Fon krizinin piyasalara etkisi, Borsa İstanbul'da 12 bin puanın önemi, Merkez Bankası'ndan faiz indirimi beklentisi, küresel tahvil piyasalarındaki hareketlilik ve altında kritik teknik seviyeler Piyasalarda Açılışa Doğru programında değerlendirildi. Yayında ayrıca ABD seçimleri, S&P'nin Türkiye değerlendirmesi ve enerji maliyetlerinin enflasyona etkisi ele alındı.

Programın başında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11 Ekim tarihli yazısıyla 85 gerçek kişinin hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının istendiği aktarıldı.

Fon krizinin henüz çözülemediği ve etkilerinin iç piyasada devam ettiği belirtilirken, konuya ilişkin düzenlemelerin bu hafta Meclis gündemine gelmesinin beklendiği ifade edildi.

Küresel piyasalarda özellikle tahvil faizlerinin yakından izleneceği bir haftaya girildiği belirtildi. Fransa'nın 15 Ekim'de gerçekleştirmesi beklenen iki tahvil ihalesinin Avrupa borç piyasası açısından önemli olacağı ifade edildi.

ABD tarafında ise uzun vadeli tahvil faizlerinin geri çekilebileceğine yönelik beklentilerin arttığına dikkat çekildi. Tahvil ETF'lerindeki opsiyon işlemlerinde faizlerin düşeceğine yönelik pozisyonların rekor seviyelere ulaştığı aktarıldı.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin önceki hafta yüzde 5,36'ya kadar yükseldiği, ardından yüzde 5,24 civarında haftayı tamamladığı belirtilirken, faizlerin yüzde 5,10 ve altına gerilemesinin piyasalarda rahatlama yaratabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Fed'in ekim toplantısında faiz artırımına gitmesinin beklenmediği, olası bir artış için aralık ayı beklentisinin daha güçlü olduğu ifade edildi.

ABD tahvil faizlerindeki düşüşün tahvile talebi artırabileceği, bunun dolar endeksinde geri çekilmeye ve euro/dolar paritesinde yukarı yönlü harekete neden olabileceği belirtildi.

Eurodaki olası yükselişin Avrupa ekonomisindeki iyileşmeden çok küresel sermaye hareketleriyle bağlantılı olabileceğine dikkat çekildi.

ABD'deki ara seçimlerde Donald Trump'ın siyasi gücünün zayıflamasının Türkiye'ye etkileri de programda değerlendirildi.

Türkiye ile ABD arasındaki siyasi ve stratejik ilişkilerin son dönemde olumlu görünmesine rağmen, Türkiye'ye doğrudan yatırım, özel kredi veya swap hattı gibi somut ekonomik katkıların henüz görülmediği ifade edildi.

Trump'ın seçimlerden zayıflayarak çıkmasının Türkiye'ye doğrudan büyük bir ekonomik etki yaratmayabileceği ancak ABD ekonomisindeki siyasi kilitlenmenin küresel ekonomiyi etkilemesi halinde Türkiye'nin de dolaylı olarak bundan etkilenebileceği belirtildi.

Borsa İstanbul'un teknik görünümünde 11.900-12.000 puan bölgesi yeniden öne çıktı.

Endeksin önceki sert satışta 11.912 seviyesine kadar geriledikten sonra tepki verdiği ve yeniden 12 bin puanın altına inmediği belirtildi. İşlem hacminin ise kriz öncesine göre düşük seyretmeye devam ettiği ifade edildi.

BIST 100'ün 12 bin puanın üzerinde kalmasının olumlu olduğu, bu seviyenin korunması halinde 12.500 ve ardından 12.800 puana kadar tepki potansiyeli oluşabileceği değerlendirildi.

12 bin seviyesinin aşağı kırılması halinde ise 11 bin puan bölgesinin yeniden gündeme gelebileceğine dikkat çekildi.

Türkiye'de tahvil faizlerindeki gerilemenin temel nedenlerinden birinin Merkez Bankası'nın ekim toplantısında faiz indirimi yapacağı yönündeki beklenti olduğu belirtildi.

Piyasanın 22 Ekim'deki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi olasılığını güçlü biçimde fiyatladığı ifade edildi.

Tahvil piyasasındaki hareketin şu aşamada ağırlıklı olarak dış piyasalardan değil, içerideki Merkez Bankası beklentilerinden kaynaklandığı değerlendirildi.

Haftanın önemli gündemlerinden biri de S&P'nin Türkiye değerlendirmesi olacak.

Mevcut koşullarda Türkiye'nin kredi notunda veya görünümünde büyük bir değişiklik beklenmediği belirtilirken, fon krizinin son durumuna ilişkin değerlendirmelerin rapora girebileceği ifade edildi.

Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji arzındaki gelişmeler değerlendirilirken, petrol fiyatlarından ziyade dizel arzındaki sorunların ekonomik etkisinin daha önemli hale gelebileceğine dikkat çekildi.

Rafinerilere yönelik saldırıların dizel üretim kapasitesini azaltabileceği, dizelin kara ve deniz taşımacılığında yoğun kullanılması nedeniyle fiyat artışlarının lojistik maliyetlerini doğrudan yükseltebileceği belirtildi.

Dizel maliyetindeki yükselişin taşımacılık üzerinden gıda başta olmak üzere birçok ürünün fiyatına yansıyarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği ifade edildi.

Petrol fiyatlarında olası bir düşüş yaşansa bile rafineri kapasitesindeki sorunlar nedeniyle dizel fiyatlarının aynı hızda gerilemeyebileceği değerlendirildi.

Altının teknik görünümünde 4 bin 100 dolar seviyesi kritik destek olarak öne çıktı.

Ons altının geçen hafta bu seviyenin altına kısa süreli sarkmasına rağmen yeniden üzerine çıktığı belirtilirken, kısa vadeli hareketli ortalamaların birbirine yaklaşmasının yeni ve güçlü bir yön hareketinin yaklaştığına işaret edebileceği değerlendirildi.

4 bin 200-4 bin 250 dolar bölgesinin aşılması halinde 4 bin 300 doların yeniden gündeme gelebileceği, 4 bin 100 doların altında ise 4 bin dolara doğru geri çekilme görülebileceği ifade edildi.

ABD tahvil faizlerinde düşüş beklentisinin gerçekleşmesi halinde altında yukarı yönlü hareketin desteklenebileceği belirtildi.

Programın son bölümünde fon tasfiyesi konusunda sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgiler de gündeme geldi.

Serbest fonların ters repo işlemlerinin tasfiye sonrasında yatırımcıya ne kadar kaynak bırakacağına ilişkin verilerin henüz yeterli olmadığı belirtilerek, güncel rakamlar açıklanmadan kesin kayıp oranları vermenin yatırımcıları gereksiz paniğe sürükleyebileceği vurgulandı.

Sosyal medyada daha fazla etkileşim elde etmek amacıyla aşırı kötümser senaryoların öne çıkarıldığına dikkat çekilirken, yatırımcıların resmi veriler ile yorumları birbirinden ayırması gerektiği ifade edildi.

Krizin doğrudan tarafı olmayan çalışanların ve profesyonellerin yalnızca çalıştıkları kurum nedeniyle hedef alınmasının da yanlış olduğu vurgulandı.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.