Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile dün bir araya gelen otomotiv sektör temsilcileri, “Made with Europe” çağrısı yaptı. OİB Başkanı Kemal Yazıcı, uygulamanın yalnızca Türk sanayicisini değil, Avrupa üretim ve tedarik ağlarını da etkileyebileceğini vurgulayarak, “Türkiye’yi kapsam dışında bırakabilecek bir düzenleme kabul edilemez” dedi.

Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, Türkiye’nin Avrupa otomotiv üretim zincirinin dışında bırakılmasının maliyetleri artırabileceğini, tedarik ağlarını bozabileceğini ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatabileceğini söyledi. Türkiye’de üretilen araç ve parçaların AB ülkeleriyle eşit koşullarda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yazıcı, olası dışlanmanın 250 bin kişilik istihdam açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çekti. AB’nin sanayi rekabetçiliğini artırmayı, istihdamı geliştirmeyi ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen Sanayi Hızlandırma Yasası’nı ilke olarak desteklediklerini belirten Yazıcı, Türkiye’nin kapsam dışında kalmasına yol açabilecek bir düzenlemeye karşı çıktı. Yazıcı, “60 yılı aşkın ticari ilişki ve 30 yılı aşan Gümrük Birliği entegrasyonuna rağmen Türkiye’yi kısmen kapsam dışında bırakabilecek bir düzenlemeyi kabul edilemez buluyoruz” dedi. Türkiye’nin Avrupa açısından sıradan bir üçüncü ülke olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yazıcı, stratejik ortaklık ve üretim entegrasyonunun korunması çağrısında bulundu.

“Fransa ve Almanya’nın 16 Ekim’de açıkladığı uzlaşı, otomotivde emisyon kurallarına esneklik ile Avrupa’da üretime öncelik verilmesini bir araya getiriyor. Kamuoyuna yansıyan öneride İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi AB üyesi olmayan Avrupa ülkeleri için belirli koşullarla katılım yolları değerlendirilirken, 1996’dan beri Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’nin konumunun da bu çerçevede gözetilmesini bekliyoruz” diyen Matlı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Uzlaşı henüz bağlayıcı bir AB düzenlemesine dönüşmüş değil. Sanayi Hızlandırma Yasası, Avrupa Parlamentosu’nda komite kararı bekliyor; AB Konseyi’nde teknik görüşmeler sürüyor. Nihai metnin iki kurumun onayını gerektirdiğinden, Türkiye’nin konumunun açıkça tanınması için kritik bir aşamadayız. Türkiye’nin savunulduğu tez, Türk otomotiv sanayisinin Gümrük Birliği ortaklığımız temelinde düzenlemenin tüm hükümlerine dâhil edilmesidir. Türkiye’de üretilen araç ve parçaların ‘Birlik menşei’ kapsamında tam olarak değerlendirilmesi; montaj şartları ve destek programlarında Gümrük Birliği ortaklığımızın gözetilmesi talebini destekliyoruz.”

“Ticaret Bakanlığının savunduğu ‘Made with Europe’ yaklaşımını sahipleniyoruz” diyen Matlı, “Bursa, 2025 yılında Türkiye’nin binek otomobil ihracatının adet bazında yüzde 46,7’sini, yani yaklaşık yarısını gerçekleştirdi. Kentimiz, yüksek nitelikli üretimi, güçlü yan sanayi ekosistemi ve gelişmiş altyapısıyla Avrupalı markaların güvenli üretim limanıdır. Bu kapasite, Avrupa’daki üretimin ve tedarik güvenliğinin de önemli bir dayanağıdır. Bursa’da üretilen parçaların katkısı tanınırken, bunların kentimizde nihai araca dönüşmesini dezavantajlı kılacak bir yaklaşım üretim zincirinin bütünlüğüyle bağdaşmaz. Etkisi, KOBİ’lerimizin Türkiye’de yatırım yapan Avrupalı üreticilerin yeni model ve kapasite kararlarına kadar uzanabilir” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak süreci yakından takip ettiklerinin altını çizen Matlı, “Yoğun temas kurarak üyelerimizin beklentilerini Ticaret Bakanlığı’mıza, TOBB’a ve ilgili kurumlara iletmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin düzenlemenin tüm hükümlerine dâhil edilmesi yönündeki ortak müzakere tezini desteklemeyi sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Baran Çelik de Türkiye’nin “Made in Europe” düzenlemesinin dışında bırakılmasının Avrupa açısından ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Türkiye ile AB arasındaki otomotiv ticaretinin karşılıklı bağımlılığa dayandığını ifade eden Çelik, Avrupa’dan Türkiye’ye 28 milyar Euro’luk satış yapılırken Türkiye’nin AB’ye satışlarının 26 milyar Euro seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Söz konusu rakamların iki tarafın otomotiv sanayisinin birbirini tamamlayan bir üretim ve ticaret yapısına sahip olduğunu gösterdiğini belirten Çelik, Türkiye’nin dışarıda bırakılmasının Avrupa’nın da önemli bir pazarı ve tedarik ortamını riske atması anlamına geleceğini söyledi.

