Son 35 yılı uluslararası yaptırımlar, askeri müdahaleler, BM gözetim misyonları ve yabancı ordu varlığı altında geçen Irak, küresel sistemle ilişkilerinde radikal bir kabuk değişimine gidiyor. Sahadaki yabancı askeri unsurların çekilmesi, ilk bakışta bölgesel bir güvenlik gelişmesi gibi görünse de esasen Bağdat’ın dış ilişkilerini sıradan, bağımsız bir egemen devlet zeminine çekme çabasını simgeliyor.

Askeri varlığın ve uluslararası kurumsal gözetimlerin aşamalı olarak kaldırılması, dönemsel iktidar tercihlerinden ziyade uzun zamana yayılan bir devlet stratejisinin sonucunu yansıtıyor. Washington ve Bağdat’taki hükümet değişikliklerine rağmen takvimin korunmuş olması, sürecin dönemsel bir politik hesap olmadığını ortaya koyuyor.

Buna karşın, çok taraflı askeri şemsiyenin kalkması sahadaki güç dengelerini de yeniden tanımlıyor. Klasik askeri varlığın yerini ikili istihbarat ve güvenlik iş birliği anlaşmalarının alacak olması, bölgesel aktörlerin Bağdat üzerindeki nüfuz rekabetini daha görünür hale getiriyor. Küresel yardım ve kalkınma bütçelerinin daraldığı bir konjonktürde, askeri varlığın bıraktığı boşluğun ticaret kanallarıyla ikame edilip edilemeyeceği belirsizliğini koruyor.

Batı merkezli askeri gücün çekildiği bir vasatta, bölgesel aktörlerin Irak sahasındaki stratejik hareketliliği artıyor. İran’ın kurduğu toplumsal ve siyasi ağlar üzerinden mevcut ağırlığını koruma arayışı sürerken; Türkiye ile Bağdat arasında Kalkınma Yolu Projesi, enerji ve sınır güvenliği başlıklarında şekillenen yeni kurumsal iş birliği dikkat çekiyor.

Buna karşılık, Orta Doğu genelinde tırmanan askeri gerilim, Irak yönetiminin ilan ettiği ‘çatışmalarda tarafsızlık’ politikasını doğrudan zorluyor. Sınır hatlarındaki askeri hareketlilik ve hava sahası ihlalleri, merkezi hükümetin dış politikadaki manevra alanını daraltan ana etkenler olarak öne çıkıyor.

Saha operasyonlarında yetkinliği artan Irak güvenlik güçlerinin terör örgütü IŞİD gibi yapıların yeniden alan hakimiyeti kurmasını engelleme kapasitesi yüksek görülüyor

Bağdat'ın tüm silahlı unsurları kamu denetimi altına alma vaadi, yerel dengeler ve bölgesel konjonktür nedeniyle zamana yayılıyor. Dış askeri desteğin minimuma indiği bu yeni aşamada; Irak’ın kurumsal kapasitesi, bölgesel denklemde bir çatışma sahası değil, dengeli bir aktör olup olamayacağını belirleyecek.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.