indirime gitti.
Faiz bir puan aşağı çekildi çekilmeye ama bu herhangi bir sorunu çözmeye, hadi tümüyle çözmek değilse de hafifletmeye yardımcı olabilecek mi?
Aynı benzetmeyi bir kez daha yapacağım.
Merkez Bankası faizi indirerek “Musluğu biraz daha açabilirsiniz” dedi.
Bunu duyanlar da ellerini musluğa attı. Ama diğer tarafta suyun çoğalacağını umanlar boş yere bekliyor. Çünkü musluğun daha çok açılmasına izin veren Merkez Bankası, suyun akacağı borunun çapını daraltmıştı ve o darlığı gidermeye yanaşmıyor ki. Kredi artış limitlerinden söz ediyorum. O limitler artmadığı takdirde bankalar daha çok kredi açamayacak ki.
Faiz 36’ya değil de 26’ya indirilse ne olacak ki, kredi borusu hâlâ dar, hâlâ dar!
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Merkez Bankası’ndan kredi limitlerinin gevşetilmesine ilişkin bir karar gelmemişti. Gerçi bu yönde bir kararın PPK toplantısıyla aynı gün alınması tabii ki gerekmiyor, Merkez Bankası başka bir gün de bunu yapabilir. Ama belki çok uzun süre bu yönde bir karar almayacak, kredi artış limitleri şimdiki düzeyde tutulacak.
PPK açıklamasında fon konusuna değinilmemesi kimi analistler tarafından yadırgandı ama Merkez Bankası bu konuda ne diyecekti ki?
Örneğin “Fon tartışmaları ekonomik dengeleri sarstığı ve belirsizliği artırdığı için faiz indirimini sınırlı tuttuk” gibi bir değerlendirme mi yapılması bekleniyordu yani?
Ya da “Fon sorunu ortaya çıktı, talep bir anda düştü ve bize faiz indirmek için alan açıldı” denmesi mi?
Başka bir olasılık, faiz sabit tutulmuş olsaydı, faiz indirimini fon krizinin engellediği mi dile getirilecekti?
Çünkü bir kere fon sorununun faiz kararını ne yönde etkilediği bile tartışmalı.
Bu sorun olmasaydı faiz daha çok mu indirilirdi, yoksa kriz Merkez Bankası’nın işini mi kolaylaştırdı ve indirim fırsatı mı verdi?
PPK toplantısında elbette fon vurgunu dikkate alınmıştır; bu sorunun karar üzerinde nasıl etkide bulunduğu irdelenmiştir ama bu konuda kuşkusuz hiçbir şey söylenemezdi ve nitekim Merkez Bankası da söylemedi.
Peki Merkez Bankası ne söyledi ya da yeni bir şey söyledi mi? Hayır, Merkez Bankası eski toplantılardan sonra ne söylemişse bu toplantı sonrasında da aynı şeyleri söyledi. Metinde her zaman olduğu gibi birkaç kelime değişti, o kadar.
Dikkat çeken tek değişiklik, bundan sonraki faiz kararlarına ilişkin karar alma zamanlamasına ilişkin vurgu. Açıklamada bu konuda “Adımların büyüklüğü (politika faizine ilişkin adımlar) ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir” denildi.
Tek dikkat çeken bu “zamanlama” kavramıyla “Faiz indirimi başladı, aralıkta da kesin indirim yapılır” beklentisinin önüne bir anlamda set çekilmek istendi.
Bu ifade dışında Merkez Bankası’nın aynı metni yazmamak uğruna sergilediği tutumdan büyük büyük anlamlar çıkarmaya çalışmanın gereği yok.
Örneğin “İşaret etmektedir” ile “Teyit etmektedir” arasında ya da “Belirlenecektir” ile “Belirlenmektedir, alınmaktadır” arasında büyük anlam farklılıkları bulmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey değil.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.