Türkiye’den yurt dışına giden doğrudan yatırımlar 10,1 milyar dolara ulaşırken yabancıların Türkiye’deki yatırımları 9,2 milyar dolarda kaldı. Sermaye çıkışının girişini aşması, Türkiye’nin uzun vadeli ve üretken yatırımları çekme kapasitesini, mevcut sermayeyi ülkede tutma koşullarını ve ekonomik öngörülebilirliği yeniden gündeme getiriyor.

Pazartesi günü Alaattin Aktaş ile CNBC-e’deki “4’te Ekonomi” programında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını konuştuk. Alaattin ilginç bir gelişmeye dikkat çekti. Yurt içi yerleşikler son bir yılda yurt dışında toplam 10,1 milyar dolarlık doğrudan yatırım yaparken yabancıların Türkiye’deki yatırımları 9,2 milyar dolarda kaldı.

Bu rakamlar, Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımlarla Türkiye’den yurt dışına giden doğrudan yatırımlar arasındaki farkın şimdiye kadarki en yüksek düzeye ulaştığına işaret ediyor.

Burada asıl mesele, Türkiye’den çıkan sermayenin gelen sermayeyi aşması değil, ülkenin neden yeterince uzun vadeli ve üretken yatırım çekemediğidir.

- Türkiye’den çıkan doğrudan yatırımların gelenleri aşması, tek başına yatırımcı güveninin bozulduğunu kanıtlamaz. Ancak uzun vadeli sermayeyi çekme kapasitesi açısından önemli bir uyarıdır.

- Finansmanın kalitesi önemlidir. Doğrudan yabancı yatırım yalnızca döviz değil; teknoloji, istihdam, üretim kapasitesi ve ihracat da getirir.

- Cari açığın doğrudan yatırımlar yerine borçlanma ve portföy girişleriyle finanse edilmesi, Türkiye’yi küresel faizlere ve sermaye hareketlerine daha duyarlı hale getirir.

- Sıcak para güvenilmezdir. Faiz cazipse gelir, risk artarsa ürker. Daha yüksek getiri başka yerde ortaya çıkarsa gider. Geldiğinde TL’yi değerli hale getirir, varlık fiyatlarını yükseltir ve piyasalarda finansal bir coşku yaratır. Çıkmaya başladığında ise aynı hızla finansal dalgalanmanın kaynağı olabilir. Yani iki ucu keskin bir bıçak gibidir, varlığı da yokluğu da sorundur.

- Türkiye, cari açığını daha fazla borçlanarak ve daha fazla sıcak para çekerek finanse etmek yerine üretken yatırımları artırmalı, ihracat kapasitesini güçlendirmeli ve kalıcı sermaye çekmeli.

- Mesele yalnızca yeni yatırımları çekmek de değil. Mevcut yatırımları ülkede tutabilmek de en az yenilerini çekmek kadar önemli. Nitekim Alaattin Aktaş’ın dünkü yazısında dikkat çektiği gibi, yabancılar Türkiye’deki yatırımlarını tasfiye ediyor. Aktaş’ın aktardığı verilere göre, ağustos itibarıyla son bir yılda 7,8 milyar dolarlık yatırım girişi gerçekleşirken aynı dönemde 3,4 milyar dolarlık tasfiye yaşandı.

- Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca doğrudan yabancı sermaye girişlerini artırmak değil; gelmiş olan sermayenin üretime, istihdama ve ihracata dönüşmesi, yatırımcının uzun vadeli kalmayı tercih etmesidir.

Bunun için de altyapıdan hukuka, kurumsal yapıdan ekonomik öngörülebilirliğe kadar birçok alanda güçlü bir hikâye sunmamız gerekiyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.