Pfizer’in çalışanlarının bilgi, deneyim ve yetkinliklerini toplumsal faydaya dönüştürmelerine fırsat sunan Global Health Fellows (Dünya Sağlık Dostları) programı, çalışanların uzmanlıklarının dünyanın dört bir yanına taşınmasını sağlıyor. 20 yılı aşkın süredir devam eden bu program sayesinde Pfizer’liler, sağlık sistemlerini güçlendirmek ve sağlık eşitsizliklerini azaltmak için çalışan küresel sivil toplum kuruluşlarında yaklaşık 3 aylık dönemsel görevler üstleniyor.
Bir annenin çocuğunu sağlıklı büyütebilmesi için neye ihtiyacı var? Doktora, ilaca, düzenli sağlık kontrollerine... Peki ya yeterli gıdaya ulaşamıyorsa? Ya yaşadığı coğrafya, sağlık hizmetlerine erişimini belirliyorsa?
Sağlıkta eşitsizlik, çoğu zaman rakamlar ve istatistikler üzerinden tartışılıyor. Oysa bu rakamların arkasında, çocuklarını hayatta tutmaya çalışan anneler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan aileler ve bütün güçlüklere rağmen birbirlerine destek olarak ayakta kalan topluluklar var. Güney Afrika’da HIV ile yaşayan annelere ve çocuklarına destek veren mothers2mothers (m2m) kuruluşunun çalışmaları, bu mücadelenin önemli örneklerinden biri.
Pfizer Türkiye Ticari Mükemmellik ve İnovasyon ekibinde İçerik ve Kanal Yöneticisi olarak görev yapan Başak Güven, şirketin Global Health Fellows (Dünya Sağlık Dostları) programı kapsamında bu kuruluşla çalışma fırsatı bulmuş. Güven’in Güney Afrika yolculuğu, mesleki uzmanlığını toplumsal faydaya dönüştürme amacıyla başlamış. Ancak sahada karşılaştığı hayatlar, bu deneyime çok daha derin bir anlam kazandırmış.
Güven, özellikle HIV ile yaşayan kadınların hikâyelerinden etkilendiğini anlatıyor: “Annelik duygusunu çok yeni yaşayan biri olarak, mentor annelerin hikâyelerini dinlemek benim için oldukça duygusal bir deneyimdi. Bazı anlarda duygularıma hâkim olmakta gerçekten zorlandım. Ama beni etkileyen sadece hikâyeleri değildi; insanların enerjisi, gülümsemeleri ve birlikte vakit geçirmekten duydukları mutluluk da hafızamda yer etti.”
Pfizer’in 20 yılı aşkın süredir yürüttüğü Global Health Fellows programı, çalışanların bilgi birikimlerini ve mesleki yetkinliklerini sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi için kullanmalarına olanak tanıyor. Program kapsamında çalışanlar, yaklaşık üç ay boyunca dünyanın farklı bölgelerindeki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışıyor. Projeler yüz yüze, çevrim içi veya hibrit modellerle yürütülebiliyor.
Güven, programın Pfizer’in çalışan odaklı gönüllülük ve toplumsal etki platformu Give Forward’ın önemli uygulamalarından biri olduğunu belirtiyor: “Bu platform, önem verdiğimiz toplumsal konulara zamanımızı ve yetkinliklerimizi aktarmamızı kolaylaştırırken; bağış, eşleştirme ve gönüllü katılım süreçlerini çok sistematik bir yapıya oturtuyor. Bu sayede farklı sivil toplum kuruluşlarına destek olabiliyor, şirket tarafından eşleştirilen sosyal sorumluluk projelerinde aktif şekilde yer alabiliyoruz.”
2014 yılında Pfizer’e katılan ve kariyeri boyunca satış, eğitim ve gelişim alanlarında farklı sorumluluklar üstlenen Güven’in programla tanışması ise yıllar öncesine uzanıyor. Pfizer’deki ilk yıllarında programa katılan bir çalışma arkadaşının deneyiminden etkilendiğini anlatan Güven, uygun bir proje için gönüllülük platformunu takip etmeyi sürdürmüş. Yetkinlikleriyle örtüşen fırsatı gördüğünde başvurmuş. Yöneticisinin desteğiyle tamamladığı seçim sürecinin yaklaşık bir buçuk ay sonrasında kabul haberini almış.
Güven’in görev aldığı proje, HIV ile yaşayan annelere, çocuklara ve ailelere topluluk temelli sağlık hizmetleri sunan uluslararası sivil toplum kuruluşu mothers2mothers’ın performans yönetimi süreçlerini geliştirmeyi hedefl iyor.
