Paranın İzinde’de Doç. Dr. Hakan Bektaş ile tarımsal üretim maliyetleri, küresel gıda fiyatları, enerji krizinin tarıma etkisi ve dünyada büyüyen konut sorunu değerlendirildi. Programda gıda ile enerjinin küresel ekonomi açısından öne çıkan iki temel risk alanı haline geldiği vurgulandı.
Tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 30,28, aylık bazda ise yüzde 3,41 yükseldi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 3,77, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde yüzde 1,17 artış kaydedildi.
Yıllık artışlar aynı gruplarda sırasıyla yüzde 31,63 ve yüzde 22,16 olarak gerçekleşti. Veriler, çiftçinin üretim yapmak için katlandığı maliyetlerin yüksek seyrini koruduğunu gösterdi.
Ağustos 2026 döneminde tarım ürünleri üretici fiyatları yıllık yüzde 21,91 artarken tarımsal girdi maliyetlerindeki artış yüzde 30,28’e ulaştı.
Üretim maliyetlerinin çiftçinin ürününü sattığı fiyatlardan daha hızlı yükselmesi, tarımda kârlılık ve üretimin sürdürülebilirliği açısından yeni bir baskı oluşturdu.
Bektaş, maliyet ile üretici fiyatı arasındaki farkı değerlendirirken “Makas açılıyor” ifadesini kullandı. Çiftçinin girdilerde karşılaştığı artışı satış fiyatına aynı ölçüde yansıtamadığına dikkat çekti.
Türkiye’de uygun hava koşulları ve güçlü hasat, son enflasyon verilerinde gıda fiyatlarının aşağı yönlü katkı vermesini sağladı. Ancak yükselen üretim maliyetlerinin ilerleyen dönemde ürün fiyatlarına yansıyabileceği belirtildi.
Gıdanın tüketici enflasyonu sepetindeki payının yaklaşık yüzde 25 olduğu hatırlatılarak tarımsal arzda oluşabilecek yeni bir şokun dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceği ifade edildi. Paranın İzinde
Enerji, navlun, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki artışların çiftçinin maliyetlerini yükselttiği; özellikle Orta Doğu’daki gerilimin yalnızca petrolü değil, gübre ve taşımacılık maliyetlerini de etkilediği kaydedildi.
Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan küresel gıda fiyat endeksi eylülde aylık yüzde 1,5 artarak 136 puana ulaştı. Endeks yıllık bazda yüzde 5,8 yükselirken 2022’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tahıl ticaretinde yarattığı aksaklıklar, Karadeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılar, Orta Doğu’daki gelişmeler ve aşırı hava olayları küresel gıda fiyatlarını yukarı çeken başlıca unsurlar olarak sıralandı.
Düşük gelirli kesimlerin bütçelerinde gıda ve enerjinin daha yüksek paya sahip olması nedeniyle fiyat artışlarının bu grupları daha sert etkilediği belirtildi.
Bektaş, küresel ekonomi açısından gıda ve enerjinin iki temel risk alanı haline geldiğini söyledi.
Mevcut enerji rezervlerinin ve geçici tedarik anlaşmalarının yeni bir şok karşısında yalnızca sınırlı süre koruma sağlayabileceğini belirten Bektaş, ikinci büyük bir arz şokuna karşı küresel ekonomide hazır bir alternatif senaryo bulunmadığını ifade etti.
Ülkelerin üretim altyapılarını güçlendirmesi, enerjide dışa bağımlılığı azaltması ve gıda arz güvenliğini artırması gerektiğini vurguladı.
Ukrayna’nın tahıl taşımacılığının güvenli biçimde devam etmesi için Türkiye, Hindistan ve Mısır’la temas yürüttüğü aktarıldı. Ancak Rusya ve Ukrayna’nın birbirlerinin enerji ve taşıma altyapılarına yönelik saldırılarının sürmesi, yeni bir tahıl koridoru konusunda uzlaşma ihtimalini zayıflatıyor.
Programda, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan kurallara dayalı uluslararası sistemin giderek işlevini kaybettiği, ülkelerin daha güvenli ve siyasi açıdan yakın gördükleri ticaret ağlarına yöneldiği değerlendirildi
Pandemi sonrasında kurulan tahıl koridorunun gıda fiyatlarındaki yükselişi sınırladığı hatırlatılırken mevcut jeopolitik ortamda benzer bir uzlaşının daha zor olduğu belirtildi.
Küresel faizlerdeki yükselişin mortgage maliyetlerini artırması, konut piyasasında yeni bir risk alanı oluşturuyor.
Bektaş, kamu borçlarının yükseldiği ve bütçelerde faiz giderlerinin büyüdüğü bir dönemde dünyanın yeni bir finansal krizi taşımakta zorlanabileceğini söyledi. Faiz harcamalarındaki artışın sosyal yardımlar ve kamu hizmetleri için ayrılabilecek kaynakları azaltabileceğine dikkat çekti.
Düşük gelirli kesimlerin ve ilk kez ev alacak gençlerin konuta erişiminin yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte zorlaştığı belirtildi.
Başlangıç sermayesi veya aileden kalan bir serveti bulunmayan gençlerin, uygun maliyetli konut kredisine erişemediği koşullarda ev sahibi olmasının giderek zorlaştığı ifade edildi.
İspanya’daki konut protestolarında yükselen kira bedellerinin ve uzun süreli kiracıların konutlarından çıkarılmasının toplumsal tepkiye yol açtığı hatırlatıldı.
Gıda, enerji, eğitim ve barınma maliyetlerindeki yükselişin insanların geleceğe ilişkin beklentilerini zayıflattığı değerlendirildi.
Bektaş, insanların geçmişte kendilerine vaat edilen iyi eğitim, düzenli iş, konut, otomobil ve güvenceli emeklilik hedeflerine ulaşamadıklarını düşündüklerini belirtti. Bu kayıp hissinin Avrupa’daki eğitim ve konut odaklı protestoların arka planında bulunduğunu söyledi.
Programda çözümün toplumsal talepleri başka grupları suçlayarak veya ötekileştirerek bastırmak yerine gıda, barınma ve eğitime erişim sorunlarına doğrudan yanıt vermek olduğu vurgulandı. Paranın İzinde
Küresel ekonomide takip edilmesi gereken diğer risk alanının yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği olduğu belirtildi.
Hükümetlerin yüksek borçlanma ihtiyacı ile teknoloji şirketlerinin veri merkezi ve çip yatırımları için finansman arayışının aynı döneme denk gelmesi, tahvil faizleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Yapay zekâ şirketlerinin değerlemelerinde sert bir düşüş yaşanması halinde borsalar ve küresel finansal sistem üzerinde daha geniş bir baskı oluşabileceği değerlendirildi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.