Piyasa katılımcıları Merkez Bankası’ndan 100 baz puanlık faiz indirimi beklerken; yükselen enerji fiyatları, bozulan enflasyon beklentileri ve sıcak para ihtiyacı bu adımı tartışmalı hale getiriyor. Ekonomide faiz indirimini destekleyen güçlü gerekçeler yetersizken, sıkışan sektörlere kamu bankaları aracılığıyla kredi sağlanması daha etkili olur.

Bugün piyasa katılımcıları Merkez Bankası’ndan 100 baz puanlık bir faiz indirimi bekliyorlar. İyi de, bugünkü konjonktürde böyle bir indirimin gerekçesi ne olabilir?

- Çekirdek enflasyonda ve enflasyon eğiliminde görülen bariz bir azalma mı?

- Enflasyon beklenti anketlerinde görülen bir düşüş mü?

- Enerji fiyatlarındaki geri çekilme mi?

- Ekim ayında aylık enflasyonun beklentilerin altında gelecek olması mı?

- Uygulanmaya çalışılan politikanın (dezenflasyonist etki yapması için) GSYH’de öngörüldüğünden daha hızlı bir gerileme yaratmış olması mı?

- Döviz rezervleri ve cari açıktaki gelişmelerin sıcak para ihtiyacını azaltmış olması mı?

- Tasarruf sahibinin dolarizasyon (ve altınizasyon) eğiliminde görülen kalıcı bir düşüş mü?

- Dünyada faiz oranlarının gerilemesi mi?

- Sıkışan piyasaları rahatlatıcı bir önlem olarak mı?

Şimdi faiz indirimini haklı çıkarabilecek bu nedenleri tek tek inceleyelim:

- Eylül enflasyonu sonrasında MB’nin Aylık Fiyat Gelişmeleri raporundaki ana eğilim göstergeleri grafiği son 3 aylık ortalamalara göre aylık enflasyon eğiliminde yaklaşık %2,2’den %1,8’e bir düşüşü işaret etmekte. Açıkçası faiz indirimini az da olsa gerekçelendirebilecek tek veri de bu.

- Beklenti anketlerine baktığımızda ise piyasa katılımcılarının bu ay 12 ay sonrası TÜFE beklentilerini %23,7’den %23,89’a çıkardıkları görülüyor! Hane halklarının 12 ay sonrası beklentileri ise %45.6 ile yüksek kalmaya devam etmekte.

- Enerji fiyatlarında ise değil geri çekilme, artış devam ediyor. Dün itibarıyle Brent petrol fiyatı 110 doların üstüne çıkmış durumdaydı. Fiyatların, en azından ABD ara seçimleri sonrasına kadar yüksek kalacağı kesin gibi.

- Ekim ayı enflasyon beklentileri %2,7 civarında. Bu 12 aylık manşet enflasyonu daha da yukarı taşıyacak bir seviye. Son 2 ayda bir mucize olmaz ise, bu sene TÜFE %30’un üzerinde kalacak.

- Dezenflasyonist politikanın ekonomide hedeflenen soğutmayı yarattığını söylemek de zor. Kapasite kullanım oranları son 2 aydır artmakta. Öte yandan, Fonzi krizinin ekonomide daraltıcı bir etki yapma ihtimali de söz konusu. Ancak bu etkinin seviyesini bugünden hesaplamak çok zor.

- Fonzi krizi sonrasında döviz rezervlerinde beklenen ölçüde bir azalma olmadı. Ben azalmayı yaklaşık 10 milyar dolar kadar tahmin ediyorum. Ancak kriz kısa sürede çözülse bile, taze sıcak para gelmek için daha yüksek bir reel getiri talep edecektir. Enerji fiyatlarının bu seviyelerde gitmesi durumunda da sene sonuna kadar cari açık üzerinde 7-8 milyar dolar daha ek baskı oluşacaktır.

- Şimdilik tasarruflarda belirgin bir dolarizasyon eğilimi oluşmadı. Ancak faiz indirimi sonrasında (bir de üstüne kur artışları da hızlandırılırsa) kur-faiz makası iyice daralacak, ve bu durum yerli yatırımcının portföy dağılımını döviz ve altına yöneltmesine sebep olabilecektir. Net mevduat faizi getirisini dövize göre değil de, manşet enflasyona göre hesapladığımızda da yıllık getiri uzun süreden beri ilk defa %5’in altına düşmüş olacak. Piyasalarda güven duygusunun azaldığı böyle bir dönemde oldukça riskli bir oyun.

- Değil dünyada faiz oranlarını gerilemesi, aksine artan enerji fiyatları karşısında 3 büyük merkez bankasının sene sonuna kadar 25’er baz puan daha artışa gitmesi bekleniyor. (Arz yönlü fiyat artışları karşısında faiz artırmak doğru çözüm mü, o çok tartışılır. Ama realite de bu.) Hal böyle iken, bizim faiz düşürmemiz sorgulanacaktır.

- Merkez bankalarının faiz politikası yoluyla yapacakları gevşemenin etkili olması için piyasaların devamı gelecek olan bir indirim patikasının başladığına ikna olması gerekir. Bunun için de önümüzdeki aylarda manşet enflasyonda belirgin kademeli düşüşlerin görülmesi lazım ki şu anda böyle bir senaryo mümkün gözükmüyor. Gerisi gelmeyecek olan 100 baz puanlık bir indirimin etkisi çok zayıf kalır. Öte yandan, kredi-mevduat faiz marjı da neredeyse 10 puana yaklaşarak aşırı yükselmiş durumda. Bu maliyetle ezilen ve nakite sıkışan sektörlere kamu bankaları kanalıyla yönlendirilmiş kredi temin edilmesi daha etkili olacaktır.

Görüldüğü gibi henüz politika faizlerinin düşürülmesi konusunda güçlü bir destekleyici gerekçe bulmak neredeyse imkansız.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.