Tasfiye kapsamındaki yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar yapılması planlanan ödemelerin “avans” olarak tanımlanması, nihai hesaplama sonrasında ne olacağı sorusunu gündeme getirdi.
Düzenlemenin Meclis aşamasında veya daha sonra çıkarılacak uygulama tebliğlerinde netleşebileceği belirtilirken, mevcut haliyle yatırımcının ne kadar para alacağını kesin biçimde hesaplamanın mümkün olmadığı ifade edildi.
Yayında aktarılan hukukçu değerlendirmelerine göre tasfiye sürecinden önce verilen satış emirlerine öncelik tanıyan düzenlemenin metinden çıkarılmış olabileceği belirtildi. Ancak bu konuda kesinleşmiş bir uygulama veya resmî açıklama bulunmadığı özellikle vurgulandı.
Tasfiye sırasında fon portföyünde bulunan hisse senetlerinin doğrudan yatırımcı hesaplarına aktarılıp aktarılamayacağı da yayında sorulan başlıklardan biri oldu.
Bu belirsizlik yalnızca tasfiye kapsamındaki fon yatırımcılarını değil, fonların portföylerinde bulunan hisseleri taşıyan diğer Borsa İstanbul yatırımcılarını da etkiliyor. Olası satışların fiyatlar üzerinde baskı oluşturmasından endişe ediliyor.
Fonların Ağustos ayı sonundaki portföyleri görülebilmesine rağmen sonraki dönemde hangi işlemlerin yapıldığı, ne kadar borçlanıldığı ve fonların likidite açığının ne düzeye ulaştığı konusunda yeterli veri bulunmadığı belirtildi.
Bu nedenle para piyasası fonlarındaki kaybın daha sınırlı kalabileceği düşünülse de diğer fon türlerinde yatırımcının nihai olarak ne kadar ödeme alacağı konusunda net bir hesaplama yapılamıyor.
Yayında TLRF fonlarına ilişkin yatırımcı sorusu da yanıtlandı. TLRF’nin, piyasadaki kısa vadeli ortalama faiz oranını yansıtan bir gösterge olduğu, bu endeksi takip eden fonların da yatırımcıya benzer bir getiri sunmayı amaçladığı anlatıldı.
Fon portföyünde hisse teminatlı pay repo veya benzeri işlemler bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerektiği, yatırımcıların KAP açıklamaları ile fon portföy dağılım raporlarını incelemesinin önemli olduğu ifade edildi.
Bireysel Emeklilik Sistemi fonlarında hisse ağırlığının artırılması için seviyelerin cazip hale geldiği ancak belirsizliklerin henüz ortadan kalkmadığı belirtildi.
Uzun vadeli yatırımcılar açısından mevcut seviyelerin değerlendirilebileceği ancak tek seferde alım yapmak yerine kademeli alım yaklaşımının daha uygun olabileceği ifade edildi.
ABD’de açıklanan eylül ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi. Yıllık enflasyon yüzde 3,6 beklentisine karşılık yüzde 3,7 olarak açıklandı. Enerji fiyatlarının yanı sıra çekirdek enflasyondaki yükselişin de beklentiyi aşması, fiyat baskılarının daha geniş bir alana yayıldığı şeklinde yorumlandı.
Nasdaq’ın yüzde 1,9, çip hisselerinin yüzde 4’ün üzerinde gerilediği; gümüşteki kaybın ise yüzde 6’ya ulaştığı belirtildi.
ABD enflasyonunun ardından satış dalgası Asya piyasalarına da taşındı. Güney Kore borsasında kaybın yüzde 8’i aştığı ve işlemlerin bir süre durdurulduğu, Japonya’da ise düşüşün yüzde 5’e yaklaştığı aktarıldı.
Bu hareketle ABD 10 yıllık tahvil faizinin önce yüzde 5,33’e yükseldiği, daha sonra yüzde 5,10’un altına kadar gerilediği ifade edildi.
BIST 100’de 12 bin puanın üzerinde tutunma çabası devam ederken, asıl zayıflığın ana endeksin dışında kalan hisselerde görüldüğü belirtildi.
BIST 100 açısından 12 bin puanın önemli destek olmaya devam ettiği ancak fon tasfiyesi kapsamındaki hisselere ilişkin belirsizlik nedeniyle geniş piyasadaki baskının henüz sona ermediği belirtildi.
Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarının ardından döviz kurunda sert bir hareket veya devalüasyon ihtimali de yayında gündeme geldi.
Ancak bu düzeltmenin carry trade yatırımcısını kaçırmayacak ve piyasada sert dalgalanma yaratmayacak şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Merkez Bankası rezervlerinin güçlü olması ve belirgin bir döviz talebi bulunmaması nedeniyle 2021 sonundakine benzer kontrolsüz bir kur hareketine izin verilmesinin beklenmediği ifade edildi.
ABD tahvil faizlerindeki düşüşün ilk aşamada güvenli liman talebinden kaynaklandığı, bunun henüz kalıcı bir trend değişimi olarak görülmemesi gerektiği belirtildi.
Verilerin beklentilerin altında kalması halinde ise dolarda geri çekilme, altın ve gümüşte tepki yükselişi görülebileceği ifade edildi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.