Fatih Karahan başkanlığındaki Para Politikası Kurulu (PPK), yarın yılın yedinci toplantısını gerçekleştirerek faiz kararını kamuoyuna duyuracak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayında gerçekleştirilen son PPK toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 düzeyinde sabit tutmuştu.

Piyasalarda yarınki toplantıda 100 baz puanlık faiz indirimi yapılması beklenirken, ekonomistler kararın yanı sıra açıklanacak metindeki mesajların da gelecek dönemin para politikası açısından belirleyici olacağını değerlendiriyor.

İç talepteki yavaşlama ve enflasyondaki gerileme faiz indirimi için alan oluştururken, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş ve rezerv görünümündeki gelişmeler Merkez Bankasının hareket alanını etkileyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.

İş Portföy Başekonomisti Hande Şekerci, TCMB’nin ekim ayında politika faizini 100 baz puan indirmesini beklediklerini belirterek, daha yüksek oranlı bir indirimin önünde enflasyon ve finansal istikrar kaynaklı risklerin bulunduğuna işaret etti.

Eylül enflasyonunun beklentilerin altında kalmasının faiz indirimi için alan açtığını kaydeden Şekerci, ekim ayında gıda ve giyim fiyatlarının enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Şekerci, “Bu ay, ekim ayında 1 puanlık bir faiz indirimi bekliyoruz. Neden daha fazla miktarda bir indirim beklemiyoruz derseniz, önümüzdeki dönemde ekim enflasyonu açıklandığında aylık enflasyonda eylül ayına göre bir miktar hızlanma ihtimali bulunuyor. Burada özellikle işlenmemiş gıda ve giyim fiyatlarının devrede olabileceğini düşünüyoruz. Aynı zamanda finansal istikrarla ilgili riskleri TCMB’nin gözeteceğini düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Rezerv görünümünün de karar sürecinde etkili olacağını belirten Şekerci, ağustos sonu ile ekim başı arasında yaşanan rezerv kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü ancak son günlerde yeniden bir miktar zayıflama yaşandığını söyledi.

Şekerci, Merkez Bankasının temkinli duruşunu koruyarak ekim ayında 100 baz puanlık indirim yapabileceğini, aralık ayında da benzer bir adım atılmasıyla politika faizinin yılı yüzde 35 seviyesinde tamamlayabileceğini öngördü.

Ekonomist Özlem Bayraktar Gökşen, faiz indirimlerinin art arda geleceğine ilişkin beklentilere temkinli yaklaştı. Küresel ölçekte faizlerin yükseldiği ve enflasyon endişelerinin devam ettiği bir ortamda enerji fiyatları, gıda enflasyonu, ücret ayarlamaları ve rezerv gelişmelerinin yakından izlenmesi gerektiğini belirtti.

Gökşen, “Ben şu söylemlere pek katılmıyorum; burada bir faiz indirim döngüsüne girilecek gibi bir yaklaşım var. Bizim öyle bir yerimiz yok. Faiz indirim döngüsüne nasıl girelim? Bir sürü değişken var. Dünya bile gelecek dönemde enflasyon endişesiyle kavrulurken, enerji fiyatlarının ne olacağını ve bunun nasıl bir baskı yaratacağını bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekim ayında 100 baz puanlık indirimin mümkün olduğunu belirten Gökşen, enflasyonun yüzde 30’un biraz altına gerilemesinin Merkez Bankasına hareket alanı sağladığını söyledi. Döviz piyasası ve özellikle rezerv gelişmelerinin de karar sürecinde dikkate alındığını vurgulayan Gökşen, sonraki toplantılara ilişkin tahminlerde ise ihtiyatlı olunması gerektiğini kaydetti.

Gökşen, “Bundan sonra beş tane faiz indirimi art arda olur diyemeyiz. Bu toplantı konusunda daha güvenli bir tahmin verebilirim ama aralık ayı için çok kendime güvenen bir tahmin veremem. Son yıllarda yaşadıklarımızı ve tahminlerimizi ne yönde değiştirdiğimizi düşününce çok daha temkinli olmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Nurol Portföy Fon Yöneticisi Yardımcısı Ömer Yıldırım, son bir ayda kredi büyümesi başta olmak üzere iç talep göstergelerinde belirgin bir yavaşlama yaşandığını ve bunun faiz indirimi ihtiyacını artırdığını söyledi.

