Gigant Swiss Yatırım Danışma Kurulu Üyesi Aysun Karaytuğ, Hande Berktan'ın sunduğu Küresel Piyasalar programında altın fiyatlarının seyrini, faiz dinamiklerini ve küresel piyasalardaki yatırımcı davranışlarını değerlendirdi.
Altında asıl yukarı yönlü hareketin 2027'de başlayabileceğini öngören Karaytuğ, “Altını yukarı itebilecek elimizde tek bir gerekçe yok” diyerek merkez bankası alımları dışında değerli metali destekleyen unsurların sınırlı kaldığına dikkati çekti.
Altın fiyatlarında beklenen yükselişin zamanlamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaytuğ, 2027 yılına yönelik beklentilerini koruduklarını söyledi.
Karaytuğ, “Biz altındaki asıl yukarı yönlü hareketin 2027 yılında başlayacağına yönelik beklentilerimizi koruyoruz” ifadelerini kullandı.
Merkez bankası yetkililerinin faiz artışına duyulan ihtiyacın çok yüksek olmadığı yönündeki görüşlerine de değinen Karaytuğ, 2027'de faiz artış sürecinin yüksek sıklıkta ilerlemeyebileceğini belirtti. Faiz indirimlerinden söz etmek için henüz erken olduğunu kaydeden Karaytuğ, mevcut faiz seviyelerinin korunabileceğini ifade etti.
Altın fiyatlarında yükselişin başlayabilmesi için piyasada yeni bir tetikleyiciye ihtiyaç duyulduğunu belirten Karaytuğ, mevcut görünümde merkez bankası alımlarının öne çıktığını söyledi.
Karaytuğ, “Altın bir noktada evet dönüşünü yapacaktır; ancak orada tetikleyici itici güç ne olacak, bunu hep birlikte izleyeceğiz” dedi.
Merkez bankalarının altın alımlarının geleneksel yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirten Karaytuğ, bu alımların hanehalkının ve bireysel yatırımcıların yönünü belirleyecek şekilde gerçekleşmediğini kaydetti.
Altının tutulduğu ülkelerin hukuki yapısının, ülke risklerinin ve taşıma maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Karaytuğ, risklerin farklı ülkelere dağıtılmasının maliyetleri artırabildiğini ifade etti. Bu durumun altın fiyatlarını aşağı yönlü baskılayan unsurlardan biri haline gelebildiğini belirtti.
Altın fiyatlarının beklenen yükselişi gerçekleştirememesinde faizlerin yanı sıra yapay zekâ yatırımlarının da etkili olduğunu belirten Karaytuğ, faizlerle hisse senedi endeksleri arasındaki geleneksel ilişkinin zayıfladığına dikkati çekti.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,5 seviyelerine ulaşması durumunda geçmişte hisse senedi piyasalarında sert satışların görülebileceğini ifade eden Karaytuğ, günümüzde yatırımcı davranışlarının değiştiğini söyledi.
Yapay zekâ alanındaki yatırımların fırsatı kaçırma korkusuyla desteklenmeye devam ettiğini belirten Karaytuğ, fon akımlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“FOMO fiyatlamasından kaynaklı, yani kâr büyümesini kaçırma korkusuyla hâlâ yapay zekâ tarafına yatırım yapmaya devam eden ve bu davranışı sürdüren fon akımlarının devam ettiğini gözlemliyoruz.”
Yüksek faizlere rağmen borsalara yönelik ilginin sürmesinde reel faizlerin şirketleri ve piyasaları henüz ciddi ölçüde sıkıştırmadığı yönündeki beklentilerin etkili olduğunu kaydeden Karaytuğ, yatırımcıların olası gelişmelere karşı portföylerini önceden konumlandırdığını belirtti.
Karaytuğ, yatırımcıların yaklaşımını şu sözlerle aktardı:
“Eğer yapay zekâ tarafında bir baskı oluşursa portföyümü şimdiden tahsis edeyim ki faizler aşağı geldiğinde hazır olayım.”
Şirketlerin borçlanma maliyetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşmayacağı beklentisinin borsalara yönelik yatırımları desteklediğini ifade eden Karaytuğ, bu durumun altın fiyatlarında beklenen yükselişin gecikmesine katkıda bulunduğunu söyledi.
ABD hisse senedi piyasalarındaki değerlemelerin de altına yönelik yatırımcı talebi açısından önemli olduğunu belirten Karaytuğ, S&P 500 endeksine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karaytuğ, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiye dayandırdığı makul değer çarpanının 17 ile 21 aralığında bulunduğunu, ortalamanın ise 21 civarında olduğunu söyledi. Mevcut S&P 500 değerlemesinin yüzde 22,4 seviyesinde olduğunu belirten Karaytuğ, bu seviyenin makul değer aralığının üst sınırını aştığını ifade etti.
Buna rağmen yatırımcıların hisse senedi piyasalarına yönelmeyi sürdürdüğünü belirten Karaytuğ, “Normal şartlar altında burada yatırımcının çekiniyor ve ürküyor olması gerekiyorken, hâlâ oraya yatırım yapıldığını ve piyasa fiyatlarında yukarı yönlü eğilimin sürdüğünü görüyoruz” dedi.
Yatırımcıların riskleri yeterince önemsemediğini düşündüğünü dile getiren Karaytuğ, altın talebinin oluşmasında risk algısının belirleyici olduğuna işaret etti.
“Yatırımcı burayı bir risk olarak algılamıyorsa altın almaz. Çünkü altın daha ziyade riskli ortamların emtiasıdır” diyen Karaytuğ, faiz artışlarının her zaman güçlü ekonomik büyümeye işaret etmediğini de vurguladı.
Mevcut koşullarda yatırımcıların altın alımını erteleyebileceğini belirten Karaytuğ, “Altın bir süre daha bekleyebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Karaytuğ, önümüzdeki dönemde yatırımcıların altının yanı sıra farklı emtia gruplarına da yönelebileceğini söyledi.
Getiri potansiyelinin belirli bir seviyeye oturmasıyla gümüşün alternatif olarak değerlendirilebileceğini belirten Karaytuğ, küresel büyüme senaryosuna bağlı olarak bakır ve alüminyum gibi sanayi metallerinin de yatırımcıların gündemine gelebileceğini ifade etti.
Karaytuğ'un değerlendirmelerine göre, altının 2027'de beklenen yükselişi gerçekleştirmesinde faizlerin seyri, hisse senedi piyasalarındaki fiyatlamalar ve yatırımcıların risk algısındaki değişim etkili olacak.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.