Petrol piyasasında fiyatlamanın merkezine yeniden jeopolitik riskler yerleşti. Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların ardından ABD’nin İran’a karşı yeni bir askeri operasyon hazırlığında olabileceğine ilişkin haberler, arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Brent petrolü yaklaşık yüzde 3.5 günlük yükselişle 112 doların üzerine çıkarken, fiyatlar dört yılın zirvesine yaklaştı. Brent’te aylık artış yüzde 9, yıllık yükseliş ise yüzde 72’ye ulaştı.
Piyasadaki yükselişin arkasında, çatışmanın yalnızca İran’la sınırlı kalmayarak Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısını ve sevkiyat güzergâhlarını daha fazla tehdit edebileceği beklentisi bulunuyor. İnsansız hava araçlarının Suudi Arabistan’daki Şeybah petrol sahasını ve Dammam Uluslararası Havalimanı’nı hedef alması, bölgesel güvenlik risklerini yeniden gündeme taşıdı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın acil durum dışındaki hükümet çalışanları ile ailelerine Suudi Arabistan’dan ayrılmaları talimatını vermesi de gerilimin kısa sürede yatışacağına ilişkin beklentileri zayıflattı.
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, saldırıların petrol üretimini etkilemediğini açıkladı. Bu açıklama, mevcut arzda doğrudan bir kayıp yaşanmadığına işaret etse de piyasadaki endişeleri gidermeye yetmedi. Zira fiyatlar yalnızca gerçekleşmiş üretim kayıplarına değil, gelecekte oluşabilecek kesintilerin ihtimaline ve büyüklüğüne de tepki veriyor. ABD ve İsrail’in gelecek ay yapılacak ara seçimlerin ardından İran’a yönelik kısa süreli ve yoğun bir operasyon planladığına ilişkin haberler de bu risk algısını güçlendiriyor.
İran'a yönelik yeni bir saldırı ya da bölgedeki enerji tesislerini ve nakliye hatlarını etkileyen daha geniş çaplı bir çatışma, fiyatları daha da tırmandırabilir.
Asıl sıkıntı rafine petrol ürünlerinde belirginleşiyor. Ham petrolün taşınabilmesi, benzin ve dizel gibi ürünlerin de aynı ölçüde sorunsuz sevk edildiği anlamına gelmiyor. Özellikle dizel piyasasında süren lojistik kısıtlar, enerji maliyetlerinin sanayi, taşımacılık ve tarım üzerindeki baskısını artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca ham petrol üretimindeki olası kayıplarla değil, rafineri ürünlerinin küresel pazarlara ulaşmasındaki güçlüklerle de bağlantılı.
Petrol fiyatlarındaki sıçrama, enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği ve faizlerin yüksek kalmasına yol açabileceği endişesiyle küresel hisse senetlerinde satış baskısını artırdı. Çin'in CSI 300 endeksi yüzde 1,8 gerileyerek hazirandan bu yana kayıplarını yüzde 20'ye taşıdı. Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 2,7, Güney Kore'nin Kospi endeksi yüzde 3,5 düştü. Hong Kong'da Hang Seng endeksi de yüzde 3 geriledi. Avrupa'da Stoxx 600 endeksi açılışta yüzde 1 düşerken, ABD'de Nasdaq 100 vadeli işlemleri yüzde 1,8, S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 1 kayıp yaşadı. Tahvil piyasalarında Fransa'nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,11'e yükseldi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.