Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda gerçekleştirdi. Sunumunda yatırım fonu piyasasında yaşanan gelişmelere öncelik veren Yılmaz, tasfiyesine karar verilen bazı fonlara ilişkin kanun teklifinin komisyonda kabul edildiğini, düzenlemenin yasalaşmasıyla ön ödemelere hızla başlanmasının öngörüldüğünü bildirdi. Yılmaz, yatırımcıların korunması ve sermaye piyasalarına duyulan güvenin güçlendirilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik hazırlıklarının da sürdüğünü belirtti.

Yatırım fonları piyasasında yaşanan gelişmelerin finansal sistemin sınırlı bir alanında ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, gerekli idari ve adli tedbirlerin alındığını, sorunlu fonların tasfiye sürecinin başlatıldığını ve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diğer kesimlerine yayılmasının önlenmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Yılmaz, sürece ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Gerekli idari ve adli tedbirler alınmış, sorunlu fonların tasfiye süreci başlatılmış ve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diğer kesimlerine yayılmasının önlenmesi hedeflenmiştir. Başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu, ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde yoğun mesaisini sürdürmektedir. Bugüne kadar 6 toplantı gerçekleştirilmiştir. Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilmiştir. Söz konusu kanun teklifiyle Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların mal varlıklarından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararlarının sorumlularından tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır.

"Benzer sorunlar yaşanmaması için kanuni düzenleme hazırlıkları sürüyor" Kanun teklifinin yasalaşmasıyla hızla ön ödemelere başlamayı öngörüyoruz. Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için bağımsız otoritelerce alınan çok yönlü idari ve adli tedbirlerin ve yapılan uygulamaların yanı sıra yapısal unsurları içeren kanuni düzenleme hazırlıkları da devam etmektedir. Fon piyasalarında yaşanan sorunlarla ilgili kurum ve yetkililerin incelenmesi ve soruşturulması için Sayın Cumhurbaşkanı'mız tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu çalışmalarının da geleceğe yönelik atılacak adımlara ışık tutacağını değerlendiriyoruz."

Yılmaz, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarının ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirileceğini belirterek, yatırımcı haklarını daha güçlü koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısının oluşturulması amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Hazırlanan düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunmasının, kurumsal kapasitelerin artırılmasının, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) erken müdahale yetkilerinin güçlendirilmesinin ve sermaye piyasalarındaki ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılığının artırılmasının amaçlandığını kaydeden Yılmaz, sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Güçlü makroekonomik temellerimiz ve kararlı politika çerçevemiz, finansal piyasalardaki herhangi bir dalgalanmanın reel ekonomiye etkilerini sınırlamaktadır. Bu doğrultuda sermaye piyasalarımızın derinliğinin artırılması, finansal sistemimizin sağlamlığının pekiştirilmesi ve yatırımcı güveninin güçlendirilmesine yönelik adımlarımızı sürdüreceğiz. Finansal istikrarı güçlendiren, ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen politikaların kararlılıkla uygulanmasına devam edeceğiz. Kalkınma politikalarımızın son derece değerli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarımızı güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz. Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır."

Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumunda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi hakkında bilgi verdi.

Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile uyumlu hazırlanan bütçenin kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beşeri sermayenin güçlendirilmesini esas aldığını belirten Yılmaz, para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eş güdümün sürdürülmesinin, mali disiplinin korunmasının, kamu harcamalarında etkinliğin artırılmasının ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesinin bütçenin temel dayanakları arasında yer aldığını söyledi.

2026 yılı bütçe gerçekleşmelerine ilişkin tahminlerini paylaşan Yılmaz, merkezi yönetim bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 632 milyar lira ve faiz dışı fazlanın 193 milyar lira olmasını beklediklerini bildirdi. Yılmaz, 2026 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,1 olarak öngördüklerini ifade etti.

2027 yılı bütçesinde 230 kamu idaresinin yer aldığını belirten Yılmaz, bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olarak öngörüldüğünü kaydetti. Buna göre, 3 trilyon 868 milyar lira olarak tahmin edilen bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının yüzde 3,5 olması bekleniyor.

Mali disiplinin hükümetlerinin temel önceliklerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, bütçedeki faiz giderlerinin milli gelire oranına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2027 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,6 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz."

Türkiye ekonomisinin zorlu dış koşullara rağmen makroekonomik istikrarı önceleyen politikalar sayesinde dayanıklılığını koruduğunu belirten Yılmaz, ekonominin dezenflasyon süreciyle uyumlu bir büyüme performansı sergilediğini söyledi.

Dünya ekonomisinin 2020-2025 döneminde birikimli olarak yüzde 19,3 büyüdüğünü bildiren Yılmaz, Türkiye ekonomisinin aynı dönemde yüzde 35,3 büyüme kaydettiğini ifade etti. Yıllık ortalama büyüme oranlarına göre küresel ekonominin yüzde 3 büyüdüğünü, Türkiye'nin büyüme performansının ise yüzde 5 ile dünya ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini aktardı.

Türkiye'nin küresel ekonomideki konumuna ilişkin beklentilerini de paylaşan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Güncel tahminler doğrultusunda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında dünya ekonomileri sıralamasındaki konumunu koruyarak dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olması beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden bakıldığında ise ülkemizin dünyanın 11'inci, Avrupa'nın ise 4'üncü büyük ekonomisi olma konumunu sürdürmesi beklenmektedir. Jeopolitik gerilimlerin tırmandığı, enerji ve emtia fiyatlarının yükseldiği ve dış talepteki zayıflığın belirginleştiği 2026 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi dezenflasyon süreci ve sıkı para duruşuyla uyumlu olarak yüzde 2,5 oranında büyümüştür."

Yılmaz, ekonomik büyümenin 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve program dönemi sonunda yüzde 5'e ulaşmasının hedeflendiğini belirtti.

2026 yılı sonunda milli gelirin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkmasının, kişi başına gelirin 20 bin doları aşmasının ve Türkiye'nin yüksek gelir grubu için belirlenen eşiğin üzerinde yer almasının beklendiğini kaydeden Yılmaz, program dönemi içinde, 2028 yılı sonunda milli gelirin 2 trilyon dolar sınırını aşmasının öngörüldüğünü söyledi.

Kişi başına milli gelir tahminlerini de açıklayan Yılmaz, 2025 yılında 18 bin 103 dolar olarak gerçekleşen kişi başına gelirin 2026'da 20 bin 523 dolara, 2027'de 22 bin 285 dolara ve 2028'de 23 bin 419 dolara yükselmesinin beklendiğini bildirdi. Program döneminin son yılı olan 2029'da ise kişi başına milli gelirin 25 bin dolara yaklaşacağı tahmin ediliyor.

Yılmaz, enflasyonla mücadeleye ilişkin olarak Eylül 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,7 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Tüketici fiyatlarındaki artışın 2026 yıl sonunda yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesinin tahmin edildiğini aktaran Yılmaz, 2027 yıl sonu enflasyonunun yüzde 21'e gerilemesini hedeflediklerini ifade etti. Yılmaz, tek haneli enflasyona kalıcı biçimde ulaşılana kadar kararlı duruşun sürdürüleceğini kaydetti.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.