Kur hareketlerinin ve yabancı yatırımcıların Türk lirası cinsi varlıklardan elde ettiği taşıma getirisindeki düşüşün de dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldırım, 200 baz puanlık indirimi zor gördüğünü, ancak 150 baz puanlık bir indirimin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Aura Portföy Yönetimi Genel Müdürü İsmail Erdem, TCMB’nin politika faizini 100 baz puan indirmesini beklediğini belirterek, petrol fiyatlarının hem Türkiye hem de küresel ekonomi açısından önemli bir risk oluşturduğunu söyledi.

Erdem, faiz indirimi yapılması halinde makroihtiyati tedbirlerle finansal koşulların sıkı tutulmaya devam edilebileceğine işaret ederek, Merkez Bankasının yılı faizlerin gerilediği ve manşet enflasyonun bir miktar daha düştüğü bir görünümle tamamlamak isteyebileceğini kaydetti.

S&P Global Ratings Direktörü Karen Vartapetov, küresel ekonomik koşulların TCMB açısından karar sürecini zorlaştırdığına dikkati çekti. Emtia, enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklığın yanı sıra küresel ölçekte faiz artışlarının gündeme gelmesinin Türkiye için de risk oluşturduğunu belirtti.

Vartapetov, “Emtia fiyatları, enerji fiyatları ve ilgili fiyatlar, bir de üzerine gıda fiyatları çok oynak seyrediyor ve yüksek kalacak, daha uzun süre yüksek kalacak gibi gözüküyor. Ek olarak küresel bağlamda para politikaları değişken ve faizlerde artışa gidiliyor. Dolayısıyla bu da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası için farklı bir noktaya getiriyor durumu” dedi.

Buna karşın iç talepte yavaşlama sinyallerinin güçlendiğini ve hizmet enflasyonunun kontrol altında görünmeye başladığını belirten Vartapetov, yıl sonuna doğru bir faiz indiriminin mümkün olduğunu, ancak kararın dış koşullardaki gelişmelere bağlı kalacağını ifade etti.

İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Nilüfer Sezgin, son dönemde sıkılaşan finansal koşulların şirketlerin finansmana erişimi ve piyasadaki likidite üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Merkez Bankasının likidite yönetimi alanında attığı adımların önemine değinen Sezgin, faiz indiriminin finansal koşulları bir miktar rahatlatabileceğini söyledi.

Sezgin, “Bu toplantıda 1 puan faiz indirimiyle bence bu sıkılaşan finansal koşulları bir miktar rahatlatma yönünde bir adım atılabilir. Enflasyondaki düşüş de buna alan açıyor. Şu an baktığın zaman yüzde 37’lik bir faizdeyiz, enflasyonumuz yüzde 30’da. Yani 7 puanlık bir reel faizden bahsediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Sezgin, aralık ayında da 100 baz puanlık indirim beklediklerini ancak yıl sonuna ilişkin kararın enflasyon gelişmelerine bağlı olacağını belirtti.

İntegRal Yatırım Araştırma Uzmanı Harun Raşit Demircan, PPK kararının yanı sıra karar metnindeki mesajların da piyasalar açısından belirleyici olacağını söyledi.

Demircan, faiz indirimine yönelik daha güçlü ifadelerin Borsa İstanbul üzerinde olumlu etki yaratabileceğini belirterek, piyasaların ana gündem maddesinin faiz kararı olduğunu ifade etti.

Ekonomistlerin önemli bir bölümü, ekim ayında 100 baz puanlık indirim yapılması ve aralık ayında da benzer bir adım atılması halinde politika faizinin yılı yüzde 35 seviyesinde tamamlayabileceğini öngörüyor. Bu senaryoda politika faizinin ekim ayında yüzde 36’ya, aralık ayında ise yüzde 35’e gerilemesi bekleniyor.

Bununla birlikte uzmanlar, küresel enerji fiyatlarının seyri, gıda ve giyim kaynaklı enflasyon baskıları, döviz kuru ve rezerv görünümünün faiz indirimlerinin hızını etkileyebileceğine dikkati çekiyor. TCMB’nin yarın açıklayacağı karar metninde enflasyon görünümüne ve finansal koşullara ilişkin vereceği mesajların, yılın son toplantısına yönelik beklentiler açısından da belirleyici olması bekleniyor.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.