Güven, çalışma kapsamında mevcut uygulamaların incelendiğini, çalışan gelişimini ve kurumsal kapasiteyi güçlendirecek öneriler hazırlandığını söylüyor ve süreci şöyle anlatıyor: “Projenin ilk aşamasında Cape Town’daki mothers2mothers merkez ekibiyle stratejik görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından Güney Afrika’nın doğusundaki Mpumalanga eyaletine bağlı KaNyamazane kasabasına gidilerek yerel sağlık çalışanları ve mentor annelerle bir araya gelindi. Böylece kuruluşun merkezde yürüttüğü çalışmalar ile sahadaki uygulamaları birlikte ele alındı. Aynı konuyu hem stratejiyi oluşturan merkez ekiplerinden hem de sahada hayata geçiren kişilerden dinlemek çok değerliydi. Bu sayede ihtiyaçları daha doğru okuyabildik ve önerilerimizi gerçek ihtiyaçlar üzerine şekillendirdik.”
Güven’in hafızasında en derin izi bırakan deneyim ise, KaNyamazane Community Health Centre ziyareti. Güven, burada mentor annelerle tanışmış, onların hikâyelerini dinlemiş ve topluluk içinde yürüttükleri çalışmaların etkisini yakından görmüş.
mothers2mothers modelinin merkezinde, kendi deneyimlerinden hareketle diğer kadınlara rehberlik eden mentor anneler bulunuyor. Bu kadınlar, sağlık hizmetlerine erişim ve topluluk desteği açısından önemli bir rol üstleniyor.
Ancak Güven’in sahada gördüğü tablo, sağlık sorunlarının çok daha geniş bir toplumsal gerçekliğin parçası olduğunu ortaya koymuş: “KaNyamazane Klinik ziyareti, benim için bu deneyimin en unutulmaz anlarından biriydi. Mentor annelerin hikâyelerini ve yarattıkları etkiyi birinci ağızdan dinlemek çok etkileyiciydi. Özellikle insanların sadece HIV ile değil, aynı zamanda açlık ve temel ihtiyaçlara erişim gibi zorluklarla da mücadele ettiğini duymak bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Bu ziyaret, programın anlamını benim için çok daha somut hale getirdi.”
Bu sözler, küresel sağlık politikalarının en önemli meselelerinden birini gündeme getiriyor. Sağlık hizmetlerinin etkinliği, insanların yaşadığı ekonomik ve sosyal koşullardan bağımsız düşünülemiyor. Yetersiz beslenme, yoksulluk ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan güçlükler, hastalıklarla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle sağlıkta eşitsizliklerle mücadelede yerel toplulukların güçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Projenin dikkat çekici yönlerinden biri de farklı ülkelerden gelen profesyonellerin, yerel ekiplerle birlikte çözüm geliştirmesi. Türkiye, Kosta Rika ve Mısır’dan gelen Pfizer çalışanları, farklı uzmanlıklarını ve deneyimlerini mothers2mothers’ın ihtiyaçları doğrultusunda bir araya getirmiş.
Güven’e göre bu iş birliğinin en değerli tarafı, öğrenmenin karşılıklı gerçekleşmesi: “Bence en güzel tarafı, herkesin farklı geçmişlerden geliyor olmasına rağmen ortak bir amaç için çalışmasıydı. Bir tarafta yerel ekipler ve mentor anneler, diğer tarafta farklı ülkelerden gelen Pfizer gönüllüleri vardı. Özellikle sahada insanların ihtiyaçlarını doğrudan dinlemek, onların deneyimlerinden öğrenmek ve birlikte çözüm üretmeye çalışmak benim için çok değerliydi. Bu süreç bana, en güçlü çözümlerin farklı perspektifl erin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını bir kez daha gösterdi.”
Güney Afrika deneyiminin ardından Türkiye’deki görevine dönen Güven, artık profesyonel sorumluluklarına farklı bir gözle baktığını söylüyor. Kurumsal dünyada çalışan gelişimi, performans yönetimi ve organizasyonel etkinlik gibi kavramlar çoğunlukla iş sonuçları üzerinden değerlendiriliyor. Oysa aynı yetkinlikler, bir sivil toplum kuruluşunun daha etkili çalışmasına ve daha fazla insana ulaşmasına katkı sağlayabiliyor. Güven, yaşadığı değişimi şöyle ifade ediyor: “Güney Afrika’daki bu deneyim bana farklı koşullarda yaşayan insanların gücünü, dayanıklılığını ve birbirlerine destek olma biçimlerini yakından görme fırsatı verdi. Bu süreç hem profesyonel bakış açımı genişletti hem de bireysel olarak empati yönümü ve insani tarafımı güçlendirdi. Bugün yaptığım işlerin insanlar üzerindeki gerçek etkisini daha fazla düşünerek hareket ettiğimi söyleyebilirim.” Güven’den bu yolculuğu üç kelimeyle özetlemesini istediğimizde yanıtı kısa: “Empati, farkındalık, içsel yolculuk.”
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.