Baran Çelik, “Avrupa ile ticaretimiz sektörde tek yönlü değil. Avrupa’dan Türkiye’ye 28 milyar Euro’luk satış var. Buna karşılık Türkiye’nin AB’ye satışı 26 milyar Euro. Bu rakamlar gösteriyor ki Türkiye’nin dışarıda kalması, Avrupa’nın da büyük bir pazarı riske atması anlamına gelir. Biz ‘Made in Europe’ değil, ‘Made with Europe’ kavramının benimsenmesini istiyoruz. Umarım bu yönde ilerleme olur” diye konuştu.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli de yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği’nin küresel sanayi rekabeti ve yeşil dönüşüm gerekçesiyle hazırladığı ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ kapsamında; Fransa ve Almanya arasında varılan uzlaşıyla Birleşik Krallık’a kapı aralanırken, Türkiye’nin ‘Made in Europe’ ve ‘Made in EU’ teşvik mekanizmalarının dışında tutulma girişimi Türk sanayisi ve iş dünyası adına kabul edilemez bir çifte standarttır” dedi.

Küpeli, “Avrupa Birliği, ABD’nin korumacı politikaları ve Uzak Doğu’nun haksız rekabeti karşısında kendi sanayisini korumak isterken, kendi kendine zarar vererek bir korumacılık tuzağına düşmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği için herhangi bir “üçüncü ülke” değildir. 1996’dan bu yana 30 yıldır Gümrük Birliği’ni kesintisiz uygulayan, AB dış ticaret mevzuatına ve standartlarına harfiyen uyan, bu süreçte AB lehine 350 milyar avroyu aşan dış ticaret açığını göğüsleyen tek büyük stratejik ortaktır” diye konuştu.

Bugün Türk sanayisinin, yalnızca otomotiv sektöründe dahi AB genelinde 250 binden fazla nitelikli istihdamı doğrudan beslediğine dikkat çeken Küpeli, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv tesislerinin yüzde 75’i Avrupalı dev ortaklıkların eseridir. Yıllık 30 milyar doları aşan otomotiv ihracatımızın yüzde 70’ten fazlasını gerçekleştirdiğimiz AB pazarında; nihai montaj veya menşe kriterleri arkasına saklanarak Türk fabrikalarını sübvansiyonlardan ve kamu alımlarından dışlamak, serbest pazar ve entegrasyon kurallarına uygun bir davranış değildir.”

Birleşik Krallık gibi Birlik’ten ayrılmış bir ülkeye ortak gümrük tarifesi ve pazar uyumu şartıyla ayrıcalık tanınırken, 30 yıldır bu kuralların tamamını eksiksiz tatbik eden Türkiye’ye kapıları kapatmanın izah edilemez bir durum olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk iş dünyası, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinde bu haksızlığa karşı tüm diplomatik, hukuki ve ticari kanalları en üst düzeyde kullanacaktır. Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin nihai karar mekanizmalarına çağrıda bulunuyoruz: Gerçekçi ve sürdürülebilir olan yaklaşım dışlayıcı bir ‘Made in EU’ değil; Türkiye’nin eşit ve tam yetkili ortak olarak masada yer aldığı ‘MADE WITH EUROPE’ anlayışı olmalıdır. Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği bir ortaklık olamaz. Ortaklıklarda kazan-kazan düşüncesi esastır. Bizler Türk sanayicileri olarak, Avrupalı iş ortaklarımız aracılığıyla, AB yönetiminin bu karardan en kısa zamanda dönmesi konusunda girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.