Enerji şebekeleri üzerindeki baskıyı artıran asıl unsur ise yalnızca dondurucu soğuklar olmadı; yeşil enerji üretiminde yaşanan ani kesinti tabloyu daha da ağırlaştırdı. Rüzgar santrallerinin üretim kapasitesinde yaşanan sert düşüş yüzünden oluşan devasa arz açığını kapatmak için Almanya, çareyi yeniden fosil yakıtlı santralleri tam kapasite devreye sokmakta buldu. Günlük ortalama üretimi 10 gigavatı aşan doğal gaz santralleri, tüketimin zirve yaptığı akşam saatlerinde 14 gigavata kadar çıktı. Böylece ülkenin günlük elektrik ihtiyacının neredeyse yarısı kömür ve gaz tesislerinden karşılandı.
Rüzgarsız havanın bir süre daha devam edeceği beklentisi, spot elektrik piyasasında tam anlamıyla bir fiyat patlamasını tetikledi. Tüketimin tavan yaptığı akşam diliminde gün içi elektrik fiyatı megavatsaat başına 246,29 avroya kadar tırmandı. Elektrik üretimindeki bu yoğun ham madde ihtiyacı, Avrupa gösterge doğal gaz fiyatlarını da etkileyerek 2022 sonundan bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere çıkardı. Kıta genelindeki gaz fiyatları, geçtiğimiz kış döneminde görülen ortalamanın yaklaşık üç kat üzerine çıktı.
Henüz kış sezonunun başında olmamıza rağmen stokların bu kadar hızlı erimeye başlaması, tedarik güvenliği endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Almanya’daki doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 61 seviyesine kadar geriledi. Bu rakam, veri kayıtlarının tutulmaya başlandığı 2009 yılından bu yana ekim ayı bazında görülen en düşük doluluk olarak kayıtlara geçti. Mevcut hava şartlarının değişmemesi durumunda 2019’dan bu yana kaydedilen en yüksek ekim ayı gaz tüketim rekorunun kırılması bekleniyor. Erken başlayan bu çekim ivmesi, kışın en sert geçeceği ocak ve şubat ayları öncesinde stratejik rezervlerin kritik seviyelerin altına inme riskini de beraberinde getiriyor.
Enerji piyasaları tam anlamıyla bıçak sırtı bir dönemden geçerken gözler meteorolojiden gelecek müjdeli habere çevrildi. İngiltere ve Manş Denizi kıyılarında etkisini artırması beklenen alçak basınç sisteminin, bölgeye kuvvetli rüzgarlar getireceği tahmin ediliyor. Yaklaşan Austen Fırtınası’nın rüzgar türbinlerini yeniden döndürerek üretim üzerindeki baskıyı ve fırlayan fiyatları bir nebze olsun rahatlatması umut ediliyor. Fırtınanın getireceği hava akımı şebekeye arzulanan rüzgar gücünü sağlarsa, fosil yakıt santrallerinin üzerindeki yük hafifleyecek ve doğal gaz stoklarındaki hızlı erime de yavaşlayacak. Ancak rüzgar beklenenden zayıf kalırsa, piyasadaki yüksek fiyat volatilitesinin ve arz krizinin derinleşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.