ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) kayıtlı kuruluşların bildirdiği verilere göre, 2024 yıl sonu itibarıyla geçerliliğini koruyan kredi notlarının yüzde 93,4’ü üç büyük kuruluşun elinde bulunuyor. S&P Global Ratings yüzde 49,6 pazar payıyla ilk sırada yer alırken Moody’s Ratings yüzde 31,4, Fitch Ratings ise yüzde 12,4 pay aldı. Diğer yedi kuruluşun toplam payı yüzde 6,6’da kaldı. Dördüncü sıradaki Kanada merkezli Morningstar DBRS’nin payı ise yüzde 3,1 oldu.
Veriler küresel pazar payını değil, ABD’de SEC’e kayıtlı kuruluşların bildirdiği geçerli kredi notlarının dağılımını gösteriyor. Yuvarlama nedeniyle toplamlar farklılaşabiliyor. Üç kuruluşun toplam payı 2007’de yüzde 98,8 seviyesindeydi. Daha küçük şirketlerin payı zaman içinde artsa da sektörün ana yapısındaki yoğunlaşma devam etti.
Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin ve şirketlerin borçlarını geri ödeme kapasitesini değerlendiriyor. Not indirimleri, yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesine ve borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açabiliyor. Örneğin 100 milyar dolarlık borcun yıllık faizinde bir puanlık yükseliş, basit hesapla 1 milyar dolarlık ek maliyet yaratıyor. Bununla birlikte tahvil fiyatları ve faizleri yalnızca kredi notlarıyla belirlenmiyor; merkez bankası politikaları, likidite, piyasa koşulları ve yatırımcı beklentileri de etkili oluyor.
Üç büyük kuruluşun etkisi, ABD’nin kredi notuna ilişkin kararlarla da görüldü. S&P Global Ratings 2011’de, Fitch Ratings 2023’te ABD’nin notunu düşürdü. Moody’s Ratings ise Mayıs 2025’te notu en yüksek seviye olan Aaa’dan Aa1’e indirdi. Kararlarda kamu borcu, kalıcı bütçe açıkları ve siyasi karar alma süreçlerindeki tıkanıklıklar öne çıktı. Sektördeki yoğunlaşma ve kuruluşların değerlendirme ücretlerini borçlulardan alabilmesi ise bağımsızlık ve olası çıkar çatışmaları tartışmalarını sürdürüyor.
Ekonomim ↗ · Başlık ve özet AI desteğiyle düzenlendi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.