Türkiye’nin yıllıklandırılmış mal ihracatı 2026’nın ağustos ayı itibarıyla 280,3 milyar dolarla tarihî zirveye ulaştı. Buna karşın sanayi üretimi temmuzda yıllık bazda yüzde 0,3 geriledi ve İSO Türkiye İmalat PMI ağustosta 48,1 seviyesinde kalarak 50 eşik değerinin altında bulundu. Veriler, ihracat hacmi artarken imalat faaliyetlerinin aynı ölçüde güçlenmediğine işaret etti.
İmalat sanayisinin millî gelir içindeki payı 2021’de yüzde 22,2 iken 2025’te yüzde 15,6’ya indi. Ancak bu gerileme tek başına sanayi gücünün kaybedildiğini göstermiyor. Gelişmiş ekonomilerde yazılım, mühendislik, tasarım, Ar-Ge, test, lojistik ve bakım gibi üretimle bağlantılı faaliyetlerin hizmetler içinde sınıflandırılması, sanayinin bilgi yoğunlaşarak dönüşmesine yol açabiliyor. Türkiye açısından belirleyici konu, üretim ve istihdamdaki değişimin düşük verimli hizmetlere mi, yoksa teknoloji ve mühendislik kapasitesine mi yöneldiği.
Türkiye’nin mal ihracatı 2002’de 36,1 milyar dolardan 2025’te 273,4 milyar dolara yükseldi. Aynı yıl otomotiv 41,5 milyar dolar, kimya 31,9 milyar dolar, elektrik-elektronik 17,7 milyar dolar ve hazır giyim 16,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Makine ihracatı geniş tanımla 28,7 milyar dolara, savunma-havacılık ihracatı ise 10,05 milyar dolara ulaştı. Bu büyüklükler kapasitenin arttığını gösterse de üretim hacmi ile tasarım, teknoloji ve karar gücünün yurt içinde birikmesi aynı anlama gelmiyor.
Savunma-havacılık sektörü, bu ayrımın öne çıkan örneklerinden biri oldu. Sektörün ihracatı 2002-2025 döneminde yaklaşık 40 kat artarken proje sayısı 62’den 1.400’ün üzerine çıktı. İhale süreci devam eden projelerle birlikte proje hacmi 100 milyar doların üzerine ulaştı. Özgün tasarım, yerlileştirme, Ar-Ge ve kritik teknolojilere odaklanılması, sektörde yalnız üretim değil, sistem entegrasyonu ve teknoloji geliştirme kapasitesinin de oluştuğunu gösteriyor.
Ankara ise klasik imalat merkezleri kadar yoğun üretim yapmamasına rağmen savunma-havacılık, elektronik, yazılım, mühendislik, test-doğrulama ve sistem entegrasyonunda öne çıkıyor. Ankara Sanayi Odası’nın çalışmasına göre kentin imalat ağırlığı zaman içinde Türkiye ortalamasına yaklaşırken özellikle 2018 sonrasında kendi rekabet dinamikleri güçlendi. Bununla birlikte ana yüklenicilerde biriken bilgi ve mühendislik kapasitesinin KOBİ’lerin tasarım, test ve ürün geliştirme sorumluluklarını artırıp artırmadığı, sanayi gücünün ekonomiye yayılımını belirleyecek.
Ekonomim ↗ · Başlık ve özet AI desteğiyle düzenlendi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.