Ağustos ödemeler dengesi verisi salı günü açıklandı. Son 12 aylık gelişmelere odaklanarak dikkatimi çeken noktaları grafikler eşliğinde belirtmek istiyorum. Cari işlemler dengesinde 2024’ün Ekim ayından bu yana bozulma eğilimi var; cari açık giderek artıyor. Bu dönemin başında 9,7 milyar dolar olan açık Ağustos 2026’da 42,1 milyar dolara yükseldi (Grafik 1).

Peki, bu bozulmanın nedeni enerji ve altın fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olabilir mi? Elbette bu dönemde enerji ve altın fiyatları tek yönde hareket etmedi. Ama bir de altın ve enerji ithalatını dışarıda tutarak cari işlemler dengesine bakmakta yarar var. Altın ve enerji hariç tutulduğunda cari denge fazla veriyor. Ama biz eğilimle ilgiliyiz. Aynı dönemde altın ve enerji hariç cari fazla giderek düşüyor; cari açıkla benzer bir eğilim sergiliyor (Grafik 2).

Tamam, cari denge bozuluyor ama bu bozulmanın bizi ne derece ürküteceğini değerlendirmek için cari dengenin GSYH’ye oranındaki gelişmeye göz atmakta yarar var. Yeni Orta Vadeli Program’da 2026 için tahmin edilen GSYH 1821 milyar dolar. Bu durumda yılı, şu andaki 42,1 milyar dolar açıkla kapatsak, cari açık GSYH’nin yüzde 2,3’üne karşılık gelecek. OVP’nin kur hesabının tutacağını ama büyüme öngörüsü olan yüzde 3,3’ün yüzde 2,5 olarak gerçekleşeceğini düşünelim. Cari açığın GSYH’ye oranı yine aynı düzeyde kalıyor. Hadi, bu oran açısından işi biraz daha kötüleştirelim; cari açığın yılın sonunda 46 milyar dolar olacağını kabul edelim. Bu durumda oran yüzde 2,5 oluyor. 46 değil de 50 milyar dolar açık olursa, oran yüzde 2,8’e yükseliyor. Son iki yıla kıyasla yüksek bu oranlar. Ama son 45 ya da 25 yılda gözlenen oranlar dikkate alındığında, ürkütücü ölçüde yüksek değiller.

‘Ürkütücü değil’ yargısı, sadece cari dengenin GSYH’ye oranı dikkate alındığında geçerli. İki noktaya daha dikkat çekmekte yarar var. Birincisi, cari dengedeki (hem de altın ve enerji hariç cari dengedeki) bozulma ekonomi yavaşlarken gerçekleşmekte. Ürkmesek bile bir miktar kaşımızın kalkmasında yarar var. İkincisi, küresel finans piyasalarında olumsuz bir gelişme yaşanıyor. Özellikle ABD uzun vadeli Hazine tahvil faizlerinin giderek yükseliyor olması pek sevimli değil. Fransa, İngiltere, Almanya ve Japonya için de benzer bir durum söz konusu.

Sonuç: Ürkmek gerekmiyor ama dikkatli olmakta yarar var. Özellikle net sermaye girişlerini çıkışa çevirecek gelişmelere yol açmaktan kaçınmak gerekiyor. Açık ki, yol açma/açmama ağırlıklı olarak ekonomi politikası dışında kalan uygulamalarla ilişkili.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.