Merkez Bankası’nın 22 Ekim Perşembe günü yapılacak PPK toplantısında faiz konusunda nasıl bir karar alacağını bilmek tabii ki mümkün değil. Toplantıya şunun şurasında üç gün kaldı ama doğrusu perşembe günü faizle ilgili ne gibi bir karar alınması gerektiği konusunda Merkez Bankası’nda bile kesin bir karar, en azından güçlü bir eğilim oluşmuş mudur, tartışılır.

Piyasalar öylesine karışık ve ne olacağı öylesine belirsiz ki toplantı gününe kadar bile köprülerin altından çok sular akabilir; bugün oluşacak bir eğilimin tersini yapmak söz konusu olabilir.

Ancak yine de bugünkü duruma bakarak bir şeyler söylemek tabii ki mümkün. En azından bu satırların kaleme alındığı 19 Ekim’deki koşulların çok fazla değişmeyeceği varsayımıyla perşembe için bir tahmin yapılabilir…

İlk soru Merkez Bankası’nın perşembe günkü toplantıda ne yapacağı.

Bu sorunun yanıtı bende yok. Aslında kimsede yoktur ama herkes bir tahminde bulunabilir. Doğrusu bu aşamada dile getirilen tahmin midir, yoksa beklenti ya da ikinci sorunun, yani “Merkez Bankası ne yapmalı” sorusunun yanıtı mıdır, o da ayrı bir konu.

Merkez Bankası’nın ne yapması gerektiği sorusuna gelince…

Bu soruya çok büyük bir kesimin faizin indirilmesi gerektiği yönünde yanıt verdiğini biliyoruz. Bu görüşte olanlara göre Merkez Bankası faizi mutlaka indirmeli, hatta bir puan yetmez, iki puan birden indirmeli. Hızını alamayıp üç puandan söz edenler bile var.

Faiz indiriminin neden istendiği açık…

Çünkü iktisat kitaplarında yazanlar faizin indirilmesi gerektiğini söylüyor:

■ “Enflasyonun düşüş eğilimi iyice belirginleşti” deniliyor.

■ “Enflasyon ile faiz arasındaki makas çok açık” deniliyor. (Bu söylenirken bugünkü faizle öngörülen enflasyon dikkate alınıyor, ayrıca enflasyon, bugünkü basit faizin bileşiği ile karşılaştırılıyor.)

■ “Bazı harcama kalemleri var ki yüksek faizle bu alanlarda fiyatı etkilemek mümkün olmaktan çıktı” deniliyor.

■ “Yüksek faiz büyük sanayicileri de, orta ve küçük boy işletmeleri de herkesi zorluyor. Faiz inmeli ki piyasa biraz nefes alabilsin” deniliyor.

Kitapta yazanlar çok özet olarak böyle.

İyi de bir de iktisat kitaplarında pek yazmayan bugüne özgü Türkiye gerçekleri var.

Herkes parasına sımsıkı sarılmış, onun sıcaklığına sığınmış.

Kimse para harcamak istemiyor, piyasaya kaynak sağlamak durumundaki finansal kuruluşlar para kullandırmaktan kaçınıyor.

Bankalar deseniz istese de fazla kredi açamıyor. Kredi genişlemesine ilişkin aylık sınırlar var ve bu sınırları aşan ekonomik yönden cezalandırılıyor.

Piyasa çok sıkışık, doğru; para dönmüyor çünkü. Peki faiz indirildiğinde bu sıkışıklık aşılacak mı?

Olmaz ya, hadi diyelim Merkez Bankası perşembe günü faizi yüzde 37’den 36’ya düşürdü.

Yani para musluğu iyice açılabilir hâle geldi.

Açtınız musluğu ama değişen pek bir şey yok, su yine az, yine az!

Ya sorun faizin düzeyinde ve musluğu istediğiniz kadar açabilmenizde değilse…

Ya apartman yöneticisinin boruyu bir yerde sıkıştırmasından dolayı su borusu çok dar olduğu için musluk ne kadar açılırsa açılsın yeterince su gelmiyorsa…

Boruyu sıkıştıran anahtar Merkez Bankası’nın elinde ve kredi büyümesindeki sınırlama yürürlükte.

Faiz indirilse ne olur ki, hiçbir şey.

Varsayın ki Merkez Bankası perşembe günü faizi yüzde 37’den 36’ya düşürdü.

Varsayın ki banka dışı bir finansal kuruluşta yöneticisiniz ve artık yeni faiz oranına göre işlem yapacaksınız. Elinizde de fazla kaynak var. Daha önce yüzde 37 ile satmaya yanaşmadığınız parayı bu kez 36 ile satmak için can mı atarsınız, yoksa tam tersini mi yaparsınız?

Turşusunu kurmayacaksınız paranın, tabii ki değerlendirmek isteyeceksiniz ama ya yarın ne olacağını kestiremiyorsanız, piyasa gün gün inanılmaz dalgalanıyorsa?

Elinizdeki kaynağı piyasaya sürmek için o kaynağın fiyatının, yani faizinin düşmesi mi işinize gelir, artması mı?

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.