Çin'de işsiz kalan bazı kişiler, yakınlarının endişesini ve çevre baskısını önlemek amacıyla çalışmaya devam ediyormuş gibi davranıyor. Her sabah evden çıkan ve akşam saatlerinde geri dönen bu kişiler, gün boyunca parklarda, kafelerde, kütüphanelerde veya alışveriş merkezlerinde zaman geçiriyor.

Çin'deki devlete ait bir gayrimenkul şirketinde daha önce çalışan 32 yaşındaki Coco Li de bu yönteme başvuranlardan biri. Altı aydan uzun süre önce işinden ayrılan Li, annesinin durumunu öğrenmesi halinde kaygılanacağını ve bu endişenin kendisine de yansıyacağını düşünüyor. Li'nin yaşadıkları, işsizliğin yalnızca gelir kaybıyla sınırlı olmadığını, aile ilişkileri ve toplumsal beklentiler nedeniyle kişisel bir baskıya da dönüşebildiğini gösteriyor.

İşsizliği gizleme yöntemi, Çin'deki sosyal medya platformlarında geniş ilgi görüyor. İşsiz kişilerin günlerini nerede geçirebileceğine, yakınlarının sorularıyla nasıl başa çıkabileceğine ve sahte mesai rutinlerine ilişkin paylaşımlar milyonlarca kişiye ulaşıyor. Paylaşımlarda yalnızca günlük rutinler değil, işsizliğin yarattığı duygusal yük ve iş arama sürecindeki başarısızlıklar da anlatılıyor. Bir kullanıcı, işsizliğinin 30'uncu gününde 80 iş başvurusundan sonuç alamadığını aktarıyor.

Uzmanlara göre bu eğilimin arkasında Çin'deki iş piyasasında yaşanan güçlükler bulunuyor. İhracata dayalı büyüme, şirketler arasındaki yoğun rekabet, gayrimenkul sektöründeki uzun süreli kriz ve yerel yönetimlerin mali sıkıntıları istihdam ile gelirler üzerinde baskı oluşturuyor.

Şirketlerin fiyatları ve personel maliyetlerini düşürmeye çalışması, çalışanların iş yükünü artırırken yeni iş fırsatlarını da zorlaştırabiliyor. Otomasyonun yaygınlaşması ve yapay zeka uygulamalarının hızla benimsenmesi de iş gücü piyasasındaki dönüşümün parçaları arasında yer alıyor.

Cornell Üniversitesi'nden Çin siyaseti uzmanı Diana Fu'ya göre, işe gidiyormuş gibi davranmak insanların toplum içindeki itibarlarını korumalarına yardımcı olabiliyor. Bu davranış, işsizliğin yol açabileceği aile içi gerilimi ve toplumsal huzursuzluğu da azaltabiliyor.

İşsiz kalan kişilerin günlük rutinleri, dışarıdan bakıldığında sıradan bir çalışma gününü andırıyor. Aileleriyle birlikte yaşadıkları için durumlarını açıklamak istemeyenler, sabah evden ayrılıyor ve akşam işten dönüyormuş gibi eve geliyor.

Yapay zeka kaynaklı işten çıkarmalar nedeniyle ağustos ayında işini kaybeden 36 yaşındaki görsel efekt yapımcısı Zhang, hafta içi kütüphanelerin tamamen dolu olmasına şaşırdığını anlatıyor.

İnternet şirketindeki işini kaybetmesini ailesinden gizleyen 28 yaşındaki Susan Sun da benzer bir düzen sürdürüyor. Ailesinin Chongqing'de kendisiyle yaşamaya başlamasının ardından Sun, sabah 09.00'dan önce evden çıkıp akşam 18.00'den sonra dönmek zorunda kalıyor.

Sun, aylık 1.864 yuan işsizlik ödeneği ve işten ayrılırken aldığı tazminatın kalan kısmıyla geçimini sağlıyor. Kendisini asıl zorlayan unsurun ailesinin ekonomik durumla ilgili kaygıları ve tasarruf yapması yönündeki uyarıları olduğunu belirtiyor.

İşsizliğin aileden saklanmasında yalnızca ekonomik kaygılar değil, iş sahibi olmanın toplumsal anlamı da etkili oluyor. Yakınlarının endişesinden kaçınmak isteyen kişiler, iş arama sürecindeki belirsizliği kendi başlarına yaşamayı tercih edebiliyor. Uzmanlar, bu davranışın kısa vadede aile içindeki gerilimi azaltabileceğini ancak işsizliğin temel nedenlerini ortadan kaldırmadığını belirtiyor. İş bulma sürecinin uzaması ve birikimlerin azalması, sahte mesai düzeninin sürdürülmesini giderek zorlaştırabiliyor.

Buffalo Üniversitesinden sosyoloji alanında çalışan Yige Dong'a göre, Çin'in sosyal güvenlik ağı Japonya ve Güney Kore'nin 1990'lardaki ekonomik kriz dönemlerinde sunduğu desteklerle karşılaştırıldığında daha sınırlı. Bu durum, işsiz kalan kişilerin uzun vadede ailelerinden ve yakınlarından maddi yardım istemek zorunda kalma ihtimalini artırıyor.

Çin'de işe gidiyormuş gibi evden çıkma eğilimi, işsizliğin yalnızca ekonomik değil, sosyal sonuçlarını da ortaya koyuyor. Günlük rutinlerini çalışıyormuş gibi sürdüren kişiler, bir yandan ailelerinin kaygısını azaltmaya çalışırken diğer yandan iş piyasasındaki belirsizlikle mücadele ediyor.

Ancak sınırlı maddi kaynaklar ve uzayan iş arama süreci, bu yöntemin sonsuza kadar devam etmesini güçleştiriyor. Sosyal medyada geniş ilgi gören sahte mesai alışkanlığı, Çin'de istihdam, aile baskısı ve ekonomik güvencesizlik arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.