EKONOMİ’ye konuşan sektör temsilcileri, nakit akışındaki sıkışmanın ticaret çarklarını yavaşlattığına işaret ederken bazı şirketlerin vadesi gelen borçlarını ertelemek için fonda yaşanan gelişmeleri ‘kalkan’ olarak kullanmaya başladığını öne sürdü.

Piyasadaki alacak-borç dengesinde yaşanan bozulmayı değerlendiren iş dünyası kaynakları, bazı şirketlerin vadesi dolan tedarikçi ödemelerini ve zaman zaman çalışan maaşlarını ertelemek için “Paramız fonda bağlı kaldı” ya da “Fon çalkantısı nedeniyle nakit sıkışıklığı yaşıyoruz” argümanına sığındığını belirtiyor. Yanı sıra bazı firmaların çalışan maaşlarını ödeme noktasında yine aynı gerekçeyi öne sürerek erteleme yoluna gittiği de gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Sektör temsilcileri, söz konusu tablonun ne kadarının doğrudan fon mağduriyetinden, ne kadarının ise piyasada vadeleri birkaç ay daha ötelemeye dönük yaklaşımlardan kaynaklandığını ayırt etmenin zorlaştığını kaydediyor. Ancak piyasa aktörleri, gerekçeden bağımsız olarak bu durumun ticari güven iklimini zedelediği görüşünde birleşiyor.

Tabloyu ‘sistemik bir krizden’ ziyade piyasa etiğindeki bozulma riski olarak tanımlayan kaynaklar, önümüzdeki dönemin en kritik göstergesinin karşılıksız çek ve protestolu senet oranları olacağına dikkat çekiyor. Şu an çok büyük bir tehlike arz etmemekle beraber vadelerin suni gerekçelerle uzatılmasının, tedarik zinciri boyunca bir domino etkisi yaratarak reel sektörün genel yapısını olumsuz etkilemesinden de endişe edildiği belirtiliyor.

Öte yandan, fon krizinin etkisiyle hisse senetlerinde yaşanan değer kayıpları sanayici üzerindeki finansman baskısını artırmaya devam ediyor. EKONOMİ gazetesinin daha önce de gündeme getirdiği üzere, sahip oldukları şirket hisselerini veya fon portföylerini teminat göstererek kredi kullanan şirketler, piyasadaki sert fiyat hareketleri nedeniyle teminat açığı riskiyle yüz yüze kaldı.

Sektör temsilcilerinin aktardıklarına göre varlık değerlerinde gerileme ve teminat erimesi yaşanmasına karşın bankalar henüz sert teminat tamamlama çağrıları yapıp piyasayı zora sokacak veya şirketleri acil varlık satışına zorlayacak adımlardan kaçınıyor. Bankacılık kesiminin, parasal sıkılaşmanın ve finansmana erişim zorluklarının sürdüğü bu hassas dönemde pozisyonlarını koruyarak piyasadaki gelişmeleri "bekle-gör" yaklaşımıyla izlemeyi tercih ettiği dile getiriliyor. İş dünyası kaynakları da teminat tarafında oluşan bu riskli tablonun derinleşmeden yönetilmesi için finansal kesim ile reel sektör arasındaki diyalog kanalının açık tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.