Altın yatırımcısının son günlerde gözü ekranda, aklı ise aynı soruda: Dün yükselen altın bugün neden düşüyor? Bir gün güvenli liman olarak öne çıkan, ertesi gün satış baskısıyla karşılaşan altın, yatırımcısına kazanç kadar belirsizlik de yaşatıyor. Peki, yıllardır güvenin simgesi olarak görülen altın neden bu kadar sert dalgalanıyor?

Aslında altının hikâyesi yalnızca altının hikâyesi değil. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası, doların gücü, tahvil getirileri, enflasyon endişeleri ve Orta Doğu'daki gerilim aynı anda fiyatlara yön veriyor. Piyasalarda bu kadar çok değişken bir araya geldiğinde altının her gün aynı yönde hareket etmesini beklemek de gerçekçi olmuyor.

Yıllardır yatırımcıların zihninde yerleşmiş bir düşünce var: Savaş varsa altın yükselir, belirsizlik artarsa altın değer kazanır. Bu düşüncenin elbette bir karşılığı var. Çünkü yatırımcılar kriz dönemlerinde paralarını koruyabilecekleri varlıklara yöneliyor.

Orta Doğu'daki gerilim altına talebi artırabilecek bir gelişme olsa da aynı gerilim petrol fiyatlarını yukarı taşıyabiliyor. Petrolün pahalanması ise enflasyon endişelerini güçlendiriyor. Enflasyonun kalıcı olacağı düşüncesi, Fed'in faizleri yüksek tutabileceği veya yeniden artırabileceği beklentisini doğuruyor. Bu beklenti de altın üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Yani bir gelişme altını aynı anda hem destekleyebiliyor hem de aşağı çekebiliyor. Piyasalardaki karmaşanın önemli bir nedeni de tam olarak bu.

Altın faiz getirisi sağlamayan bir yatırım aracı. Dolayısıyla ABD'de faizlerin yükselmesi, yatırımcıların tahvil ve faiz getirisi sunan diğer araçlara yönelmesini kolaylaştırabiliyor. Doların güçlenmesi de uluslararası piyasalarda dolar üzerinden fiyatlanan altın üzerinde baskı yaratabiliyor.

Nitekim ekim ayında ABD'den gelen beklenenden yüksek enflasyon verileri, faiz artışı ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Altın fiyatları bu gelişmelerle gerilerken, doların zayıflaması ve ABD tahvil getirilerinin düşmesiyle yeniden toparlandı. Reuters'ın 15 Ekim tarihli haberinde, ons altının önceki günlerdeki kayıplarının ardından yüzde 1'in üzerinde yükseldiği aktarıldı.

Bu tablo bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Altının yönünü yalnızca bugünkü faiz oranı değil, gelecekte faizlerin ne olacağına ilişkin beklentiler de belirliyor.

Yatırımcıların en çok şaşırdığı noktalardan biri bu. Dünya genelinde belirsizlik artarken altının düşmesi ilk bakışta çelişkili görünebiliyor. Oysa piyasalarda korku tek başına fiyatları belirlemiyor.

Doların hızla değer kazanması, tahvil faizlerinin yükselmesi veya yatırımcıların nakde ihtiyaç duyması altın satışlarını artırabiliyor. Bazı yatırımcılar zarar ettikleri başka piyasalardaki pozisyonlarını kapatmak için altınlarını da satabiliyor. Daha önce yükselişten kazanç sağlayanlar da fiyatlar gerilerken kârlarını realize edebiliyor.

Üstelik piyasalar çoğu zaman bir gelişmenin kendisini değil, o gelişmenin beklentilerden ne kadar farklı olduğunu fiyatlıyor. Herkesin beklediği bir kötü haber geldiğinde altın yükselmeyebilir; beklenmedik bir gelişme ise fiyatları bir anda tersine çevirebilir.

Türkiye'deki yatırımcı açısından konu biraz daha karmaşık. Çünkü gram altının fiyatı yalnızca uluslararası piyasalardaki ons altına bağlı değil. Dolar/TL kurundaki değişim de gram altının yönünü etkiliyor.

Ons altın gerilese bile dolar/TL yükseliyorsa gram altındaki düşüş sınırlı kalabilir. Tersi durumda, ons altın yükselirken kurun yatay seyretmesi gram altındaki artışı sınırlayabilir.

Bu nedenle yalnızca ons altına bakarak Türkiye'deki gram altın fiyatı hakkında kesin bir sonuca varmak doğru değil. Yatırımcıların hem küresel altın fiyatını hem de döviz kurunu birlikte değerlendirmesi gerekiyor.

Altındaki sert hareketler, kısa vadede alım veya satım zamanını belirlemeyi zorlaştırıyor. Bir günün yükselişini kalıcı bir trend, bir günlük düşüşü de kesin bir çöküş olarak değerlendirmek yatırımcıyı yanıltabilir.

Öncelikle yatırımın amacı ve vadesi belirlenmeli. Kısa vadeli kazanç peşinde koşanlarla birikimini uzun vadede korumak isteyenlerin aynı stratejiyi izlemesi beklenemez. Tek bir fiyat hareketine bakarak karar vermek yerine faiz beklentilerini, doların seyrini ve küresel riskleri birlikte değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Elbette altın da risksiz değil. Geçmişte güvenli liman olarak öne çıkmış olması, gelecekte mutlaka kazandıracağı anlamına gelmiyor.

Altının bir gün yükselip ertesi gün düşmesinin tek bir nedeni yok. Piyasalar aynı anda hem güven arıyor hem de faiz, enflasyon ve dolar hesabı yapıyor. Bu güçler arasındaki denge her gün değiştikçe altının fiyatı da değişiyor.

Yatırımcı açısından asıl soru artık yalnızca “Altın yükselecek mi, düşecek mi?” olmamalı. “Altını hangi gelişmeler yukarı taşıyor, hangi gelişmeler baskılıyor ve ben bu dalgalanmaya ne kadar dayanabilirim?” soruları da en az ilki kadar önemli.

Çünkü piyasalarda belirsizliği ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak belirsizliğin nedenlerini anlamak, ani kararların ve yanlış beklentilerin önüne geçebilir.

Altın hâlâ birçok yatırımcı için birikimleri koruma aracı. Fakat bugünün dünyasında güvenli limana sığınmak bile piyasaların yönünü dikkatle izlemeyi gerektiriyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.